Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: venüs0912
Eser Sıra Numarası: 160220eser23



UMUT CESARETTİR
Toprak için ne demekse su, insan ruhu için de odur umut. Susuz kalmış toprak gibi kurur, çölleşir ümidini yitirmiş ruh. İlk, göz kamaştırıcı hayaller söner. Sonra, fikirler çatlar. Duygular kırılır. Ardından, ruhu çevreleyen et, kemik bir kabuğa dönüşür, bir saklanma yerine…
Genç ruhlar arasında pek popüler olan bu yer, benim de zamanında uğradığım bir kaçış, bir sığınma bölgesiydi. İçerisi buram buram karamsarlık kokardı. Oraya girdiğiniz andan itibaren ağırlaşırdı bedeniniz, insanı boğarcasına çevrenizi sarardı mutsuzluk. Neyse ki uzun süre kalacağımı sandığım bu köhnemiş mekana deli kanım fazla dayanamamış, kısa sürmüştü ziyaretim. Kafamda yankılanmıştı Sherrilyn Kenyon’ın sözcükleri: “Hayat fırtınada sığınak bulmak değildir. Yağmurda dans etmeyi öğrenmektir.” Bu sözlerle hüsranla eğdiğim başımı kaldırmış, kendime sormuştum: “Pes etmek için çok genç değil misin?  Asıl, bu yaşta direnmek gerekmez mi hayata? Şu andan sonra, daha genç olamam. En güçlü olduğum bu dönemde kalkmam gerekiyor ayağa. Kalkıp mum yakmalıyım, karanlığa söveceğime. Hala nefes alabiliyorsam bir şeyleri değiştirme şansım da var demektir.”
Öncelikle kendisine verilmiş en büyük hediyenin yaşam olduğunu anlamalı insanoğlu. Öyle bir hediye ki bu, şekillendirilebilir, hatta değiştirilebilir. İstediğiniz gibi süsleyebilirsiniz de onu. Fakat ne yazık ki kimi ruhlar bu hediyenin ne kadar özel olduğunu kavrayamazlar ve yaşama teşekkür etmek yerine, ölümü arzularlar. Üzülmek yerine kızıyorum onlara. Öfkeleniyorum. Burun kıvırdıkları hayatlarına sımsıkı sarılacak insanlar var dışarıda çünkü. Ya da en azından bir geceyi huzurla geçirmeyi dileyenler… Sıcak yemeğin tadını merak edenler…  Hiç hak etmedikleri halde kendi ırklarının sorumsuzluğuna, hırsına, çıkarlarına kurban gidenler...
İşte bu yaşamak isteyip de yaşayamayan ruhlar için bile olsa direnmeli insan. Bu saygıyı en azından bahşetmeli onlara. Korkakça düşünceleri bir kenara bırakıp gücünün farkına varmalı. Pes etmek yerine savaşmayı seçmeli mesela. Her gün isyan edip yine de hiçbir şey yapmamak yerine kaybettiği umudu aramalı. “Adaletsiz bu dünyada ne umudu?” diye serzenişte bulunanlara der ki Ömer Hayyam:
“ Vefasız dünya diye yakınıp durma;  
  Dünya elindeyken tadını çıkarsana!  
  Herkese vefalı olsaydı dünya,  
  Sıra mı gelirdi senin yaşamana? ”
Kontrol edilemeyen şeyler için dünyaya küsmemek gerekir. Tam aksine, kalkıp onunla yüzleşmeli, “Yılmadım, ayaktayım!” diyebilmeli cesurca. Eğer bunu başarabilirse umut da ışığını esirgemeyecektir ondan. Aydınlatacaktır yolunu.  Tıpkı bir zamanlar ırkçılığın korkunç karanlığına gömülmüş Afrikalı kardeşlerimize “Bir hayalim var” diyerek gelecek güzel günlere selam durmuş Martin Luther King gibi… Kendisine ölüm kararını okuyan yargıca “Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz." sözüyle sadece gerçeğin aydınlığına sığındığını bir kez daha haykıran Giordano Bruno gibi… “tahta bacak” ına ve geçirdiği trafik kazasından sonra inanılmaz acılarına rağmen resme sığınarak inadına yaşamayı seçen Frida Kahlo gibi… Sinop hapishanesindeyken, içerdeyken ve zalimin zulmü onu sinsice takip ederken dahi, “Görmesen bile denizi/ Yukarıya çevir gözü/ Deniz gibidir gökyüzü/ Aldırma gönül, aldırma” diyebilen Sabahattin Ali ve daha niceleri gibi yine ve ille umuda, iyimserliğe sığınmalı kişi. Onların direnişleri, umudumuz olmaya yetmeli. Onların mücadeleleri ışık tutmalı geleceğimize. Her bahar ruhumuz yaşama arzusuyla nasıl dinçleşiyor, can buluyorsa tarihin bu yılmaz kahramanları da iyimserliğimizin özsuyu olmalı.
Umut güçlüdür. İnsanları kurtarır, devrim yapar, yeni bir çağ açar. Cömerttir de üstelik. Seve seve paylaşır gücünü. Hayallerin, hedeflerin ne kadar büyük olması umurunda değildir. En çok bu yanı cezbeder bizi zaten. Aynı zamanda kuvvetlendirir. Yalnız, vereceği gücün karşılığında bir şey ister bizden: Cesaret! Yolundan sapmayacak bir irade, dizlerimiz tir tir titrese de düşmemek için direnecek bir azim, yüreklilik ister. Çünkü sadece cesur ruhların kalplerinde yaşamayı sürdürebilir umut. Sadece mangal bir yüreğin harcıdır iyimser olmak, umut etmek, geleceğe yaşanası bir dünya bırakmak. 


önceki eser / sonraki eser