Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: sabır0000
Eser Sıra Numarası: 160221eser32



O ZAMAN ŞİMDİ "KESTİK"
            "Önceden, neler olacağını bilmediğinden seçim yapamıyordu. Şimdiyse neler olacağını bildiği için, seçim yapması imkânsızlaştı."  diyordu MR. Nobody filminde. Bilinmeyenin, belirsizliğin  hayatımızı teknolojiden daha kolaylaştırdığını düşünmüşümdür hep. Çünkü hayatın karşımıza çıkardığı her zorluğa bir imkân tanır belirsizlik. Böylece biz, her süper kahraman filmlerinden sonra bir gün uçup uçamayacağımızın hayalini kurarız. Yine, yeni ve yeniden.
              Hiçbir eşya, ona sahip olmak istediğimizi fark ettiğimiz andan itibaren, bizim olup olmayacağının belirsizliğini yaşadığımız an kadar kıymetli değildir. Hatta bu paha biçilmez kıymet; elimize satın aldığımız eşyanın fişi geçene kadar dinmez. Artık, hayatımızdaki her şey gibi, düşlemeyi bitirdiğimizde ve varsayılan zirveye ulaştığımızda kıymetli olanın bir değeri kalmamıştır. Geleceğimin, gelip gelmediğinin bile farkında olmadığım bu kapıyı çalmak nedir bilmez misafirimin, tüm belirsizliğine rağmen umutla hayal kurmamı sağlayan sebep işte budur. Sahip olamamanın, zirveye daha(!) ulaşamamanın verdiği haz. Çünkü her şeyin başı gibi sonu da hiçtir ve yaşam belirtisi sadece iki hiçliğin arasında alınan nefeslerden ibarettir. Hiçlik mertebesinde dünyaya gelen umutlu insancıklar, yaşamları boyunca hayallerini kurduğu ideal hayatlara ulaştığında, dahası yeniden hayal kurmaya başlayıp kendi üstün gördükleri makamlara geldiklerinde anlarlar ki yoğurdun gölden mayalanmadığını ve yoğurt kabının da bir sonu olduğunu. "Hiç" yoğurt kalmadığını anlayan insanlar, içlerindeki huzursuz boşluğu dolduramayacağını bilmenin verdiği huzurla gözlerini kapamayı beklerler. Belirsizliğin, bilemezliğin, geleceğe olan cehaletin belki de en güzel tarafıdır bu. Seçim yapamadığımız, içinden çıkamadığımız halde a noktasından b noktasına gidecek bir sürü yol buluruz kendimize. İyimserim çünkü kendi imkânsızlarımın sınırını bilmiyorum ve bu öğrenmek isteyebileceğim en son şey olacaktır. Ben kendi filmimin kahramanıyım, başrolüyüm ve yönetmeniyim. Hala(!) eğer dünya kurtarılacaksa ben kurtaracağım çünkü ben gencim. Eğer biri öldüğünde üzülünecekse o kişi benim. Çünkü seyirci ancak süper kahraman öldüğü zaman üzülür ve kahraman dünyayı kurtarmaya çalışırken binaların altında kalan onca insan kimsenin umurunda değildir. Sanırım, kimse bir kahramanlık filminde hatırlanmayacak bir figüran olmak istemez. Kimse dünya makinesinin yedek parçası olmak istemez. Ve kimse bu adil  belirsizlikten dolayı, yedek parça olup olmadığını bilemez. Eğer bilseydi, seçim yapması, yaşamaya devam etmesi imkânsızlaşırdı.
Bu bir şeyi satın aldıktan sonra taksitini ödemenin eziyetine benzer. Alınan alınmıştır, kullanılmıştır ve eskimiştir. Siz ise artık kıymeti kalmayan bir şeyin ücretini ödemeye devam edersiniz. Ben neyi ne zaman alacağımı bilmiyorum, ama sahip olmak istediğim bir şey için para biriktirmek, çalışmak ve beklemek; beni, ona sahip olmaktan daha mutlu edecek ve heyecanlandıracaktır. Geleceğime sahip olmak, ona ulaşmak, onu yaşamak istiyorum. Ama belirsizliğin getirdiği umut biz küçük ceviz tanelerinin ileride kocaman bir dağa dönüşebileceği hayalini süslüyor. Geleceğimi arzularken, hayallerimi kurarken  yaşadığım her şeyin  "geleceğin ta kendisi" olmadığından da emin değilim. Çünkü her kelimemden önceki boşluk bile geçmişken, geleceğime dair umutlarımı yazarken ki çabam belki de "geleceğin ta kendisidir."  Ve gelecek "şuan"dan daha fazlası değildir. 
        Kendi filminin kahramanı olan ve yoğurt kabının dibini görmeyi istemek yerine yoğurdun tadına varan gençler olarak geleceğe umutla bakabiliyoruz. "Gelecek" olanın belirsizliği, "geldi"ğinde matah bir şey olabilir. Bu yüzden gelene kadar en güzelidir. Gelene kadar "kestik" diyip dinlenebileceğimiz, hayatı durdurduğumuzu sanabileceğimiz bir film, kendi filmimizdir. Bilinmeyen umudu besler ve gelecek bizi heyecanlandırır. Biz de geleceğimizin "güzellikler" getireceği kanaatine varırız. Tıpkı dibini bilmediğimiz kuyudan içtiğimiz suyun, ne kadar temiz ve güzel olduğu kanaatine bir umutla vardığımız gibi.


önceki eser / sonraki eser