Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: nefes0134
Eser Sıra Numarası: 160221eser19




İYİ BİR YARIN
Geleceğe umutla baktığını iddia eden bir kompozisyon yazmanın fikri bile ne kadar zor görünüyor… Ama bu yazmamak için ya da “Umutla bakmıyoruz.” diyerek terslemek için bir bahane değil. Evet, kabul ediyoruz, en azından ben ediyorum, yaşımız gereği fikirlerimizi dışarıya yansıtma konusunda pek iyi değiliz ama gerçekleşmesini istediklerimizi iyimserlikle karşılamaktan geri de durmuyoruz. İtiraf etmemiz istendiği üzere: Umut ediyoruz.
  Bir sokağı adımlarken, yağmur damlalarını omuzlarımızda misafir ederken, kuş sesleri birer çay içip uzaklaşırken kulaklarımızdan… Bir sokağı adımlarken çünkü ilerleyebiliyoruz taş yolların üzerinde. Yağmur damlalarını hissederken çünkü yağmur hala yağıyor ve kesilmedi bereketi, üzerimizde. Kuş sesleri alçalırken çünkü yağmurlu bir günde taş bir sokağı adımlarken kuş seslerini özleyebilmemiz için bir fırsat çıkıyor karşımıza. Vuslatın değeri özlemde değil mi ne de olsa?
Sonunda lezzeti bir vuslat varsa gurbete iyimser bakmasını biliyoruz.
Söylemek istediklerimi daha iyi açıklamak gerekirse biliyor olmaktan çok öğrenmek bizim iyimserliğe karşı tavrımız. Bu kavramın ayırdına varıyor ve tanımaya çalışıyoruz. Şu an bazılarımızın sevmiyor gibi görünmesi de ondan çünkü insanız ve tanımadan sevemiyoruz. İyi tarafları düşünmenin ve bulanık bir suya durulur diye bakmanın bir kavramdan çok bir eylem olduğunu öğrenmenin başındayız daha. Bulanıklıkların, belirsizliklerin farkına bile yeni varıyoruz. Bilmediğimiz ve karşımızda net bir şekilde durmayan, bizi neyin beklediğini içinden çıkarmada güçlük çektiğimiz bir gelecek duruyor karşımızda. Bazılarımız çekimser çünkü korkuyoruz. Sisin içerisinden çıkacak herhangi bir şeyin bizi yere sermesinden korkmak çok da ilginç olmasa gerek. Buraya kadar sıkıntısız geliyoruz. Ancak buradan sonra işin zor kısmı olan sisin içerisinden gelecek şeylerin bizi ayağa kaldırabilecek şeyler de olabileceğini, bize yardım edebileceğini öğrenme vakti geliyor. Bunun için sisin içinden bizi ayakta tutacak şeylerin de gelmesi gerekiyor. Çünkü öğrenirken tecrübeye de ihtiyaç duyuyoruz.
Ama hamd ki zaman içinde o tecrübeler yerlerine oturuyor ve sisin içinden beklediklerimizi seçmek bir tercih haline geliyor.
Karşımızda on beş dakika önce vapur geçmiş gibi görünen yosunlarla ve çöplerle dolu ve dalgalanmadan dolayı bulanmış bir deniz var. Elimizi denizin içine sokuyoruz çünkü denizden bir şeyler kalsın istiyoruz bizde. Çünkü deniz hiç yokmuş gibi davranmak iddia edildiğince kolay değil. Elimizi sokunca bir denizyıldızı tutuyoruz ya da bir deniz kabuğu ya da diğerlerinden çok farklı bir taş.. Tabi elimizin bir balığa ya da bir deniz anasına değme ihtimali de var. Ancak bu sayede öğreniyoruz zaten denizlerde balıkların, deniz analarının, deniz yıldızlarının, taşların ve kabukların olduğunu. Denizi tanımamız için elimizi suya sokmamız gerektiğini bu sayede öğreniyoruz. Su bulandığında suyun neresinde nelerin bulabildiğini bilir hale geldiğimizde denizden beklentimiz neyse onu bulabileceğimiz yöne doğru yöneliyor ya da derine gidiyoruz. Çaba harcıyoruz. Belirsizliklerin ardını görmeyi öğreniyor ve gördüğümüz manzaranın görmek isteyeceğimiz bir şey olmasını sağlamaya çalışıyoruz.
İyimserliği tanımaya başlayınca çalışmanın iyimserliği, iyimserliğin de çalışmayı kolundan çekiştirdiğini anlıyoruz aslında. İyimser olmak için bize iyilikler getirecek bir gelecek oluşturmaktan daha iyi bir seçeneğin olmadığını fark ediyoruz.
Umut ediyoruz ve ne olacağını bazen tahmin dahi edemediğimiz yarına bakarken iyimserlikle yaklaşmamızın sebebini söyleyebiliyoruz:
Yarına iyimser bakıyoruz çünkü bakmışken yapabileceğimiz başka bir şey yok.
Yarına iyimser bakıyoruz çünkü bir yarın fikri bile yüzümüze tebessüm kondurabiliyor.
Yarına iyimser bakıyoruz çünkü baktığımızda nasıl görebileceğimizi öğrenmek yolundayız.
Yarına iyimser bakıyoruz çünkü “ iyi bir yarın “ adına çalışıyoruz.
Evet, bulanık ve üzeri insan artıklarıyla kaplanmış bir denize tebessümle bakıyoruz çünkü niyetimiz o denizi temizlemek ve biz boş durmuyoruz.



önceki eser / sonraki eser