Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: tomris0303
Eser Sıra Numarası: 160222eser71



UMUDUN ÖZNESİ....
Kelimeler, kelimeler, kelimeler. Bazen o kadar zor oluyor ki onları kullanabilmek. Hele ki hislerimi, düşlerimi ifade edebilmek istiyorsam... Kelimeleri kullanarak her şeyi anlatabilirmişim diğerlerinin dediğine göre. Ama kelimeler her şeyi yaşatmaz ki. Duygularımızı anlatamadığımız gibi... Eksik geliyor, tamamlanamıyor cümleler. Bir şairin şiirini tamamlayacak o kelime için bir asır beklemesi gibi... Cümlelerimi tamamlayabilmeyi, düşlerimi ayakta tutmayı umut ile öğrendim ben. 

Umut, azalıyor geçen her gün, kalan günlerim gibi. Sonra çoğalıveriyor hiç düşlemediğim bir zamanda, hiç hesapta yokken. Her yaşanan, hayatıma giren her konuk oyuncu alıyor umutlarımdan bir tanesini. Ardından başlarken yeni bir güne tekrar yeni bir umut doğuyor içimde. Geleceğe dair, yaşama dair, her şeye rağmen... Ne kadar uzun yaşasak da her zaman kısacık bir yaşam sürdüğümüzü düşüneceğimiz bu dünyada belki acılarımızı unutabilmek tekrardan (u)mutlu olabilmemizi sağlayacak en büyük zenginlik olsa gerek umut. Ne ironi! Oysa bizler fakirin ekmeği der ve küçümseriz umudu, bilmeden elimizdeki en büyük zenginliği. Her hayata göre başka bir anlam taşır. Fakat her hayatın ortak yönü ise umutlarının olmasıdır. Umuda ihtiyacı vardır insanoğlunun. Umutsuz yaşayabilen var mıdır? Kendini öldürmeye karar veren bir insanın kararından vazgeçirendir umut. Öyle ki Yunan mitolojisindeki tüm kötülüklerin içine hapsolmuş olduğu Pandora'nın kutusundan en sona umut kalır, son anda kutunun kapatılması ile. Umudun uçup gidilmesine engel olunmuştur. İnsanların içindeki umuttur o; kötülüklerin yayılmamış olması umudu. Çoğu toplumda zayıflık olarak görülür diğer duygular gibi umut; insanlığa enjekte edilmiş en etkili zehirdir, panzehiri olmayan. İnsanlık bu durumda da her zamanki gibi karamsarlığını gösterir. Oysa bir umuttur insanı yaşatan, bir kelebeği yaşattığı gibi. Alışagelmiş, tekdüze geçen bir günün ardından tekrar dalmak gerek hayallere. Derin bir düşüncenin diplerindeyken karanlığı eşeleyip ışıldayan değerli taşların altındaki umudu çıkarmayı öğrenmemiz gerek bu dünyanın daha anlamlı olabilmesi için. Dikenli bir sarmaşık gibidir yaşam. Dolanmıştır arzusu bedenimiz en gereksiz uzvuna bile. Sarmalamıştır tüm güzellikleri. Fakat bizim o dikenli sarmaşıkları budayıp umutla sıkıca sarılabilmemiz gerek. Bütün yaşanmışlıklara, mutsuzluklara, hayal kırıklıklarına rağmen tekrar nefes alabilmek, yaşayabilmektir umut. Gençliğin bakış açısıdır bu nedenle umut. Genç yaşımızın vermiş olduğu avarelikle yakalar bizi. Her şeye iyimser bir aralıktan bakarız. Sizlerinde bir zamanlar yaptığınız gibi. Hatırlamaz mısınız şimdi dizlerinize vurup ah şimdi genç olsaydım dediğiniz o zamanları büyük insanlar. Genç insanların düşleri vardır. Topluma, alışagelmişliğe, düzene kafa tutarlar. Hayaller. Bazısı için sadece boş bir bardak, bazısı için ise dolacağını bilmek. Neden bu kadar küçümseniyor hayal etmek! Oysa her şey bir hayal ile başlamaz mı? Güvenilmesi gerek genç nesillere, geleceğe dair biraz da olsa umut besliyorsak. Umut dünyasıdır çünkü bu dünya. Ben yaşıyorum diyebiliyorsanız, nefes alabilen bir ölü değilseniz eğer vardır bir umudunuz elbette. Umutlarımızın gerçekleşmesini umut ederek yaşıyoruz. Herkes kendi dünyasında, umuduyla yaşarken umudun öznesi olan gençler yaşar en güzel bu dünyayı. Zira daha yaşamın tokadını henüz yememiş olduklarından umutlu mizaçları onları korur o sert vuruşu yiyinceye kadar. Yanıltmasın bu sözlerim sizi büyük insanlar. Umut, hayata sadece tozpembe bakmak değildir. Bazen deli cesareti gerektirir. İzleyenlere yürek yemiş bu dedirtir. Nefes almanı işkence haline getiren hüzne rağmen tekrar doğrulmaktır umut. Sabırdır aynı zamanda. Zorluklara nasıl göğüs gerebildiğini gösterir diğerlerine. İnanmaktır en önemlisi ise. Masaldır umut. Sonunun güzel bir şekilde biteceğine dair umut edilen bir masal...

Bir deniz kenarında olduğunuzu hayal edin. Küçük bir çocuksunuz. Kumdan kaleler yapıyorsunuz deniz dalgalarının kuma çarptığı yerde. Kalenizin diktiniz. Ve kocaman bir dalga gelip sizin kalenizin hiçbir zaman yapmamışsınız gibi yok ediyor. Ertesi gün tekrar deniz kenarındasınız. Tekrar kumdan bir kale yapıyorsunuz. Kaleniz bitiyor. Ama içinizden bir ses deniz dalgalarınız geçen sefer olduğu gibi her an kalenizi yıkabileceğini fısıldıyor kulağınıza. Siz ertesi gün yine o kaleyi inşa etmek için deniz kenarına iniyorsunuz. Kalenizi kum taneciklerinin üzerine dikiyorsunuz. Hiçbir zaman kaybedilmemesi gereken o duyguyla tekrardan dikiyorsunuz kalenizi. İşte size bunu yaşatan umuttur. Şayet şu an yaşıyorsanız vardır sizinde bir umudunuz. Hayata anlamını veren umuttur çünkü. En karanlık anlarınızda parlayan küçük bir aydınlık ışığıdır umut. Aydınlatır, yaşadığını hatırlatır. İnanır insan umuda yaşamak istediği kadar. İnanmazsa yaşayan bir ölü olur insanoğlu umutsuzluk içinde kıvranan. Belki de fazla iyimseriz biz gençler olarak Nietzsche'nin dediği anlamda çizemiyoruz dünyayı. Belki en büyük isteğimiz olan anlaşılma umudu ile dolduğumuz için umuttan vazgeçemiyoruzdur. Bu kadar iyimserizdir belki bu nedenden.



önceki eser / sonraki eser