Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: panda5245
Eser Sıra Numarası: 160219eser22




BARDAKTA SUYUM VARMIŞ DİYEBİLMEK İÇİN
“Genç Olmak” bir bilinmezlik. Bana göre “genç” kelimesinin nesnel bir anlamı yok. Nedeni ise üç yaş gurubu içinde de farklı anlamlar içermesidir. Çocuklar için genç ve yetişkin olmak özgür olmaktır. Yetişkinler de ise kusursuz bir hayat hazırlamak için geniş ama su gibi akan bir zaman dilimidir. Gençler için ise her şeyden nefret etme zamanıdır ama ayrıca, bir umut arayışıdır. Bence umudu ararken düşmek, boş hayallerin peşinden koşmak her şeyden nefret etmemizin nedenidir.
Hayatta bilimsel anlamda yaşamak için üç şey gerekir. Su, yemek ve barınak. Ama gerçekten, yaşamak için bu üç şey yeterli midir? Bence hayır. Gerçekten yaşamak için bu üçüne benzer duygular gerekir. Bunlar sevgi, mutluluk ve umuttur. Barınak sizi soğuktan korur, sıcak tutar. Bana göre barınağın manevi anlamı sevgi duygusudur. Sevgi de sizi sıcak tutar. Bununla kalmayıp iki anlamda da hasta olmayı önler. Barınak bilimsel anlamda; sevgi ise psikolojik anlamda hasta olmayı engeller. İkinci ihtiyaç ise yemek yemektir. Gerekli karbonhidrat, protein ve yağı almanız için gereklidir. Yemeğin manevi anlamı ise bence mutluluktur. Sanki önünde en sevdiğin yemek var. Sonsuza kadar yiyebiliyorsun ve doymuyorsun. Kilo da almıyorsun. Bu kimi mutlu etmez? Son ihtiyaç ve en önemli ihtiyaç da sudur. Susuz insan kaç gün yaşayabilir? Bilimsel bilgilere göre ortalama üç gün, ama ortalama. Yani normal bir insan. Dünyada, yedi gün su içmeden hayatta kalabilen insanlar var; fakat görme yetisini kaybederek. Sanki hayat ışığını, umudunu kaybetmiş bir şekilde kurtulmuştur. Kurtulduğunda geleceğe bakan pencerelerine perde çekilmiştir.İçinde umut olmayan insan yoktur; varsa da psikolojik sorunları vardır. Umut dünyadaki tüm kötü duyguları engelleyen bir kalkan gibidir. Yani hayatın her anında istediğin kadar içmen gereken, içemezsen öleceğin… Onu bulmazsan kendini kaybedeceğin bir kavramdır. Buna göre su gibi içeceksin umudu. Geceleyin başucuna koyduğun su gibi. Her zaman yanında olacak. Karanlıkların içerisinde seni kurtaracak ışık gibi. Edison’ un içinde umut olmasaydı ne yapabilirdi? Aydınlatabilir miydi kendi zamanını ve geleceğini? Kurtuluş Savaşın’ da “umut” olmadan ne yapabilirdik, düşündünüz mü? Onca güçlü devlete karşı bir avuç toprak parçasında yaşayan insanlar. Ne yapabilirdik, ne kazanabilirdik, karamsar kalarak, karanlıklar içine çökerek?Umut bence en yaşlı histir. Tüm duyguların atasıdır. Hatta dünyadaki her şeyin atası. Maddi varlıkların yapılmasına katkıda bulunup; manevi varlıkları türetmiştir. Mutluluk, sevgi, hayat… Hayatı seven biri nasıl umutsuz olabilir veya üzgün biri nasıl bir çıkış yolu aramaz? Umutsuzluğun olduğu yerde kırıntı halinde de olsa umut yok mudur? Sınavda bilmediğin soru karşısında o son saniyelere kadar beklersin. Niye? Niye bekliyorsun? Çünkü: Herkeste kırıntı halinde de olsa bir umut vardır. Belki bulamadın, kafadan attın. Yine bir umut... “Doğrudur inşallah!” diye.
Demek ki; umut insan için gereklidir. İçinde umut olmayan bir insan, iyimser olamaz. İyimser olmak demek geleceğe “umut” ile bakabilmek demektir. Yani çocuk, genç, yaşlı, yetişkin, fark etmez; geleceğinin iyi olacağına inananlar, içlerinde her zaman bir umut taşırlar.Umut her zaman iyi değildir. Kimler “Şimdi genç olmak vardı!” diyor? Umutsuzluk içinde umut arayan yetişkinler… Ne kadar saçma gelse de bu da bir umuttur ama genelde körmüş gibi davranırlar. Gerçekleri görmek istemezler. Yapmaya çalıştıkları şey, şehir ışıklarının altında yıldız ışığı aramaktır. Hâlbuki ona gereken ışık, yıldızın değildir; etrafını sarmış olan şehrin ışığıdır ama bunu göremeyecek kadar kandırmışlardır kendilerini. Kendini kandırmayı bıraksa belki de bir gün, en alttaki ışıktan o en tepedeki yıldızlara erişecektir. Ama genelde o yıldızı bulmaya çalışmak, bulup tutunmak, onun zamanını harcatmaktan öteye geçmez. Bulunduğun seviyeden yükseklerdeki umutlara tutunmaya çalışmak seni yükseltmez. Önemli olan o yıldıza giden yolu bulup onu kullanmaktır. Otobüs şoförü iken aniden pilot olabilir misin? Bilgisayar oyunlarına benziyor…
Umut iyi bir his olsa da şımarıktır. Kızlar gibi… İlgi ister eğer ki ona istediği ilgiyi vermezsen seni bırakır. Fazlasını verirsen seni parmağında oynatır. Yeterince verirsen senin kıymetini bilir, çıkış yolunu gösterir.Peki diğerleri… Gençliğini mükemmel olmasa da doğru umutlar peşinde geçirmiş olanlar… Yani hepimizin olmasa da çoğumuzun ebeveynleri… Neden bu kadar çok sıkıştırıyorlar? Çünkü bizi düşünüyorlar. Tamam! Her gün, aynı şeyi duymak gerçekten sıkıcı olabiliyor ve her şeyden, nefret etmemize neden olabiliyor. Hatta bizi karanlıklar içine düşürebiliyor. “Kolay olmayacak!”, “Çalışman lazım!”, “Öyle olmaz!”… Bunu yapmalarının bir nedeni var. Hayatı görmemizi istiyorlar. Güzelliklerini gördüğümüzü biliyorlar ve gerçeklerini de görmemizi istiyorlar. Bize hayatı öğretmek istiyorlar. Onlar bize doğru umut ışığını bulamayı ve ona gereken ilgiyi nasıl göstereceğimizi öğretiyorlar. Yıldız göstermiyorlar. Bize ışıkları kullanarak yıldıza ulaşmayı öğretiyorlar.Bardağın dolu tarafı mı, boş tarafı mı, yoksa bardak boş mu? Ya da taşmış mı? Bardak boş olamaz. Yarısı boş ise yukarılara değil aşağılara bak. Aradığın umut orda bekliyor olacaktır. Yarısı dolu ise doğru yoldasın. Taşmışsa vay haline. Hoş geldin sanal âleme.
İyimserim çünkü: Hayatı, kör olmadan tüm güzellikleriyle, tüm umutları ile görebiliyorum ve bardakta, az da olsa su bulunduruyorum, suyum varmış diyebilmek için.
  


önceki eser / sonraki eser