Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: seda4211
Eser Sıra Numarası: 160218eser21



İYİMSERİM….
İyimserim çünkü hayat ne kadar zorlayıcı ve üzücü olsa da mutlu eden ve geleceğe dair umut barındıran şeyler bulmayı başarabiliyorum. Hayatta kötü olan her şeyin bizi gerçek mutluluğa hazırlayan birer tecrübe olduğuna inanıyorum ve kararlarımı buna göre alıyorum. Asla üzüntüyü düşünmüyorum. Bu hayata sadece bir kez geldiğimi ve bunu kötümserlikle ziyan etmeyeceğimi biliyorum. Bardağın her zaman dolu tarafına odaklanarak gerçek mutluluğu ve o mükemmel hayatı bulacağımı biliyorum, bulamasam bile iyimserliğimle hayatımı mükemmel görebileceğimin farkındayım.
Hem bu hayatta üzüntülere odaklanmanın amacı nedir ki? Üzüntülere odaklanmak bize karamsarlıktan başka bir şey getirmez hatta ve hatta elimizde olan güzel şeyleri de alır bizden. Çünkü artık bir zevk duymamaya başlarız etrafa karşı. Tek yapabildiğimiz karamsarlığın bizi içine çekmesine izin vermektir. Biz karamsarlığa izin verdikçe o bizi hayattan koparır ve hayattan yakınan, ondan zevk almayan ve küçük mutlulukları yakalayamayan birine çevirir. Oysaki hayatta mutlu olmak için pek çok neden vardır. Güneşin doğuşu, kelebeğin uçuşu, rüzgarın sevimli esintisi... Her şeyin başı istemektir, der bana hep annem, haklıdır da. Bir insan mutlu olmak istedi mi önünde hiçbir engel kalmaz. Bir insan istediğinde güneşin doğuşundan bile mutlu olabilir. Yeni bir gün başlamıştır artık ve yaşanacak yeni maceraların başlangıcıdır. Kim bilir neler neler olacaktır yeni günde?
Üzüntü veren olaylar olur ve geçmişte kalır. Eğer biz onlara çok odaklanıp kendimizi üzersek, o üzüntüyü atlatana kadar geçecek süre boyunca olacak iyi olayları kaçırırız. Belki de kaçırdığımız olay hayatımızı kökünden değiştirip bize sonsuz mutluluğu bahşedecek bir olaydır. Asla bilemeyiz, çünkü çoktan kaçırmışızdır ve belki de bir daha böyle bir mutluluk yaşama şansımız olmayacaktır, o an karamsarlığa kapıldığımız için sonsuza kadar mutsuzlukla cezalandırırız kendimizi. Hem bir söz vardır: "Her fırtınanın ardından gökkuşağı çıkar." Eğer bu sözü hayat felsefesi edinmeyi başarırsak zaten olumsuz olaylardan o kadar etkilenmemeye başlarız çünkü "fırtına sonrası gökkuşağına" inanıyor oluruz.
İyimserim çünkü bu hayatta her kötülüğün içinde bir tutam iyilik bulunduğunu ve bu iyiliği ortaya çıkarmanın olanaksız olmadığını biliyorum, iyimserim çünkü her insanın ikinci bir şansı hak ettiğine inanıyorum. Sonuçta insanlar kusursuz değildir, değil mi? Hepimizin içinde eksik taraflarımız vardır. Kimimizde daha az, kimimizde daha çok. Bizi birbirimizden ayıran da budur. Bizleri birbirimize sıfatlar bulmaya iten, ahlak ile ahlaksızlık sınırını çizdiren, toplum düzenini belirleyen...
Bizim için kötü kötüdür, iyi de iyidir genelde. İnsanları yargılarken - izlenim oluştururken - daha derinini göremeyiz biz insanoğlu olarak. Oysa bizim iyi gördüklerimizin içinde nice kötülükler, kötü gördüklerimizin de içinde nice iyilikler vardır. Eğer biz bunu görmeyi başarırsak insanları olduğu gibi kabullenip herkese buna göre davranabiliriz. Bunun iyimserlik ile olan ilgisine gelirsek eğer şunu söylemek gerekir: İnsanları iyi-kötü diye ayırmak bize güvensizlik ve endişe duygusunu getirir, yaptığımız çoğu şeyden kaygılanmamıza sebep olur ve hayatımızı etraftan zevk almadan negatifliğe odaklanmış bir şekilde sürdürürüz. 0ysaki her iyinin içinde kötü, her kötünün içinde de iyi olduğunu bilirsek insanları ayırmayı bırakıp herkese aynı derecede saygı duymaya başlarız ve kendimizi daha pozitif hissederiz çünkü korkmamızı ve endişe duymamızı gerektirecek şeyler de ortadan kalkmış olur, biliriz ki bize zarar verme potansiyeli herkeste aynıdır fakat bunu büyük bir ihtimalle eyleme geçirmeyecektirler.
Her insanın hata yapma potansiyeli vardır ve her insan hata yapar. Sadece bazılarımız diğerlerinden daha fazla yapar. Çoğu zaman aynı hataları tekrar tekrar yaparız, öğrenene kadar tekrarlarız. Bu süreç hayatın bir gereğidir. Bunu iki bireyin eğitim alırken farklı sayıdaki tekrarlarda ancak konuyu anladığı örneğiyle pekiştirebiliriz. Eğitimde bu olay çoğunlukla hoş görülürken günlük hayatta yapılan hatayı hoş görmekte zorlanıyoruz. Oysaki hepimizin ihtiyacı olan şey çoğu zaman ikinci bir şans oluyor; iş yerinde olsun, arkadaş ilişkilerinde olsun...
Yaptığımız bir hatadan dolayı cezalandırılmamız bizi bir daha hata yapmamak için hiçbir şekilde risk almamaya iter ki bu bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir bence. Bir insan aldığı risklerle insandır, bir insan yaptığı hatalarla insandır; bir insanın elinden hata yapma cesaretini alırsak aynı zamanda o insanın tecrübe edinme, hayatı deneyimleme hakkını da elinden almış oluruz. O hakkını elinden aldığımız insan korkak, başarısız ve üzgün bir birey haline gelir. Her hareketini sorgulamaya başlar, ya hata yaparsam diye korkar ve önüne gelen fırsatları da bu yüzden kaçırabilir.
Oysa biz bir insana ikinci bir şansı verirsek, o bundan ders alabilir, yaşamı deneyimleyebilir; yaptığı hatadan bir ders çıkartacağı için de bize davranışları o yönde şekillenir ve biz de daha mutlu oluruz.
Kısacası bu hayatta iyimser olabilmek için birçok neden vardır. Ben bu nedenleri görüyorum ve yaşamımda uyguluyorum. Hayatı kendim için güzel ve eğlenceli bir hale getiriyorum, kendi mükemmel dünyamı yaratabiliyorum. Etrafımdakilerin düşüncelerini önemsemiyorum çünkü benim için tek ve en önemli şeyin kendim olduğunu da biliyorum.
İyimserim çünkü empati kurabiliyorum. İyimserim çünkü hayattan zevk almayı biliyorum. İyimserim çünkü insanları anlayabiliyorum. İyimserim çünkü başkalarının benim hakkımda ne düşündüklerini umursamıyorum. İyimserim çünkü kendi hayatıma mutlu edici yönde şekil verebiliyorum. İyimserim çünkü bardağın dolu tarafını görüyorum. İyimserim çünkü kendimle barışığım ve kendimi seviyorum.


önceki eser / sonraki eser