Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: martı2250
Eser Sıra Numarası: 160221eser03




                                               YAŞADIM DİYEBİLMEN İÇİN

       Martı Jonathan Livingston'u bilir misiniz? Martı Jonathan'ın hikâyesi çok güzeldir. O uçmayı seven bir martıdır. Uçmanın bütün inceliklerini, bütün çeşitlerini merak eder Martı Jonathon. Kalıplaşmış martı fikirlerine, kendinden önceki martıların katı kurallarına, tehdit eden geleneklere rağmen Martı Jonathan tam olarak bir martı olmak hikâyesi yazar. Baştan sona her şeyi yeniden deneyerek... Martı Jonathan uçmayı ciddiye alan bir martıdır. Çünkü o martıdır ve onun için uçmak kendisi olabilmektir. O kendi martılar topluluğu içindeki bütün heveslerin köreltildiği, martı olmanın katı kurallarının olduğu bir toplumda yaşamaktadır. Martı Jonathan meydan okuyanların, vazgeçmeyenlerin sesidir. Kendisi gibi meraklı, özgürlüğüne düşkün ve boyun eğmeyenlerle birlikte verdiği mücadele sadece onu değil, bütün martıları özgürleştirmiştir. İşte bu nedenle önce kendinden başlamalı değişime diyen ve bizlere asla yalnız olmadığımızı, vazgeçmememizi öğütleyen bir hikâyedir onun hikâyesi.

Peki, siz Küçük Karabalık'ı bilir misiniz? Hani şu denizlerin derinliklerinde yaşayıp da yüzmenin hakkını vermek isteyen bir balıktır o. Nasıl da yakınları ve diğer balıklar onu sürekli vazgeçirmeye çalıştılar. Merakının çılgınlık olduğunu ve başına açacağı büyük belaları anlatmaktan bıkmadılar. Ama Küçük Karabalık da vazgeçmedi yüzmek sevgisinden. Yüzmenin hakkını vermeliydi yaşadım diyebilmek için. Hatta diğer balıklara da yüzmenin ne güzel olduğunu gösterdi. Zaten o balıklar da bir zamanlar denizlere, okyanuslara, suyun yüzeyine yüzmek için can atmazlar mıydı? Görmek istemezler miydi diğer dünyaları? Ama işte heveslerini kemirmişti cehalet ve korku. Oysa Küçük Prens gibiydi Martı Jonathan ve Küçük Karabalık. Küçük Prens de birçok gezegeni ziyaret etti hepsinde başka insanlar ve alışkanlıklar gördü. Nereye gittiyse onca farklılığa rağmen bir şey hiç değişmiyordu. Bütün gezegenlerde yetişkin denilen insanların akıl almaz inançları ya da alışkanlıkları vardı. Üstelik bu durum onları aptallaştırıyordu. Küçük Prens hepsine sorular sordu ama bütün soruları yanıtsız kaldı. Bu üç küçük kahraman diğerlerinin körlüklerini görmezden gelmediler. İçlerindeki yaşamak hevesi ağır bastı.

İşte Martı Jonathan için uçmak neyse benim için de yaşamak odur. Küçük Karabalık için yüzmek, Küçük Prens için gülünü sulamak neyse benim için yaşamak o'dur. Martı Jonathan kendi gibi birçok martıyı da etkiler ve onların sonsuz gökyüzü evreninde müthiş bir özgürlüğü yaşamalarına sebep olur. Ve Küçük Karabalık macerasına birçok balıkla çıkar ve gösterir onlara yüzmenin güzelliğini. Küçük Prens sonunda kendisini anlayan bir yetişkin bulur. Anlar yalnız olmadığını. Ben de yaşamayı öyle ciddiye alarak yaşamak istiyorum. Mücadele edenlerle, vazgeçmeyenlerle birlikte yaşamanın anlamına ulaşmak istiyorum. Büyük şair Nazım Hikmet'in dediği gibi "Yaşadım diyebilmen" için.
Yaşamının çoğunu sürgünlerde, hapishanelerde geçirmiş, çoğunda savaşlara, salgın hastalıklara şahit olmuş, büyük şair Nazım Hikmet Yaşamaya Dair adlı şiirinde biz küçük martılara, prenslere, balıklara şöyle seslenir:


“Yaşamak şakaya gelmez, 
     büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
            bir sincap gibi mesela, 
                yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,                     
                                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak”

Nazım Hikmet'in şiirinde dediği gibi yaşamayı bir sincap gibi son derece ciddiye almak gerekir. Yani iyimser olmak gerekir. Ancak iyimser olmak, en iyi koşullara sahip olmak değildir. Hayatımızda hiçbir zorluğun olmaması demek değildir. Mesela hepimizin hayatında hayranlık duyduğumuz özendiğimiz birçok kahraman vardır. Bu kahramanların hiçbirinin yaşamı iyi ve kolay değildir. İyimser olmak için hiçbir sebepleri yoktur. Buna rağmen kahramanların hepsi yaşama iyimser yaklaşırlar. Bu kahramanların hikâyesinde kötülerle savaşırken en zayıf düştükleri anlarda bile birden atağa geçip yenmeleri anlatılır. Çünkü yenildikleri anda bile vazgeçmezler. Bu kahramanların hepsinin hikâyesinde hep bir mücadeleden bahsedilir. Ama mücadele neyle ilgili olursa olsun, kahramanın özelliği ne olursa olsun hepsinde ortak olan bir yetenek vardır. Hiçbirisi en kötü koşullarda bile vazgeçmez. Bütün bu kahramanları iyimser yapan şey mücadelelerine bağlılıklarıdır.

Mesela tanrılardan ateşi çalıp insanlara veren Prometheus, tanrılar tanrısı Zeus tarafından canlı canlı kartallara yem edildi. Her gün kartallar onun kayalıklara zincirli vücudunu ve ciğerlerini yedi. Belki başına gelecekleri biliyordu, belki bilmiyordu ama Prometheus vazgeçmedi. Onda da yaşamı ciddiyetle yaşayanların inadı vardır. Onun sayesinde insanlar mücadele etmiş ve hayatta kalmıştır.

Mesela bir maden işçisi de kahramandır. Her gün yerin derinliklerine girer ve karanlığın içinde çalışır. Bir sonraki gün onun için her şey belirlidir. Her gün aynı zor, bıktırıcı, sıradan işleri yapar madenci. Hem de bunlar kendi istese de istemese de yapmak zorunda kaldığı işlerdir. Maden işçisi için her şey belirlenmiştir. Maden işçisi bu zorluğa ya da her şeyin belirli olmasına rağmen yaşamaktan vazgeçmez. Onu da kahraman yapan şey, iyimser olmasıdır.

Peki, Martı Jonathon, Küçük Karabalık, Küçük Prens, madenci ve Nazım Hikmet neden iyimserdir? Çünkü hepsi de yaşamı ciddiye alır. Çünkü hiçbiri vazgeçmez! Yani mesela madenci yarınlardan umutludur. Yani madenci iyimserdir. Hayatın bütün zorlukları karşısında madenci inatçıdır ve vazgeçmeyendir. Nazım Hikmet yaşamının onca zorluklarına rağmen iyimserdir. Hepsi üretkendir, inatçıdır, bilinçlidir.

Ben de iyimserim çünkü üretkenim, iyimserim çünkü inatçıyım, iyimserim çünkü bilinçliyim ama en önemlisi iyimserim çünkü mücadele etmekten vazgeçmeyen tüm o güzel insanları kendime örnek alıyorum. Onları kendime yol arkadaşı ediniyorum. Onlarla mücadele etmek için vazgeçmemenin değerini, yaşama sıkı sıkı sarılıp her yenilgide umutlanıp her kayıpta inatlaşmayı sevdiğim için.

İyimserim çünkü belirsizliklerden korkmuyorum, çünkü farkındayım!