Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: rüzgar3435
Eser Sıra Numarası: 160221eser54




                 PEKİ YA SEN?


    Gençlik; insan hayatının en anlamlı, en deli dolu olduğu dönemidir. Ne küçük bir çocuk gibi sonunu düşünmeden ânı yaşayarak hayata devam edilir ne de bir anne baba edasıyla her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülür. İlerideki o güzel hayatın ana temelleri bu dönemde atılır. İşte bu yüzden yaşayacağımız hayatı biraz da biz seçmekteyiz. İyimser olmak tam da bu noktada bizim için büyük önem kazanıyor. Hayatımızın baharında yaşadığımız,  bir dev gibi gördüğümüz, aslında bir bardak suyun içinde çırpındığımız o küçük sorunların, karmaşıklıkların ömrümüzün daha ilk adımları olduğunu bilerek devam etmeliyiz yolumuza... Belki de daha çok tökezleyeceğiz; dizlerimiz, dirseklerimiz kanayacak…”Açılan hangi yara, iyileşmemiş bu hayatta.” diyecek, gözlerimizi ufka dikecek , derin bir nefes alıp adımlarımızı sıklaştıracağız…
  
   Çocukken masal okumayanımız yoktur büyük ihtimalle. Neredeyse hepimiz Pollyanna masalını biliriz. Pollyanna, yaşadığı her olaya iyi tarafından bakan, o küçücük umut ışığının arkasındaki güzelliği gören bir kahramandır. Yaşadığı kötü olaylardan bile bir kapı aralayıp tutunabilecek bir iyilik dalı çıkartmayı iyi bilir. Kendisini bu şekilde rahatlatıp mutlu eder. Bu demek değildir ki her olaya iyi tarafından bakıp, başımıza gelebilecek kötülükleri göz ardı edelim. Hayat sadece güzelliklerin, iyiliklerin olduğu bir yer değil elbette, ama kötü düşünmek kötülüğü davet etmez mi? Rastgele,  herhangi bir konu hakkında, hiç emek harcamadan, “Nasıl olsa ben bunu başaramayacağım.” düşüncesini beynimize kazırsak, bu düşüncemiz bizi tabi ki yalnız bırakmayacak, olumsuzluk olarak geri dönecektir.

İnsanın bu hayattan en büyük beklentisi nedir? Hepimizin her şeyden önce ilk isteği mutlu olmak değil midir? “Bir mutlu olayım, gerisi gelir.” demez miyiz? Bu düşünceyi kimi zaman uygulayabiliriz, kimi zaman da ümidimizi yitirip, kendimizi kötümserliğin kollarına bırakırız. İnsan önce kendini mutlu edebilmelidir, bunu öğrenmelidir. Kendini mutlu etmeyi başarabilen insan, bu mutluluğu çevresindekilere de yayar. Böylece mutluluk toplum içinde katlanarak büyür. Peki kendimizi nasıl mutlu edeceğiz? Mutlu olmak istiyorsak eğer, önce iyi, olumlu düşünmeliyiz. Her şeyin en kötüsünü düşünmek bizi oldukça yorgun kılar. Yaşam enerjimizi düşürür. Şansımız bir kere yanımızdan ayrıldı diye, hep böyle olacak değil ya… Bir şeyin bizim olacağına, önce kalbimizle, beynimizle inanıp, bunun üzerinde uğraşıp emek verirsek, gelen başarı bizi mutlu etmeye yetecektir.

İyimser insan hayatta daima kazanan insandır. Çevresine pozitif, güzel enerjiler yollayan bu insan, karşısındakinin gülümsemesini de bir hediye gibi görür. Hem ne demişler; "Pozitif düşün, pozitif olsun." Bizler de evrene pozitif enerjiler yollarsak, karşılığında da evren bizlere, güzellik ve mutlak başarı sunacaktır. Bu bize bir teşekkür niteliğindedir aynı zamanda.

     Öyle ki, bir şeyler için uğraşıp, yeterli çabayı sarf edersek,  mutlu olacağımıza her şeyden önce kendimizi inandırırsak, gelecekte bizi güzel şeylerin bekleyeceğini ümit edersek,  bizi bekleyen başarı asla tesadüf olmayacaktır… Ben bu yüzden iyimserim, peki ya sen?



önceki eser / sonraki eser