Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: yağmurkaçağı1925
Eser Sıra Numarası: 160220eser07



      DELİKLİ DUVARLAR
Önyargısız, bazen yüklüce bir ışık vuruyor geceden dilime. Soğuk yağmurların ıslak bakışları ardından geleceği seyrediyorum. Olabildiğine yaralı, alabildiğine kalabalık bir geçmişten geldim. Gücümü kederimden, gücümü yüreğimden, gücümü geçmişimden aldım ve  artık üzülemem. 
                   
Günlerden bir gün”lerle başlayan masalların zamanı dahi belirsiz kıldığı yıllardan, belirsiz zamanları bizzat yaşadığım yıllara nasıl sürüklendim bilmiyorum. Bu bir tür büyümek hali olmalı. Mavinin her tonuna mavi dediğim, camgöbeğinin adını bilmediğim, ya da sadece düştüğümde ağladığım yıllar buradan bakınca epey uzakta... Görünen o ki, bu uzun yaşam maratonunda koşmayı ben de öğretmişim kendime.
Minicik yüreğim acımaya başlamış ilk önce. Kollarımı kocaman açıp insanlara sarılmayı beklerken, acılarına sarıldığımda büyüdüğümü anlamıştım. Bağrıma bastıklarım gözyaşlarıydı. Saatleri ve yaşları olmayan kederleri satır aralarımı doldurdular. Yazılarımın başlığı, hüzünlerimin anlamı olup çıktılar. Çocuk halimle, gülücüklerimle ayakta tutmaya çalıştığım yaşamların kollarımda son bulmasını izledim. Büyümüştüm.  Çaresizliğin delikli duvarları arasında, çocukluğumla saklambaç oynadığım sıralarda büyümüştüm.
Kızıl kayboluşlar içimi yaktığında, tuttuğum dilekler yarım kaldığında, gözlerim acı feryatların ardından yaşarmaya başladığında ben genç bir kız olmuştum.


Delikli duvarlarıma yazılar yazmaya başladım sonra. Yumuşak sayfalardan kaldırım taşlarına uzanan hikayemi paylaşmaktan çekinmedim. Bu ömürlük maratonda koştuğum her yıl için gökkuşağından renkler topladım. Mavi artık camgöbeğiydi mesela, turuncu da kavuniçi, pembe; narçiçeği… Yazdım. Karanlıktan korktuğumda söylediğim şarkıyı, bahçede oynarken patlayan topumu, ödevlerimi, sınavlarımı, virajlarımı, yol ayrımlarımı, inişlerimi, çıkarken kayıp düşüşlerimi, başardıklarımı, başarmak istediklerimi, özümden verdikçe özüme dönüşlerimi, okuduğum şiirleri, çevirdiğim sayfaları, sonlarımı, sonsuzlarımı... Yaşama kadar her şeyi yazdım duvarlarıma. Fakat bir şey vardı ki, yan yana gelecek mecali kalmadı renklerimin..: Ölüm.

Yitip giden insanlarla hayal kurma sanatı... Saçları yanlardan örülmüş ekose elbiseli kız çocuğunu büyüten... Renkleri öğreten, umuda vesile…

Çiçek ektiğim toprağa çocukluğumu gömdüğümde zamanın belirsiz kılındığı yıllardaydık. Anlamıştım. Toprak kimseyi birbirine bağışlamıyordu. Çünkü onun da yükü ağırdı…

Fakat hiçbir zaman yaşama küsen biri olmadım. Öfkelendim, kızdım kimi zaman. Ama daha çok eğlendim onunla. Yaşamla birbirimizi eğittik. Ben acıları bırakıp ona sarıldım. Saçlarında annemin kokusunu duydum. O ise kulağıma yeni kelimeler fısıldadı, delikli duvarlarımı süsledi. Belirsizdi, ama çok güzeldi. Yaşattığı her şeye rağmen onu sevdikçe mucizesini esirgemeyendi.
Bugün hayatımın en zor sınavlarından birine hazırlanıyorum.Gecem gündüzüm bir oluyor. Heyecanlıyım. İnanıyorum. Ve başaracağım. 

Çünkü ben acılarımdan vazgeçtim ve onları öldürdüm. Bir insan ölür, bir yıldız kayar ve bir çocuk doğar. İçimdeki çocuğun hayalleri var ve bu sefer onu üzmeye niyetim yok. Örgülü saçlı ekose elbiseli kız çocuğunun umutları; benim geleceğim... Tüm ihtimallerine rağmen  yaşamak istediğim ve sonuna kadar inandığım. Kalbimdeki minik için. Uğruna savaştığım ve emek verdiğim her şey için. Uykusuz gecelerim için, üzerimde hakkı olan insanların hakkını ödemek için.

Hayallerim için... 
İyimserim; çünkü hayallerime ulaşmam için ellerimi uzatmam gerek…

İyimserim; çünkü yaşama bir borcum var…