Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu:  papatya2403
Eser Sıra Numarası:160109eser02

                                                         UMUT VE ÖTESİ

      Genç yaş, şimdiki o elleri öpülesi yaşlı insancıkların yaşadıkları, sahip oldukları ve geri dönmek istedikleri, hayatlarının bir dönemi. Ona şu anda sahip olan biz ve bizim gibilerin, belki de hakkını gereğince veremediğimiz o kafa karışıklıkları, duygu değişimleri, küçük veya büyük çapta kaoslar, kendimizi bulma çabaları ve dahasıyla dolu o toy, aklı havada ve dünyaya bile kafa tutabilecek gibi özgür hissettiren o yaş aralığı. Kalabalıklarda parlayan bir parça olmayı isteriz bu yaşımızda. Savaşta korkusuzca düşmanın üzerine yürüyecek kadar cesur, ama o savaşa başlayana dek, bir o kadar da çekingen, korkağızdır küçük gözlerine ışık huzmeleri çarpan bir tavşan kadar. Dün tutkuyla sevdiğimiz herhangi bir şey, bugüne sağ çıkamayabilir o yıkıntı düşüncelerle dolu aklımızdan. Çünkü savaş alanıdır kalp ile beyin. Milyonlarca tatlı ama sinir bozucu kararsızlıklarımız, tutarsız kararlılıklarımız, gördüğümüz her işaretin peşinden gitme ve bir şeylere ait olma isteği, kendi zihnimizi bizi sıkan bir ceketi atar gibi çıkarıp atmak ve yürümeye devam etmek arzusu. Genç yaş, kimi zaman içimizdeki harplerle baş ettiğimiz zaman. Yüzlerce imkansız hayal, kalp çarpıntıları, değişimler, bitmeyen istekler, kompleksler.
Genç yaş, anlattıklarım ve dahasıyla doludur her zaman, ve bunu kısıtlayamaz insan. Çünkü büyümekteyizdir yavaş yavaş, usulca. Ve bir gün aynaya baktığımızda, karşımızda bize gözlerini dikmiş yansımada o çocuğu göremeyiz artık. Buna isterseniz heyecan verici, isterseniz korkutucu deyin.
Genç yaş, belirsizdir. Belirsizliklerle doludur. Aksini kim söyleyebilir? Ne belirlidir ki? Aklımızdan bir sürü düşünce, kuş sürüleri gibi gelip geçerlerken, hiçbir şey bizim için belirli değildir. Çünkü yarın her şey değişebilir. Yarın, artık eskisi gibi olmayabilir. Bunu kim engelleyebilir?
Olacakları ancak tahmin edebiliriz, biz; insanoğlu. Ama asla, onun olup olmayacağını bilemeyiz. Tıpkı bir kara deliğe doğru korkusuzca yürümek gibi. Ve işte tam da bu yüzden, bilmeden de olsa, cesurdur insanoğlu. Yüreği yeter hala, yarına dair umutlar, olasılıklar yetiştirmekte kalbinde, ve ışıklar, kalpleri eritecek denli masum pırıltılar, göz bebeklerinin içinde.
Ah, umutlar. Bizi nasıl da kalbimizin orta yerinden vurmayı başarıyor bu konular! Peki asıl konuya devam edersek, genç yaşımızın belirsizliklerine rağmen ileriye umutla bakmamızı ne sağlar? Nedir bu güç? Sahiden. Bizi böylesine kendimizden ve olacaklardan emin yapan o şey ne?
Belki de başımız çok fazla göğe bakıyordur, belki de, çok fazla seviyoruzdur denizleri. Belki de içten içe, biz bile bilmeden sonsuzluğa inanmışızdır. İçimizde, derinlerde bir yerlerde, hayata yeni başlıyor olmanın hevesiyle, geleceğin bize neler hediye edeceğini bilmediğimizdendir umudumuz.
Evet, her şey şimdi çok belirsiz. Hiçbir şeye kesin gözüyle bakamıyoruz, şu kesinlikle olacak diyemiyoruz. Ki; diyemeyiz. Yüce bir yaratıcımız var, hayatımızı bizim için şekillendiren. Neler olacağını ancak o bilebilir. Ama biz, ne belirsizliklere, ne de hayatın getireceği zorluklara, yolumuza konulacak taşlara aldırmıyoruz. Çünkü içimizde o kadar genç bir enerji var ki, bize tüm kötülüklere karşı koyacak, ayakta durmamızı sağlayacak, tökezlediğimizde doğrulup devam etmeyi, düştüğümüzde kalkıp üstümüzü silkelemeyi ve hiçbir şey yaşanmamış gibi yürümeyi sağlayacak bir güç bu, bir enerji. En sessiz olanımızda da, en içe dönük, en üzgün, en kırılmış olanımızda bile var.
    Bütün olay, onu hissetmek, bulmakta başlıyor aslında. Başkalarını anlamaya çalışmak yerine, kendimizi keşfetmeye, çizgiler çizmeye, hayata karşı duruşumuzu belirlemeye çalışmamız gerektiğini biliyoruz. Ve bunu elimizden geldiğince yapıyoruz. Her şeyin içinde, her ne olursa olsun, yolun ortasına, bulunduğumuz noktaya ya da en sonuna umutla bakabiliyoruz, ne görmüş olursak olalım, bunu yapabiliyoruz. Çünkü dünya, şimdi bizim için çok büyük bir yer. Kendimizi hissetmek, var olduğumuzun farkına varmak istediğimizde, gözümüzün önüne yaşayacağımızı düşündüğümüz güzel anlar getiriyoruz. Kimi zaman gözlerimizi kapatıp, kendimizi idealimizdeki evin içinde hayal ediyoruz, çünkü biliyoruz ki bu imkansız değil. Çünkü biliyoruz ki, yeterince istersek ve onun için çalışırsak, ona sahip olabiliriz. O eve ilk sahip olanlar bizler olmayacağız, o ve ondan daha da iyi evlere bundan önce sahip oldular, bundan sonra da olmaya devam edecekler. Onlar yaptıysa, yapabiliriz, bunu biliyoruz. Saçlarımızın içinden geçen rüzgar, bizi hiç olmadığımız kadar özgür hissettiriyor ve işte o zaman, ileriyi görebilir hale geliyoruz. İşte özgür ve hayatta hissettiğimiz o an, yapabileceğimizi biliyoruz.