Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: yıldız1902
Eser Sıra Numarası: 160125eser03


KIŞ KELEBEĞİ


       Umut, benim usturlabım, gelecekle bağım, en verimli tarla suladığım. Ben umudu, kaleminin ucunda olan küçük ama kendi dünyasında dev bir kızım. Akıp giderken hayat önüne kattığı tüm taşlarla, kovalaşırken akreple yelkovan büyük bir aşkla, usumda düş yeşertiyor ve onunla geleceğe tutunuyorum. Rüzgâra karşı dimdik duran, sonbaharda renginden ayrılan, kara kışta kar altında kalan bir çınar gibi ben de baharın gelmesini bekliyorum. 

      Şu güz gününde binbir türlü hayalin rayihasına kapılıyor, gerçek hayata sarı yapraklarla dönüyorum. Çok değil on yedi yaşındayım ama kendimden büyük nice hayaller kuruyorum. Zorluklara göğüs geriyorum çünkü hayallerime giden yolun tam da buradan geçtiğini biliyorum.

      Hayat her zaman dilediğimiz gibi gitmiyor. Kimi düşler daha temelini atarken yıkılıyor. Çok çalışıp beklenmedik notla noktalanan sınavlar, niyet üstüne niyet edilip de bir türlü başlanamayan fikir inşaatları ve defalarca provası yapılıp hiç gerçekleşmeyen konuşmaların ağırlığı birikiyor içimizde. Umutsuzluğun gayyasına düşmeyip biraz daha çalışmak hedefi için, hayalini gerçekleştirebilecek cesareti kendinde bulanların yapacağı bir iştir. Nitekim benim de hayalim ve hayatım uyuşmuyor bazen ama ben yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen iyimserim çünkü günün birinde beyaz önlüklüler kabilesine katılabilecek cesareti kendimde buluyorum. Dedim ya büyük hayallerim var diye bir gün belki de hayallerime giden bu yolu tamamlayacak ve kalemi sağlam bir yazar olacağım. İşte benim için beklediğim bahar o zaman gelecek, kabuğumu kırıp çiçek açacağım. Benim çınar gibi ayakta durmamı sağlayan, beni sulayan ve günden güne büyütüp, yükselten iki etmen bunlar.

      Doktorluk, kelebeklerin kanatlarında taşıdığı umuttan beslenen, ulaşılması zor ve bir o kadar da sonsuz güzellikte olan gökyüzü adeta. Ve ben minik çınarcık sulandıkça uzayacağımı, günün birinde bu büyüleyici maviliğe ulaşacağımı düşünüyorum. Tüm zorluklara rağmen elimden geleni yapıyor, düşlerimin sonbaharda gizlenip kalmış yaprağım olmasını istemiyorum.
      Bir de yazıyorum. Büyük yazarların satırlarını okuyup kendimin sönük kalan yazılarından utansam da yazıyorum. Kelimelerin kalesine sığınıp kendimi kendimce emniyete alıyorum. Belki güzel yazmıyorum hatta çok çirkin bile yazıyorum ama olsun yazarların annesinin karnından usta olarak doğmadığını biliyor, bu düşünceyle her kötü yazımda kendimi biraz daha kamçılıyorum. Olumsuzlukları kalemimin mürekkebiyle yenmeye çalışıyorum.

     Sokakta burnumu sızlatan rüzgâr eşliğinde yürürken, yıllar sonra aynı kaldırımlardan hayallerime kavuşmuş olarak geçeceğimi düşünüyorum. O zaman sokaktan şükür ederek ve rüzgârın burnumu sızlatmasını umursamayacağımı kurgulayarak yüzüme yayılan anlamsız tebessümü hissedebiliyorum. İşte bu yüzden iyimserim çünkü nasipte varsa, bir gün bu hayallerimin hayatım olabilme ihtimalini düşündükçe bile yüzümdeki gülümsemeye engel olamıyorum. Gökyüzümün maviliğine âşıkken, yıkılmış çınarın karanlığını sevemiyorum.
      Sabah akşam dualarıma katık ettiğim, avucumun içinden öylesine güzellikte akıp giden bu düşler gözlerimi kapattığımda bu kızı başka dünyaya alıp götüren bir uçurtma ipi oluveriyor, beni bu dünyayla sonsuz gökyüzüne bağlıyor. Onunla tutunuyorum yeryüzüne ve düş kurmadığım bir dakika olmadığı gibi onun olmadığı dünyada başıboş bir uçurtma gibi savrulacağımı düşünüyorum. Maviliğe yavaş yavaş hırs ipini salarak ulaşmak varken birden yere çakılmayı göze alamayacak kadar çok çabalıyorum.

      Eğer bir şiir ise benim hayatım, ben bu şiirin en güzel mısrası olmaya adayım. Bitmesin, uzasın gitsin satırlar sadece bana değil başkalarına da umut versin, yüreklendirsin. Ben yok olsam da benimle birlikte gömülüp gitmesin şiirim. Haksızlıklara ve para merkezli dünyaya kafa tutsun kelimelerim. İlmek ilmek dualarıma işlediğim bu düşler benim gururum, sevincim olsun. Umut tarlamdan çürük meyve çıkmasın. Bilirim ki metrelerce karın altından yeşerecek rengârenk çiçekler, karanlığa batıp çıkan nice düşler vardır. Hayallerim kitap köşelerine çizilmiş bir resim olarak kalmamalı. Yeşermeli ve sadece bir iki yüreğe değil sonsuz gökyüzüne ulaşmalı, tüm zorluklarla alay edermişçesine.

      Önümde başarıyla bitirilmesi gereken bir okul, ulaşılacak gökyüzü ve bitmeyen bir şiir var. Arkamda kocaman yürekli bana kol kanat olan ailem ve yarıladığım yolum var. Daha söylemem gereken sözler ve savunacağım fikirler içimde doluyken benim karanlığa gömülmeye hiç niyetim yok. Göğüs kafesimde taşıdığım kelebekleri yerlerine ulaştırmak varken onları esir etmek benim şiirime aykırı. 

      Yine yağmur yağıyor. Camlara çarpan sesi kulağımda ve ben hayallere dalmış bir satır daha karalamaktayım. Küçükken kalemleri iğne yapıp doktorculuk oynamam, kâğıdı kendime dost bellemem bu hayallerin tohumuymuş ellâm. “Büyüyünce ne olacaksın?” diye soran herkese “doktor ve şair olacağım” demem göğüs kafesimde taşıdığım kelebeklerden kaynaklanıyor. Umudum tükenmiyor, çoğalıyor. Kalemin, kâğıtta süzülürken çıkarttığı sese bir ömür bağlıyorum çünkü hayatım bu satırlar arasında akıyor. Dua ve tevekkülle bir günü diğerine katıyorum.

      Umut, benim usturlabım, gelecekle bağım, en verimli tarla suladığım. Ben umudu, kaleminin ucunda olan küçük ama kendi dünyasında dev bir kızım. Akıp giderken hayat önüne kattığı tüm taşlarla, kovalaşırken akreple yelkovan büyük bir aşkla, usumda düş yeşertiyor ve onunla geleceğe tutunuyorum. Rüzgâra karşı dimdik duran, sonbaharda renginden ayrılan, kara kışta kar altında kalan bir çınar gibi ben de baharın gelmesini bekliyorum… 




önceki eser / sonraki eser