Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: selo0527
Eser Sıra Numarası: 160219eser17



       UMUT NEREDEN
        Her insanın sorunları vardır. Gençlik çağında genellikle bu sorunlarda artış görülür. Çünkü insan genç olduğu zaman daha önce farkında olmadığı şeylerin farkına varmaya başlar. Bunun yanında gelecek için yapılan planlamalar gençlerin içinde bulunduğu sorunların artmasına sebep olur. Sürekli düşünceler içerisinde gidip gelir insan. Peki ya bu sorunlar gelecek planlamalarımızın önüne geçerse? Ya bizi kısıtlar ve amacımıza ulaşmamıza engel olursa? İşte tam bu düşünceler içerisinde insan karamsarlığa kapılmaya başlar. Gelecek adına yaptığımız planların, ümitlerimizin ve azmimizin yerini bir anda karamsar düşünceler alır. Ve bir de bakmışız ki bu düşünceler bizi başarısızlıktan başarısızlıklara sürüklemiş, bizi kendine mahkûm etmiş ve gün geçtikçe hayatımızı daha da köreltir hale gelmiş.  Ve maalesef bu şekilde yaşayan insanlar ya mutluluklarından olmuş ya da rüzgarın önündeki yaprak gibi savrulup gitmiş.
       Peki, tüm bu karmaşıklığın, karamsarlık denen ebedi belanın bizi pençesine alıp geri kalan hayatımızı bir zavallı gibi geçirmemize sebep olmasına nasıl engel olabiliriz?  İnsanları felç eden bu hastalıktan kurtulmanın yolu nedir? Aslında dostlarım, bunun tek bir gerçek yolu vardır. Birçoğumuz bunun ne olduğunu bilmekte ama tam olarak nasıl hayata geçireceğini bilmemektedir. Karamsarlıktan ve mutsuzluktan kurtulmanın tek yolu, karamsarlığın düşmanı olan ‘Umut’ tur.  “ Umut… Geveze kuş…”
       Umutlu olmak, her ne koşulda olursa olsun insanı hayata bağlı tutar. İnsanın umudunun olması, amacı olması anlamına gelir ve amacın da azimle bir araya gelmesi “ ideoloji” kavramını oluşturur. Bir insanın gerçek anlamda ideolojisi varsa yaşamı boyunca bu amaç uğruna yaşar, bu amaç uğruna çalışır ve umudundan doğan inancının doğru olduğuna inanmaya başladığı an o insan hayatı boyunca karşılaştığı tüm engelleri aşacak ve karamsar düşüncelerden uzak, mutlu bir yaşam sürecektir. Bahsettiğim ideoloji her zaman olumlu bir anlam içermez. Bir insan iyi de olsa kötü de olsa bir amaç uğruna hizmet ediyor ve onun uğruna yaşıyorsa idealisttir ve idealist insanlar umutsuzluğa kapılmadığı için çabalamaktan vazgeçmezler ve bu sayede karşılaştıkları tüm zorlukların üstesinden gelerek eninde sonunda amaçlarına ulaşır, ulaşmasalar bile doğru olduğuna inandıkları amaçlarını gerçekleştirme uğrunda mutlu, huzurlu, gururlu ve vicdanı rahat bir şekilde yaşamlarını sürdürürler.
         İnsanın umudunun olması, sadece amacı olması anlamına gelmez. Umutlu olmak, başka bir anlamda, yaşanılan tüm sıkıntıların biraz da sabır yardımıyla zamanın akışına teslim edilerek kendi kendine yok olmasını beklemektir. Fakat ben bu yöntemin sağlam olmadığını düşünüyorum. Gücü olan insan umutlu ve azimli olup yaşanılan tüm zorluklara karşı umutlarından ve ideolojisinden vazgeçmemeli. İşte tam bu noktada bir kavram daha dayatır kendini, daha iyi, daha insanca ve güzel olan adına “ aksiyon”. Yani bir zamanların meşhur şarkısında söylediği gibi “  bir şey yapmalı” duygusu ve bu duygunun iteklemesi. Elbette bu güce sahip olamayan insanlar var. Küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş ve sokaklara düşmüş bir çocuğu düşünün. Her gece nerede yatacağını düşünüp, ertesi gün yiyecek bulup bulamayacağından, belki de yaşamına devam edemeyeceğinden korkan bir çocuk. Mutlu olmak için yapabileceği tek şey masum bir şekilde tüm bu sıkıntılardan bir gün kurtulacağına inanmak ve geri kalan hayatını zamanın akışına teslim etmek. Ancak şu var ki her iki durumda da ortak bir kavramın rolü söz konusu. İdealist ve azimli insan da, sokaklarda yaşam mücadelesi veren çocuk da aynı ağacın dallarına tutunmuş durumdalar, yani umuda. Bilinç, kendini bilme, kendi hayatının gidişatına yön verme gücü taşıyanlar tam da bu anda benim “ umutlu kalma sorumluluğu” diye adlandıracağım gücü dünya insanı olmak ve dünyaya insan kazandırmak adına kullanacaklar. “Aksiyon” la da bireysel ve toplumsal zeminde, umudu hayalperestlik gibi düşünmeyi önleyecekler.
      Zor ve çok sıkıntılı bir yaşantımız olabilir ya da daha rahat fakat yine de sıkıntılı bir yaşam. Hiç fark etmez. Eğer ki siz yaşamınıza düşkünseniz, mutlu yaşamanız gerektiğine inanıyor ve karamsarlığın derin sularında kaybolmak istemiyorsanız yapmanız gereken “ umutlu kalma sorumluluğu” nu üstlenmektir.  
      Unutmayın ki tutunduğunuz dallar dikenli veya tehlikeli olabilir; fakat kırık ya da zayıf olmadığı sürece ve siz de o dalla tutunarak tırmanmaktan vazgeçmedikçe o dallar sizi elbet bir gün ağacın tepesine ulaştıracaktır.


önceki eser / sonraki eser