Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: lev1848
Eser Sıra Numarası: 160125eser01


TENEKE VE GÜMÜŞ

Çocukluğumun bittiğini, balerin olma hayalim artık insanları gülümsetmediğinde anladım. Anaokulunda beş meslek öğrenmiştik ve ben de içlerinden birini seçmiştim, üç yıl sonra bu  temel mesleklerin modası mı geçmişti? Her çocuk gibi, ölenlerin yıldız olduğu, Noel Babanın hediye getirdiği ve nezaketle bütün sorunların çözüldüğü alternatif hayatı yaşarken, belli bir yaşa bastım ve  beni aceleyle içinden çekip çıkardılar. Bana tanınan sürenin sonuna gelmiştim. İlk kez yaratıcı olduğumu ama derslerde potansiyelimi kullanmadığımı duydum ve Noel Baba beni es geçmeye başladı.

Artık balerin olmak istemiyorum,  çalışacak yaşta da değilim. Ne yapmak istediğimi biliyorum, araba kullanamıyorum, acıyla baş etmeyi öğrendim; ama her kavgada kapıları çarpıyorum. Eskisi gibi  sevimli olduğum da söylenemez, on altı yaşındayım, üstüne filmler çekilen ama asla filmlerdeki gibi olmayan ergenlik döneminde elimden geldiğince dengeli davranmaya çalışıyorum. Haberleri izlerken dünyaya karşı güvenim kırılıyor, ama her köşesini gezmek istiyorum. Bana öyle geliyor ki ailemi yalnızca yüksek notlarla mutlu edebiliyorum, bir yandan okulda öğrendiklerimin yararını sorguluyorum. Sorgulayınca elime ne geçiyor? Canımın yanması için bir nedene ihtiyacım yok, duygularım beni kontrol ediyor ve her birinin farklı istekleri var. Bazen büyük işler başarabilecekmişim gibi geliyor, teneke miyim gümüş müyüm bilmiyorum. Her hayal kurduğumda hayal kırıklığından korkuyorum. Hayat iki adım ötemde çevirilen bir ip gibi. İçine girmek için doğru zamanı kolluyorum ama ip atlamayı bildiğimden bile emin değilim . Aşağı yukarı benim yaşımda yaptığı hatalarla hayatını yaşanmaz hale getiren yetişkinleri görüyorum. Ruh eşini bulduğunu sanıp evlenmek, ilk sigara, yanlış üniversite tercihi, okulu bırakmak, hamilelik… Ailemin korumacı tavırları biraz olsun anlam kazanıyor. En önemli kararları, en dengesiz olduğum yıllarda vereceğim ve yanlış bir kararı bir ömür sırtımda taşıyacağım. Kafesimin kapısını zorluyorum ama açılacak olsa çıkmaya cesaret edebilir miyim bilmiyorum.


Fakat en kötü ihtimali hayal ederken kullandığım yaratıcılığı neden en iyi ihtimalden esirgiyorum?  Duygularım beni insan yapıyor, öyleyse  mutluluğu kutsayıp mutsuzluktan korkmak niye?  Her duygu binlerce kere içimden geçecek, amaç “kötü”  olanları diğerlerinden az yaşamak değil. Önemli olan, hiçbirine tam kontrol vermeden her birini hissetmek. Henüz kafes kapalı, çıkmaya hazırlanıyorum. Uçmayı öğrenirken yolumu kaybedebilirim, yaralanabilirim, ne önemi var? Kuşlar düşmekten korkmuyor.Yapabileceklerim ve olabileceklerimin sınırı yok. Hayat oyun hamuru gibi avucumun içinde, şekillendirilmeyi bekliyor.

İyimserim, çünkü istersem teneke, istersem gümüş olabilirim.




önceki eser / sonraki eser