Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: polyanna1001
Eser Sıra Numarası: 160221eser26




HAYAL DURAĞIM
İyimserim, çünkü hayal durağımda konuştuğumuz gibi beklediğini biliyorum... Karşımda nasıl biri göreceğim merak konusu ama inan bana, buluşacağımız günü iple çekiyorum... Sabırsızlığımı mazur gör, belirsizlik çukurumu aydınlatman için buluşma gününü bekleyemeyeceğim... Şimdiden seni düşünmeye başladım ve gözümde canlandırmaya çalışıyorum; kilonu, saçlarını, giydiğin elbiseleri... Hayallerimde süslüyorum seni; saçını, makyajını yapıyor, türlü türlü kıyafetlerle donatıyorum. Tüm bunlar heyecanlandırıyor beni. Bir an önce sen olmak istiyorum... Tabiî düşüncelerini, hayat görüşünü, mesleğini de merak ediyorum. Hiç üzülme; şimdiden seni hayalimdeki ''sen'' yapmak için çalışıyorum... Çok merak ediyorum, hayallerimi yaşarken bulabilecek miyim seni?
        Tüm bunları, sahilde dolaşırken kıyıya vuran dalga sesleriyle, bana göre huzur melodileri, eşliğinde düşünüyorum... Duygularım düğüm düğümken gözlerimi kapatıp o melodiye kulak verdim mi; korkularımı, endişelerimi çorap söküğü gibi alıp götürür derinlere... Fakat bu aralar açmaya korkuyorum gözlerimi. Ya hâlâ kıyıya vuran sadece dalga değilse... O zaman huzur melodisi bir anda feryada, çığlığa, çatışmaya dönüşüverir. Kimileri kulak asmaz, kimileri ise kulak kesilir. Ben de duymazlıktan gelemezdim. Bu yüzden mesleğimi bu yönde seçme kararı aldım. Evet, hayalimdeki sen; hayatla ve koşullarla verilen savaşların ortasındaki kalplere merhem olmak için travma ekibindesin! Umarım bu satırları okurken '' Başarmışım!'' ferhalığıyla dolarsın... Ama tek temennim dalga seslerinin senin zamanına kadar arınmış olması... Varsın, sen ve ekibin sinek avlayın...
Bunca yürek yakan olaylar yumağının arasında yüzümdeki tebessüm hiçbir zaman yalnız bırakmıyor beni... Eminim; seni mükemmele en yakın yapma hayaliyle sarfettiğim çabalar aklına geldikçe yüzünde yine güller açmıştır. Sahi; bu güllerin tohumlarını eken, canları gibi sulayıp bakan, gözüm kapalı sığındığım limanım, annem; onca fırtınaya karşı yolumu aydınlatan deniz fenerim, babam hâlâ yerli yerindeler mi? Peki ya dost bildiklerim, sevdiklerim ne durumlar? Yanındalar mı hâlâ? Bir onlardır vazgeçemeyeceğim bir de gökyüzüm... Her an her dakika gülümsemeye bulduğum güç; gökyüzünü seyrederken kalbime doldurduğum umut parıltılarının aynasıdır. Üzerine bir de şimdiki gibi yağmur yağarsa, 16 yaşımda senin belirtilerinden biri olan çay tiryakiliğim depreşir bir anda... İnce belli bardakta bir güzel kavradığım çayımla mis gibi toprak kokusunu buram buram içime çekerek pencerenin önüne gitmekten kendimi alamam. Peki, bunları hâlâ alışkanlıklarından sayacak kadar âşık mısın gökyüzüne?
Kahve içmeyi çaydan çok sevmem, özellikle Türk kahvesini... Bir şeye alışmanın başlangıcı onu yaparken sevdiğinin yanında olmasıymış... Öyle derlerdi fakat pek kaile almazdım açıkçası. Derken hiç beklemediğim bir anda, sırf 40 yıl hatrı olsun diye elinden her dakika kahve içmek istediğim biri var şimdi... Sana ulaştığım zaman onu yanında bulacak mıyım merak ediyorum... Yoksa o;  yeşil gökyüzü diye benimsediğim, içinde kaybolduğum gözlerin yerini başka emsalleri mi aldı?
Yaş kavramı; oldum olası dünyada kaldığımız süreyi belirten sayıdan başka bir şey değil benim için... İnsan ruhunu her yaşta çocuk tutsun; yüreğine gökyüzünü sığdırmayı her yaşta başarabilsin, gerisi teferruattır. Bu yüzden yaşını, kilonu, hatta hayatında biriktirdiğin anıların vücuduna kazındığı o ilmek ilmek kavisleri; kırışıklıklarını dahi sev... Çünkü insan bu dünyada vücudu kadar değil yüreği kadar yer kaplarmış umut ışığım... Buna dayanarak yaşıma yaş katmak gözümü korkutmuyor. Yaşım 16 ve saçlarımda bir beyaz tel bile çıksa bütün saçımı bembeyaz yapacak cesaretim var. Şimdi aynanın karşısına geç ve kendini yokla; hâlâ o cesaret yerli yerinde mi?
Ne çok öğrenmek isterdim senden bu soruların cevaplarını... Ya da yok, istemezdim. Sonucunu bildiğim bir şey için bağlandığım umutlar, verdiğim emekler, kurduğum hayaller ne kadar dolu dolu ne kadar içten olabilirdi ki? Ama..! Bir tek şu soruya cevap istiyorum senden: Dünya hâlâ şimdi ki gibi karışık bir yer mi?
Ah ah! Kim bilir yıllar geçtikçe ne çok anı birikecek, ne çok deneyimler kazanacağım... Ama en önemlisi, zaman geçip senin kapını çaldığımda pişmanlık duyacağım yaşanmamışlıklarla karşılama beni... Çünkü insan; en çok yaşadıklarından değil, yaşayamadıklarından pişmanlık duyarmış umut ışığım...
   Şimdi etrafını yokla... Eğer şu an bulunduğun yer hayallerimi süsleyen; bahçesinde bisiklet ve karavan hazır biçimde, yemyeşil bir örtünün sarıp sarmaladığı bir ev ise doğru yoldayım demektir... O zaman durmak olur mu? Umut etmek insanın doğasında var. Haydi, kalk; bir kalem al eline ve karalamaya başla belirsizliklerimi... Ardından yazmaya başla içindekileri, düşündüklerini, gerçekleri ve gerçekleştirmek istediklerini, yine buluşalım seninle...


önceki eser / sonraki eser