Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: lacivert7777
Eser Sıra Numarası: 160121eser03


                                                         ATEŞ BÖCEKLERİ 


     Akrep ve yelkovan gürültülü bir sessizliği gösterince, çoğu insanın tamahkâr hayattan peydahladığı şey hayaller olur.

Hayatın açgözlülüğünün sömüremediği duygular, bu dünyada acılarımızın ve yaşanmışlıklarımızın arasında umudu gösteren tek pusuladır. Belki de bu gerçeği farkettiğimizden beri umudumuzu asla kaybetmedik. Zihnimizin içinde cevelân eden tüm o karmaşıklıklar içerisinde netleştirmekten çekinmediğimiz tek duygudur çünkü umut. Hatta duygudan pek fazlasıdır.

Yılların getirdiği yorgunluk, omuzlarda bir apolet misali yerini bulsada, kırçıl saçlarda tüm renkleri görebilmektir umut. Tek renkte gökkuşağını yaratmaktır. Dallarda hapsolan uçurtmayı kurtarabilmektir. Muhayyellere tutunmak; mehtabın son demlerinde, yağmurun tenden sıyırıp götürdüğü kirli gerçekleri unutabilmektir. Hayatın bize bahşettiği güzelliklere erişebilmektir. Altını işleyen sarraf, kumaşı şekillendiren terzi gibi sabırlı olabilmektir. En önemlisi ise beyazını kirletmiş duvarlar arasından süzülen o ışığı, ne pahasına olursa olsun yakalayabilmektir.

  Bu umudun getirdiği en mühim duygu ise iyimserliktir. İyimserlik... İyimserlik bir duygu mudur? Değildir.

İyimserlik bir histen o kadar fazlasıdırki farkedemesekte zihnimiz onu duygulardan çok ayrı bir mevkide yüceltir. Aheste aheste içimizde yükselmekte olan bu durum doğrudan umutla ilişkilidir. Ne umudun olmadığı yerde iyilik, ne de iyiliğin olmadığı yerde umut aranır. Nitekim bu dünyadaki en yüce insan ne aşık olan, ne hasret duyan, ne de unutabilen insandır. Bu dünyadaki en yüce insan umuda, iyimserliğe nail olabilmiş insandır.

İyimserlik nedir peki? Sözlük anlamıyla, 'her kötü biten işin sonunu, iyiye bağlamak' mıdır? Yoksa, ağladığımızda yanağımıza dökülen şeyin zifiri karanlık değil, yeni bir günün habercisi olduğunu bilmek midir? Söyleyemediğimiz kelimeler ipin üstüne dizildiğinde, içimizdeki cambazı hayallerle yürütmek midir? Sonu gelmez bir gailenin içine yuvarlanırken, göğün üstünde kanat çırpan kuşlar kadar özgür mü hissetmektir? Hayatın içinde bir paçavra olarak gördüğümüz ruhumuzun, kuyularda boğulmasına isyan ederken, sadece yağmur yağdığını farketmek midir? Tam mânâsıyla budur iyimserlik. Bir tutam umut ve bir yudum hayalin harmanlanması...

Bu dünyada her kötü insanın içinde aşk, mutluluk, hasret olmayabilir. Lakin şu dünyada kesin olan tek şey; her kötünün içinde muhakkak ki bir iyilik vardır. Bir parça iyilik ve bunun doğurduğu meşakatli olduğu kadar güzel değişiklik.

Ne demiş Uçurtma Avcısı'nın satırlarında Hosseini: "Yeniden iyi biri olmak mümkün." On bir hece, yirmi beş harfin oluşturduğu bu cümlenin içinde görülebilen tek şey kelimeler midir?Bu harflerin arasında çöreklenmiş hissiyatların kokusu buram buram içimi sararken, iyimserlik ve umuda olan iştahımız kabardı mı?

  Çoğu insan döngüye uyum sağlayıp yanlışlar yaparken ve hatta bunların yükünü vicdana yüklerken bile; vicdanın yaptığı tek şey iyimser olabilmek, iyimserliğe ulaşabilmek için de umut etmektir. Vicdanımız bu yüzden rahat etmez. Umudumuz bittiğinde ve artık iyimser insan sıfatını kaybettiğimizde en çok vicdanımız acır çünkü. Oysa vicdanın istediği; ruhumuz yaşanmışlıklar montunu omuzlarına attığında, tüm o dondurucu soğuğa rağmen, o montu çıkartmak ve ruhun hiç lekelenmemiş, hiç yaralanmamış gibi olması için mücadele etmektir.

İşte tüm bu kavramların, derin anlamlarını denize kattıktan sonra şunu söyleyebilirim: "Sorunları asla netleştiremeyeceğimi düşündüğüm yaşımın, tüm belirsizliklerine rağmen, iyimserim çünkü... En nadide piyesin sonu gelirmişçesine, Azrail soğuk nefesini enseme üflediğinde, vazgeçtiğim ve umudumu kaybettiğim her an için pişman olmak istemiyorum. Sorunlar büyük bir çığ gibi üstüme düştüğünde dahi karın beyazlığına hayran olmak istiyorum. Tüm yaşadığım ve yaşayacağım günlerin belirsizliklerini netleştiremesemde, netleştirmek için çabalamadan pes etmek istemiyorum. Biliyorum... Her karanlık gecenin, nurlu bir sabahı olduğunu biliyorum."

İşte bu yüzdendir ki, herkes iyimserliğin şu 'her kötü biten işin sonunu, iyiye bağlamak' olduğundan çok daha fazlası olduğunu bilmelidir. Bilmelidir ki dudaklarımız "keşke" ler için ilâhi bir güçle mühürlensin. Zaman kıvam kazanıp, saniyelerin yükü ağırlaştığında bile hayatta iz bırakacak en güzel şeyin iyilikler ve bunun yol açtığı iyimserlik olduğunu bilelim.

Tam mânâsıyla iyimsersek, insanlar bu huyumuzdan faydalanmaya çalışsa bile buna aldırmayacağız. İçimizde yeşeren umuda can suyunu vereceğiz. Zamanın biri geldiğinde tanıdıklarımızı bırakın, tanımadıklarımızda bile en güzel izleri bırakacağız. Kim bilir, belki hayat felsefemizle başkalarının umut ışığı olacağız. Bunu başarmak içinse ruhumuzun en karanlık tonlarını bile çekinmeden, iyimserlikle harmanlayabileceğiz. Lakin unutmamak gereken şeyse doğuştan iyimser olamayacağımızdır. Karşılaşacağımız zorluklar, karanlıklar bizi aydınlığa itecek. Hiç karanlığa bulaşmamış birinin umut ışığını görmesi imkansızdır. Zira, o kişinin gözleri kördür.

İyimserim çünkü...

Şu kanat çırpmalık ömrümüze anlam veren tek şeyin iyilikler olduğunu biliyorum.

Ve yine biliyorum ki, 

Karanlık üstümüze çökmeden, ateş böcekleri saklandığı yerden çıkmaz.