Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: mekanize9009
Eser Sıra Numarası: 160221eser08




KARANLIĞIN UMUDU
Karanlığım ve sessizliğim, et ile tırnak misali birbirine karışmış bu iki imgenin distopyasından çıktım bu gün. Karanlığın umutlarını anlatmak için elime aldım kalemi. Yolda gelirken düşünmeden edemedim, neden kimse umutsuzluğumuzu dinlemeye cesaret edemedi, bilinmez. Bazen kendimize bile anlatamıyorken, başkalarının dinlemesini beklemek iyimserlik olacaktır. İyimserlikle sansürlenen bir karanlık geleceğe ne kadar iyimser bakabilir? İyimserlik diyorum, çünkü umut, insanın içinde ölmüyor nefes aldıkça. Çok kez denedim umudu katletmeyi. Fakat inatla yeniden filizlendi ruhumun topraklarında. Burada kalemi elime almış yazıyorken bir şeyleri başarabileceğime beni inandıran umut oldu yine, haliyle. Bu bağlamda karanlıkların da umudu vardır, gelecekte, gelecek zamanda. Hatta asıl umudu olan karanlıklardır denebilir. Karanlıkların geleceğe dair umudu olmak zorunda mıdır? Tam bu noktada zorunluluk iyimserliğe yol açıyor ve iyimserlik sahip olduğumuz karanlığı uyuşturur. Hatta umutlarınızı bile uyuşturur. Sonuç olarak yarından beklentilerinizin hepsinin iyi olmak ''zorundaymışçasına'' ortada kaldığını görürsünüz. Bu görüntüleri bulanıklaştırmak da çok zor değildir aslında, bardağın içine biraz daha iyimserlik koymanız yeterli olacaktır. İyimserliğin gelecekten beklentisini de karşılamış olursunuz. Kaba bir tabirle ''aptallaşmanın'' ilk evresidir. Olayları sadece bardağın dolu tarafından görmek, bardaktaki su ne kadar az olursa olsun elbet bir gün o dolu tarafta boğulmanıza yol açar.
Umudumun karanlık tarafımdan geldiğini açıkladığıma inanıyorum, artık sansürü saf dışı bırakmış olabilirim. Umudum bu yönde çünkü. Birine ya da bir şeylere ihtiyaç duymak insanların laneti, bazen de birbirine bağlayan değerlerin temelidir. Bu yüzden aksatmadan her insanın ihtiyaç duyduğu şey umut olmuştur, herkesi bulur. Açılmaz denilen kasayı açar, girilmez denilen eve girer. Kimseyi es geçmez. Yarına dair umutlarımın sebebi hiç bir zaman iyimserlik olmadı, asıl sebep seçeneksizliğimdi. Zaman elinizden kayıp giderken, yarına herhangi bir umut bağlamazsanız bu gün yapacağınız herhangi bir iş yarım kalacaktır. Bir kitabın bitmesi ile diğer kitapların daha iyi olmasını umut edebilirsiniz ya da bir dostunuz/aileniz dediğiniz insanlardan biri toprağın altına göçtüğünde, diğer dostlarınızın/ailenizin bu kadar erken gitmemesini umut edebilirsiniz. Hatta onların yanına erken gitmeyi umut ederek ölmeyi bile isteyebilirsiniz. Fakat bu noktada inançlarınız büyük rol oynar. Ölmeyi umut ettiğinizde, gelecekten umut ettiğiniz her şeyin iyi olmak zorundaymışçasına tezat oluşturduğunu fark edeceksiniz. Yarından kimse kötü bir şey bekleyemez, ta ki içinizdeki iyimserliği öldürene kadar. İşte bu yüzden kursağımda kalmış öfkeyle karışık iyimserliğimi bir balgam misali tükürebileceğimi umuyorum.
Eninde sonunda yarından beklediklerimiz, ölümü getirir bir gün kapımıza. Sonra başardıklarımıza ve başaramadıklarımıza güleriz. Yarın ölmeyi umut ederken bu gün dünyadaki son günüm olacağına inanıyorum. Aklımda tüm o umutlarım, gençliğimin belirsizliği, yaptıklarım ve yapamadıklarım.. Yüz hatlarımda oluşmuş gülümsemeyle, ufukta gecenin karanlığıyla birleşen denize bakıyorum. Ani bir düşünceyle kesiliyor yüzümdeki mazlum gülümseme. Yarın ölmeyi umut etmenin ne kadar iyimser olduğunu hatırlıyorum ardından. Yarın bana bu gün beklediğim ölümü getirmeyecekti hâlbuki. Yenilgiyi kabullenmekle birlikte kendimi attım kumsala, ardından Gece, iyimserliğimi öldüremediğimi anlattı bana uzun uzun.. Sözünü bitirdiğinde Dostoyevski'nin satırları canlandı kafamda;
"Oysa sonuç olarak bize iki kere iki dört eder mantığıyla oluşturulmuş formül, bir yaşam biçiminden çok ölümün başlangıcıdır."
Yarın bana umut ettiğimden farklı, çok farklı olan ölümün başlangıcını getirmişti.                        
Üstelik bu gün! Şaşırmamak elde değildi. Ama şaşırmama rağmen devam etmeyi de öğrenmiştim zamanla. Genç yaşımın tüm belirsizliğini yükledim bu başlangıca. Yarın yazabilmeyi umut ettim bu gün. Ölümün başlangıcı bile olsa yazılmalıydı. Yazabilirsem umudu koruyabilirim dedim kendime. Yarına umutla bakabilmenin sırrı bu, umudunuzu koruyabilmek. Bu yüzden bu gün karanlığıma geri dönüyorum, çünkü insanlar umutlarınızı görmezlerse, onları çalamazlar.
Bu gün geleceğe bakıyorum, zifiri karanlıkta sakladığım umutlarla iyimserlikten uzak bir kaldırım taşındayım. Dokuz adım önce tükürdüm kursağımda kalanları. Bu gün devam ediyorum yoluma, dokuz adım önce sahip olduğum umutlarımla.