Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: maviyeyolculuk4400
Eser Sıra Numarası: 160221eser21




DÜNYADA CENNETİ YAŞAMAK   
Karanlık ve soğuk odada acı acı çalan saat ,sanki küçük kızın beynini tırmalıyordu. Sabah olmamıştı daha. Gün ışımamıştı. İki odalı, sobalı, rutubetli, derme çatma bir evin gün ışımamış sabahına uyanmak istemiyordu küçük kız ama buna rağmen her şeye en güzel tarafından bakmaya devam ediyordu. Yatağı sıcacıktı. Kolunu yataktan çıkarıp başucundaki çalan saati susturdu önce. Gözleri uykulu uykulu bakındı etrafına. Sokak lambasının ışığı perdenin arasından odada tıkış tıkış yatan kardeşlerinin üzerine yansıyordu.
   Annesi geldi bir an aklına. Daha geçen yıla kadar yanındaydı. Sabahları o uyandırırdı uykudan. Kalktığında oda sıcacık olurdu. Kahvaltısı hep hazırdı, gömleğini ütülü bulurdu yatağının başucunda. Onunla yaşamak çok güzel diye düşünürdü hep. Bir gün hastalanmıştı annesi. Apar topar hastaneye kaldırmıştı babası. “Sen kardeşlerine göz kulak ol.” Deyip çıkmışlardı. O günden sonra hep kendisi göz kulak oluyordu kardeşlerine…
O gittiğinden beri her ne kadar üzgün olsa da git gide hayata daha iyimser bakıyor, Yaşadıklarından zevk almaya çalışıyordu. Çünkü biliyordu ki: “Hayat onun için hala devam ediyordu”.
Annesinin üzerine toprak atılırken “Annen cennete gitti.” demişti babası. “Annem gittiyse cennet güzel bir yer olmalı.” diye düşünmüştü o an. “Okul!” dedi küçük kız bir anda. “Okula geç kalıyorum!” sıyrıldı düşüncelerinden. İstemeye istemeye kalktı yatağından.
Soğuktu oda. El yordamıyla kırış kırış olmuş gömleğini düzeltmeye uğraştı, eteğini bulup giyindi üzerine. Babası ütüleyememişti bu hafta gömleğini. Hem rengi de koyulaşmıştı. Halbuki arkadaşlarının gömlekleri, çorapları bembeyazdı. Ama bilmiyordu babası çamaşır yıkamayı.“Olsun…” dedi kendi kendine. “Bugün de böyle giyinirim.”
Mutfağa yöneldi, eli çaydanlığa gitti bir an, vazgeçti. Bugün de çay içmeyiverirdi. Ahşap tel dolaptan kahvaltı tabağını çıkardı… Akşamdan kalan kuru birkaç lokma ekmekle, bir iki zeytini atıverdi ağzına. “İyi ki çantamı akşamdan toplamışım” dedi. Kendi kendine. Yoksa geç kalacaktı. Okulu çok uzaktı evlerine. “Servise verecek paramız yok” demişti babası.

Onun için arkadaşlarından erken uyanıp erkenden yollara düşüyordu. Ayakkabılarını giyinip dışarı çıktı. Yollarda sabah camiden çıkıp evlerine giden ihtiyarlardan başka kimse yoktu. Koşar adımlarla yürüyordu küçük kız, nefes nefese… Okulunu görüyordu uzaktan. Yürüyordu küçük kız. O yürüdükçe okul uzaklaşıyor, belli belirsiz şeyler arasında kayboluyordu.

Yürüyordu küçük kız. Su birikintilerine, çamurlara bata çıka. Üşüyordu küçük kız. Üzerindeki incecik hırkanın daha kalın olması için dua ede ede… okul sisler içinde kayboluyordu, annesi gülümsüyordu karşısında. Onu çağırıyordu o tatlı gülümsemesiyle… Küçük kız annesine seslene seslene koşuyordu arkasından ama ulaşamıyordu, kolları boşluğu sarıyordu… Çığlık çığlığa bağırıyor, annesi sisler içindeki eşsiz gülümsemesiyle gittikçe uzaklaşıyordu…
“Anne, anne, anne…” diye fırladım yataktan. İçeriden kızarmış ekmek kokularıyla annemin sevecen sesini duydum. “Kalk kızım kahvaltın hazır. Okula geç kalacaksın!” Akşamdan ütülenmiş gömleğimin beyazı tüm benliğimi kaplamıştı.  
Bu kötü rüyayla uyanmak hiç hoşuna gitmemişti küçük kızın. Fakat hoşuna giden tek bir şey vardı. Her şeyini paylaştığı, onu sevgiyle kucaklayan annesini kaybetmesine rağmen hala  umutsuzluğa kapılmamış; her şeyin iyi olabileceğine, yaşamın ne pahasına olursa olsun devam ettiğini, geleceğe umutla bakabileceğini anlamıştı.
Bu rüya günün birinde gerçek de olabilirdi. Bu ihtimal küçük kızı çok üzse de ders çıkarmış olması onu mutlu etmişti.  Eğer günün birinde onu bu kadar derinden etkileyecek bir olay yaşarsa, güçlü kalacağına ve her şeye iyi yönünden bakacağına dair kendi kendine söz verdi. Çünkü “Hayat onun  için hala devam ediyordu.” Şairin de dediği gibi:
Yaşamak güzel şey doğrusu
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu.

                                                


önceki eser / sonraki eser