Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: leyli5411
Eser Sıra Numarası: 160216eser01




KARANLIK IŞIKLAR GELDİĞİ AN SUSAR
  Yola çıkarken yaralarını gizlemeye gerek yoktur çünkü kabuk bağlamış yara , insana yapılmaması gerekeni hatırlatır. Bu yüzden hatalara fener yakmak denizin sadece bir tarafını aydınlatmak demektir. Işığın yansıdığı alanda da kaybolmak denizdeki hataları okyanusa taşımaktır. Hatalar , çok yönlü yetiştirilmiş öğretmenlerdir. Yaşadıklarımızdan iyi ders alırsak yaşam sınavında , kalemimizin ucu doğru cevaba gitmekte zorlanmayacaktır. Öyledir ki yaşanan olumsuzluklarda dahi olumlu yanların doğuşuna şahitlik etmek mümkündür. Maziye saygı duymak bugünü güzel görmek için şarttır. Dününden ve bugününden tebessümünü sakınmayan bir insanın yarını için yıldızları kaybolmuş göğü yoktur. Bu yüzdendir ki iyimser insanların yeryüzünden küçücük gördükleri lakin sayıları milyonları aşan ışıkları vardır ve daima yıldızlı gecelerin ardından güneşli sabahlar onları bekler.
Karamsarlığın bey kesildiği okul koridorlarında gençler derinlerde aldanması kolay kesimdir. Cemil Meriç’in Bir Dünyanın Eşiğinde eserinde “Dünle yarının özlemleri , rüyaları bugünle kaynaşmış.”denilmiştir. Zamanlar birbirleri arasında köprüdür. Biri için bakılan kadraj diğerini etkiler.
Gençlerin , geçmişin ellerini nasıl tuttuklarını bugünleri de görüyor. Sonra insanın gözü değişiyor ,bakışı , sözü , duruşu… Bilhassa karakterin oturuşu şekilleniyor. Gençler nihayetinde sorunlarla karşılaşıyor ve  yaşadığı sorunlara da dönütlerini düşünürsek çözüm arayışında olduğumuz aşikar.
Hayatın soyutlaşmış sisinde beliren iki yol benlik çekirdeğinin mayasını oluşturacak çizgiler çizer. Bireye ; yaşamının devamında  penceresi haline gelecek kelam için iki yol sual edilir.
Karamsarlık mı , iyimserlik mi ?
İyimserim çünkü karamsarlık illetini giyinip , zehrini içtikten sonra sevdiklerime onu kusup kaybedeceğim bir şey olmamalı…
   Karamsarlığı seçseydim başka bir insanın ruhu haline gelirdim. Misal alırsak içi kuruntularla kemirilmiş bir zihin , memnuniyetsizliği vatan bellemiş , mutluluğu zindanlara hapsetmiş fiiller , sevememe hastalığı , belki de en kötüsü budur  . Bilinir ki karanın tonlarıyla boyalı bir dünyada sevmek için gözlerin görmez . Çünkü orada sevgi dendi mi ışıklar kapanır... Ummanda umutsuzluk yelken açar  ve insanların diyarını hiç tutturamaz rotası . Uzun zaman önce onları kaybetmiştir. Karamsarlığın yakan yarası ise hayallerine veda etmen gerçeğidir . Sebebi nedir peki? Eğer karamsar biriysen hayallerinin gerçekleşme ve gerçekleşmeme beklentisini karşılaştırdığında ne demek istediğimi anlayacaksın. Tereddütlü hayaller ki bunu derde dönüştürmek bir süre sonra düşüncelerini ve kararlarını esir almakla hükümlü olacaktır. Oysa ki biz hayallerimizde gerçekleşmesini istediğimiz olayları yahut aynı şekilde durumları da kurgularız.
    İyimserliği benliğimizin mayasını oluşturması için seçtiğimizde ise umudumun celladı olmamış olmakla birlikte sabır payitahtında umudu bulabiliriz. Umut var oldukça da hayallerimiz nefes almaya devam edecektir. Bu doğrultuda da doğan sorumluluklar , yerine gelmesi gereken eylemler , verilecek kararlar , alınmış deneyimler hayat fırınında pişmemize katkıda bulunacaktır. Büyürken güzel görmek ,  güzel düşünmek ,  güzel yazmak da güzellik kavramının yakıştığı bir ruha sahip olmak için şarttır. Dahasında iyimserimdir çünkü kendisi benden olduğu sürece kazanacağım çok şey vardır . İnanmam bile kafi gelir kimi zaman. Bunu size zamanında çok çektirmiş bir insanın yaptıklarına ,  iyimserlikle yaklaşıp affettiğinizde ,  o insanın  sizdeki yüce gönlü gören gözlerindeki ışıltı ve hayretten de anlayacaksınız .
Kişiliğimin dikişleri lise sıralarında atılırken iyimserimdir çünkü şairler çok seven yürekler taşır şiirlerinde. İyimser bir insanın sevebileceği gibidir bir parça . Yaratılmış olan güzellikleri daha çok sevebilmek için . İnsanı , doğayı , hayvanı , bitkiyi , masalları ve nihayetinde kitapları …
Unutmamak gerekir ki seven insan güçlüdür , her geçen gün zorluklarla dertler iz bırakmadan ondan kaçar . Sevmekten bahsetmişken , yazarlardan söz açalım.
Tolstoy nasıl mutlu oluyordu sizce ?
Sahip olduklarına sevinerek sahip olmadıklarını düşünmeyerek . Tolstoy ‘ u dinlersek iyimserimdir çünkü tanıdığım harika bir insan bedensel rahatsızlık geçirdiği takdirde dahi yazı hayatına dört elle sarılıyor. Bunu yaparken de sahip olduğu şeyleri kullanır ve ne zaman ona baksam hep mutludur. İyimserlik mutluluğun hapsedildiği kutunun anahtarıdır ve o anahtarın çok uzağımızda bulunmadığını söylerler. Duymak isteyenler için söylüyorum ki soluğu akciğerlerimizin yakınındaki bir mevkide duyulurmuş…
    Victor Hugo ise “ En karanlık gece bile sona erer ve güneş tekrar doğar.”  demiştir. Bu günlük dert yarına ne kadar taze kalır ? Bir iç muhasebe yapalım. Zamanında kızdığınız bir olaya eskisi kadar sert yaklaşıyor musunuz ? Ya da ağlamaktan gözlerinizin kızardığı anlar diyelim. Birkaç saat çaldılar sizden. Sonra ne yaptılar biliyor musunuz? Arkalarına dahi bakmadan yol aldılar başka göz pınarlarına.
İyimserlik yolunda yürüyoruz ,  aynen şairlerin yürekleri gibi. Bir parça sevgiden , bin parça muhabbet çıkarmak için…
İyimserlik adı altında yaptığım araştırma ve röportajlarda iyimserliğin göreceli bir kavram olduğu konusunda hemfikir oldum. Evet , şaşırmış olabilirsiniz . İnsanlar , deneyim ve evren algılarına göre iyimserliği tanımladılar. Hepimizde farklı yankılar bulmuştu iyimserim çünkü…
    Karşındakini kendin gibi görmekten bahsetmişti kimisi. Bir başkası ise sahip oldukları için şükrettiğinden. Farklı şehirlerde yaşayan farklı simalarla konuşmuştuk . İyimserlik hayatımızın bir parçasıydı şüphesiz. İlginç olan ise herkeste bambaşka doğmuş olduğuydu…


önceki eser / sonraki eser