Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: sotla1896
Eser Sıra Numarası: 160219eser21




              UMUT PENCERESİ
    Zaman öylesine garip bir kavramdır ki, ne anlayabilmek mümkündür ne de anlatabimek. Her insan için farklı bir anlam ifade edebilir. Emin olabildiğimiz tek bir şey vardır, o da her insanın belirli bir miktarda zamanı olduğu. Bu miktar bazılarımızda daha azdır, bazılarımızda daha çok. Fakat önemli olan zamanımızın miktarından ziyade onu ne kadar iyi geçirdiğimizdir. Peki hayatta hiç kötü durumlar yaşamıyor muyuz? Bir insan nasıl olur da her zaman mutlu olabilir,nasıl hep güçlü kalabilir? Bu sorunun cevabı şüphesiz, bakış açısıdır. Çünkü bakış açısı, olayların bizim açımızdan gidişatını değiştirebilecek kadar önemli ve güçlü bir kavramdır.
     Hayatta, elbette, başımıza olumsuz durumlar gelebilir hatta hayata kötü bir başlangıç da yapmış olabiliriz. Bazen gücümüz tükenir, yaslanıp ağlayabilmek için bir omuza, şefkatle bakan gözlere ihtiyaç duyarız. Öyle ki bunları bulamayanlar da vardır. Kimi insan sınavı kötü geçtiği için üzülüp ağlayabilir, kimisi ise çok istemesine rağmen sınavlara çalışma imkanları olmadığından üzülür. Bir başkası annesini kaybedince ağlayarak yasını tutarken; öteki annesini hiç tanıyamamış,ona hiç sarılamamış olmasındaki burukluğu yaşar. Bize ağlamak için çok sebeplerimiz varmış gibi gelir. Diğerinin yüreğindeki acıyı görüp şükretmeyi öğrenemeyiz kolay kolay. Alışmışız çünkü böyle yaşamaya, en ufak pürüzleri görmeye. Kıymetli vaktimizi, üzülerek ağlayarak harcamaya alışmışız. Oysa mutlu olmak için her an bir sebebimiz vardır. Annemizi kaybedişimizi görmek büyük bir acıdır,elbette bizi çok üzer ama hiçbir zaman gözlerimizin görmesi mutlu etmemiştir bizi. Aynı şekilde aylardır hazırlandığı koşu yarışında başarı elde edememek üzer insanı, ama yürüyebilmek tebessüm etmesine sebep olmamıştır hiç. En  tuhafı ise ağlamanın hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini bildiğimiz halde bunu yapmaya devam ediyor oluşumuz. Belki ağlayarak kaybettiğimiz vakti, eğer mümkünse, olayın rotasını değiştirmek için harcasak bir miktar da olsa iyi sonuçlar açığa çıkacaktı ancak genellikle bu ihtimal insanların aklına bile gelmez. Neden bilmiyorum, belki kötüyü görmek daha kolaydır. Belki bardağa dolu tarafından bakmak,umudunu yitirmemek, güçlü kalıp mutlu olabilmek daha zordur. Belki de daha farklı sebepler. Ama sonuçta, insanın hayata meydan okurken sahip olduğu en büyük silah tebessüm etmek değil midir? Hayatın her vuruşunda, her darbesinde ayağa kalkarak ona güçlü olduğumuzu göstermemiz gerekmez mi? Evet, insanoğlunun öğrenmesi gereken en büyük hususlardan biri, kendine hükmedebilmektir. Zaman zaman üzülüp, zaman zaman sevindirir bu hayat bizi. Asıl başarı hepsini yerinde yapabilmek, geçmişte iyi yada kötü ne yaşamışsak yaşayalım geleceğe umut dolu bakabilmektir. Eğer bu başarıyı yakalayabilirsek, hayatın, ufak tefek şeylere üzülmeye değecek kadar kısa olmadığının bilincine varmış oluruz. Bu bilinçteki bir insan ise vaktinin ve kendinin kıymetini bilir, her anının tadını çıkarmaya bakar. Nerede,kiminle olduğu değil; Dünya'da ve yaşıyor olduğu önemlidir.
     Cemal Süreya ne güzel söylemiş: "Hayat kısa, kuşlar uçuyor."  Hayat, gerçekten çok kısa. Bunu günlük hayatımızda da fark edebiliyoruz. Eminim ki hepimizin sık sık kullandığı bir cümledir ' Ne çabuk geçti!' . Madem ki bu kadar kısa ömür, madem ki yaşadığım zamanı geri alamıyorum, öyleyse yaşlandığıma üzülmek yerine yaşıyor olmamın kıymetini bilip, her anımı gülerek geçireceğim. Kötü şeylerin hayatıma etki etmesine müsaade etmeyeceğim, mümkün olduğu kadar görmezden geleceğim. Velhasıl kelam iyimser olacağım. Çünkü en siyah gecelerin dahi aydınlığa bağlanacağına yürekten inanıyorum...


önceki eser / sonraki eser