Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: sanrı1789
Eser Sıra Numarası: 160221eser11




İNANÇLA, GÜLÜMSEYEREK...
Güneşin ilk kez benim için doğuşunun üzerinden on beş yıl geçti. Şimdi ben gürüldeyerek akmakta olan bir kanın pompalandığı coşkulu bir kalbe sahibim. Önümde dopdolu bir gelecek var. Ben, yazarın roman kahramanı için yazdığı mutlu sonun kapanına mahkum bir okuyucu değilim, ben bir şeyleri değiştiremeyecek kadar bitkin değilim, ben beklemek zorunda değilim. Ben yeni bir dünya yaratabilirim. Ben kahramanın kendisiyim.
Ben iyimserim. Çünkü önümdeki upuzun yol sapaklarla dolu, hangisini seçeceğimse bana kalmış. Aştığım her bir engel, döndüğüm her bir kavşak, takıldığım her bir taş benim ayak izlerimle şekillenecek ve eğer çıkmaz sokakla karşılaşırsam da... Geri dönüp tekrar denemek için vaktim var.
Ben iyimserim. Çünkü özgürüm; koşabilirim, uçabilirim, dokunabilirim bulutlara, ayak basabilirim Mars'a, yazabilirim sayfalarca ve gülebilirim her fıkraya. Dünya benim hayallerimin önderliğiyle değişecek ve seyirci olma sırası bir önceki nesle geçerken perdede oynayacak olan oyun, benim gösterim olacak. Tahttan indirecek olan da, tahta çıkaracak olan da ve hatta tahta çıkacak olan da ben olacağım. Ne olacağımı bilemeyebilirim ama buna karar verebilirim. Henüz "ben" olamamışsam da, bir "ben" yaratabilirim.
Ben iyimserim. Belki hayallerim fazla ütopik, belki duygularım fazla taşkın. Belki de, kimi zaman beynim kullanım dışı denecek kadar karışık. Ama her şeyden önce cesurum. Baş kaldırabilecek kadar cesur, haykırabilecek kadar cesur, harekete geçebilecek kadar cesur. Kurşun kalemimle çizdiğim, sulu boyalarımla boyadığım dünyamı, şarkılar ve şiirlerle süsleyebilecek kadar cesur.
Ben iyimserim. Benim bardağım, yarısı dolu olanlardan. Eh, değilse bile kalkıp doldurabilirim.Ben iyimserim. Biliyorum ki karşıma çıkacak olan engeller, aşılması gereken yıllardan ibaret olmayacak. Gençliğin enerjisine yetişemeyen sabit fikirli insanlar, despot otoriteler, kısıtlayıcı fikirler beni durdurmaya çalışacak. Zorluklarla karşılaşacağım. Ama her birinin karşısında dimdik kalacak gücüm olacak. Kendi ideallerimin peşinden giderken durdurulamaz hissedeceğim. Ayak izlerimi kazıya kazıya her seferinde başka bir yarışın başka bir varış noktasına ulaşacağım.
Ben iyimserim. Önümde uzanan ve belirsiz bir sürü noktaya varabilecek olan bu yol, kazanılacak anılar, edinilecek arkadaşlar ve yaşanacak tatlı kalp kırıklıklarıyla dolu. Bunları biriktirecek ve sahnede izleyici olma sırası geldiğinde bir sonraki nesle bu tecrübelerimi sunacağım.
Ben bu seçenekler dünyasının ortasında, sonu meçhul binlerce kombinasyonun arasında kaderimi belirleyecek olanı seçerken, yine de iyimserim. Yaşam denen yol, bir şeyleri doğru yapmamız veya diğer bütün insanlarla birlikte tek bir hedefe ulaşmamız gereken bir otoban değil. Aslında bu yol, toprak kokulu, gösterişsiz bir koşu yolu. Koşarken ayaklarımızın altında şekil değiştirmeye müsait, kimi zaman ölü bir kurbağayla ya da sert bir çakıl taşıyla karşılaşabileceğimiz, zaman zaman da yoldan çıkıp ağaçların arasında gezintilere çıkabileceğimiz toprak bir yol. Ve en güzeli de, yorulduğumuzda koşmayı bırakabilir, kuşların cıvıltısını dinleyerek yavaşlamanın, akciğerlerimizi tertemiz oksijenle doldurmanın ve rahatlamanın tadını çıkarabiliriz.  
Mesele, tat almakta.
Mesele, yağmur yağdığında ıslanmanın, güneş açtığında ısınmanın keyfini sürmekte.
Yaşamı ve geleceği neye benzetirsek benzetelim -bir kapı, bir yol, bir yarış, bir dans- her şey sürprizlerle dolu. Her şey değişebilir. Her şey değiştirilebilir. Ve bizler, her şeyden keyif alabiliriz.
Mesele, gülümseyerek bakabilmekte.


önceki eser / sonraki eser