Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: mürekkep0001
Eser Sıra Numarası:160212eser06



         GÜNEŞ
      Sonsuz mavide sayfaya yayılan mürekkep misali yayılmıştır kara bulutlar. Öyle kaplamışlardır ki gökyüzünü arkasında güneşin olduğuna olanak vermezsin. Bulutlar o kadar yüklenmiş ve kabarıktır ki bu heybetli görüntü karşısında kendini tedirgin hissedersin. Duvarları kavlamış, parkeleri sökülmüş sisli bir odada bulunmayla aynıdır yaşadığın o çöküntü, çevrede insan olsa bile o sırada içindeki düşünce kasırgasına kapılmışsındır ve yalnızsındır o afete karşı. Ama hiçbir ağaç karabulutlar gökyüzünü donatmış diye dallarını koyuvermezler, boyuna geçirilen urgan kadar darlık hissettiren kasvet yığınları, onların fotosentezi kesmelerine yol açmaz. Güneşin gökteki parlayışına hayran olan günebakanlar bile, toprağı seyrederek kara bulutların arasından sızacak o ince ışık doğrusunun yansımasını beklerler. Ne kadar başlarını önlerine eğseler de içlerinde ilmek ilmek dokumuşlardır umudu. İlmeklere tutunarak beklerler, kara yumakların dağılmasını.
    Bekledikçe akrep ve yelkovan tıkırtıları dolar kulaklarına. Kaldırımların aralarındaki kurumuş yapraklar gibi birikir içlerine sonuçsuzluk her tıkırtıda. Artık isteseler de yapılarında o dirayeti bulamaz, bırakırlar kendilerini zamana... Bu sonuçsuzluğun sonucudur. Sayfa, ne kadar kırışıp sararmışsa sonuçsuzlukla birlikte, ruhta da benzer yaşanmışlık izleri oluşur. Bu izlerle umut etmek zordur. Çünkü ruhtaki bu izler her daim kamçılar umut eden tarafımızı. Okyanusun ortasında ayak basacak yer göremeyen kaptanın bakışlarından olur bu kişilerde, yolu yarılarken atlattığı fırtınalar irislerinde bir ton halini almıştır. İster istemez bakışları da değişmiştir okyanusa. Ama yaşanmışlıklarıyla ileriye parlayan gözlerle bakanlarda vardır. Bu umursamazlığın sonucu değil, güçlü ruhların işaretidir. Güçlü ruhlar yaşadıklarından etkilenmeyen, duygusuz ve his yoksunu değillerdir. Aksine onlar, en güzel etkilenen ve en derin duyguları olanlardır. Ama en önemlisi onlar kendilerini çok iyi tanırlar, gözlerinin önünde her zaman bir ayna vardır ve batkıların da yansımadaki benliklerini anımsarlar. Böylece ruhlarına yeni yaralar ekleyerek de olsa devam edebilirler. Zaten onları ayakta tutan o nasır tutmuş kalp ve kabuk bağlamayan yaralarıdır.
    Gözlerinin bir odasından hala ışık sızan bu kişilerin sayısı azdır. Çünkü sonuca odaklanmış insanlar zihnin derinliklerinde süzülen o paslı gemiyi en küçük dalgada batırmışlardır. Kıyıdan parıldayan deniz fenerinin ışığı da artık onlara yardım edemez. İnsanlar yaralarıyla dik durmayı değil, onlarla dertlenmeyi severler. Yol uzadıkça artan kilometre gibi yaşadıkça yükselir içlerinde kaygı ibresi. Sayısız kez harflerin işlenip, ardından da silinmeye çalışıldığı bir kağıdı yırtmak kolaydır, asıl önemli olan izlerin üzerini, yeni kelimelerle kapatıp yazmaya devam etmektir.


önceki eser / sonraki eser