Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: mutlu1234
Eser Sıra Numarası: 160220eser40




ANAHTAR KELİME MUTLULUK
İnsanlar yüzyıllar boyunca gelecek için endişe duymuşlardır.Bu  endişe  belki de yeni bir şeyler bulmak için itici güç olmuş, endişeler genelde ihtiyaçlara paralel gelişmiştir.Acıktıklarında yemek için;üşüdüklerinde giyinmek, ısınmak ve barınmak için endişelenmişlerdir.Yürümekten yorulmuşlar,o kadar yolu nasıl yürürüz,elimizdekileri nasıl taşırız endişesi belki de tekerleğin icadına getirmiş onları.
Her insanın gelecek ile ilgili endişeleri vardır.Bu endişeler daha çok geleceğinin daha iyi daha güzel olması için’’ne yapmalıyım’’endişesi.Fakat insoğlu yüzyıllardır aslında hep aynı şeyin endişesini yaşıyor:Daha iyi nasıl yaşarım,nasıl daha mutlu olurum?
Anahtar kelime aslında mutlu bir yaşam...
Hayal meyal hatırladığım ilk endişem kreşe gittiğim yıllardaydı.Haftada bir gün kreşe oyuncak götürüyorduk.Hafta başı bir sızı başlardı içimde,’’Perşembe günü hangi oyuncağı götürmeliyim?’’.Güzel bir oyuncak seçmeliydim,diğer çocuklar çok beğenmeli,etrafımda toplanmalıydı.Herkes yanımda olunca hep beraber oynar ben de mutlu olurdum.O günlerin için ne derin bir kaygıydı Allah’ım.Şimdi buna gülümsüyorum.İlerleyen yıllardaki en büyük endişem iyi bir anadolu lisesine girme kaygısı.Ne büyük bir endişeydi.Ben bu endişeyi fazla ciddiye almamıştım.Endişelenmenin  ciddiye alınması gerektiğini,o zaman anladım zaten.Zavallı annem hâlâ anlatır.Bana ders çalışmam gerektiğini söyledikçe bende ona;
-Büyükler çocukluğumu yaşayamadım diyorlar.Ben de onlar gibi mi olayım Anne?
deyip oyun ve oyuncak dünyama dalıyordum.Bu kaygısızlığımın doğal sonucu olarak sınav sonunda aldığım puan hiçbir anadolu lisesine yetmedi.Eve yakın düz  bir liseye kayıt yaptırdık.Bir hafta kadar devam ettim.Kabus gibiydi.Evet çok ders çalışan biri değildim ama 45 kişilik sınıfın yarısı sınıf tekrarı yapan öğrencilerle doluydu.Ben biraz gamsızdım.Fakat o arkadaşlar benden beter. Her şeyi bitirmişler okumayı bile gereksiz görecek kadar endişesizler mi? Ya da boşvermişler mi? denir.Nasıl denir bilmiyorum.Bana göre değillerdi.
Anadolu Liselerinde boş kalan kontenjanlar benim can simidim oldu.Okulların açıldığı ilk hafta  başvuru yapılacağı açıklanmıştı. Zor zamanlarımı benimle yaşayan hatta benden fazla endişelenen  ailem hemen Serik Atatürk Anadolu Lisesi için başvurumu yapmış.Belki yine olmaz fazla ümitlenmiyeyim diye bana daha sonra söylediler.Söylediklerini dün gibi hatırlıyorum.
-Serikteki boş kontenjan için başvuru yaptık.Çıkabilir.Ama sen yine de fazla ümitlenme.Serik olursa belki yine gönderemeyiz.Servisi var mı bilmiyoruz.Biz de hergün getirip götüremeyiz.
Verdiğim cevap aynen şöyleydi hatırlayınca gülüyorum.
-Serik çok mu uzak erken kalkıp yürüsem.
30 km git, 30 km dön ve hergün...Akla zarar.Şimdi gelecek andişemi daha ciddiye alıyorum.Lisedeki bu macera bana iyi bir ders oldu.Atalarımız ‘’koyun can derdinde,kasap et derdinde’’demiş.Çifçi yağmur yağsın kuraklık olmasın derdinde, çatısı akan gariban yağmur yağmasın derdinde.Sanırım sadece benim yaş gurubumun derdi ortak .Gelecek endişesi. Hangi üniversiteye gitmelim? Yeteneklerim buna uygun mu? Puanım istediğim üniversiteye yetecek mi?Diyelim istediğim üniversitede okurken aslında bana göre değilmiş ben bu bölümü hiç sevmedim dersem?O zaman ne yaparım.’’Bu kadar iştahla girmeye uğraştın,şimdi niye bunu yapıyorsun?’’derse ailem.Bunlar ilk etap kaygılar ikincil kaygılar da sırada; kazandığım üniversite başka bir ilde olursa nerde kalacağım, yurt var mı, varsa  bana çıkacak mı? Kaldığım yer okula uzak mı olacak yakın mı?Bütün bu masrafları ailem karşılayabilecek mi? Zaten üniversiteyi bitirmekte yetmiyor.Ablam bitirdi hala test çözüyor.Kpss’den iyi bir puan,ardından kurumların açtığı sınavlar,arkasından mülakatlar...Sınavlar sınavlar genç olmak biraz da endişelenmek demek galiba.Zaten bu kadar endişeyi yaşayan bedenlerimiz çabucak yaşlanacak gibi geliyor bana.Güneşe aldanıp erken açan ağaçlar gibi.
Bazen içimden dalga dalga yükselen endişelerim bütün vücudumu sarıyor.O anda kilometrelerce koşarsam yorgunluktan bitkin düşersem rahatlarım gibi geliyor.O anlarda dağılmasından hiç hoşlanmadığım saçlarımı annem iyice karıştırıp,
-Bunlar geçecek oğlum herkes aynı şeyleri yaşıyor.Endişelerini kontrol altına alıp sakin sakin çözmeyi öğrendiğinde olgunlaşacaksın.İşte o zaman büyümüş olacaksın,daha uzun yolun var.
Deyip beni sakinleştiriyor.
Yıllar geçtikçe tıpkı bedenimiz gibi kaygılarımız da doğru orantılı büyüyor.Geçmişte yaşadığımız kaygılar sonraki yıllarda hatırlanınca komik bir anı gibi gülümsetiyor.
Acı bir tebessüm dedikleri bu olsa gerek...



önceki eser / sonraki eser