Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: kurmancan1944
Eser Sıra Numarası: 160219eser07




UMUT, İYİMSERLİK, DEPRESYON VE POLLYANNA

Herkes Pollyanna’nın hikayesini bilir. Pollyanna tüm olumsuzluklara rağmen mutlu olmayı amaçlayan her kötü durumu tabiri caizse iyiye yoran bir kızdır. Amacına pekala ulaşmıştır da. Mutlu olmuş, etrafındaki insanları da başarıya ulaşmıştır. Fakat Pollyanna bence iyimserliğin dozunu fazla kaçırmıştır aslında. Kimimize göre iyilik budalası kimine göre erdemli, terbiyeli bir aile kızıdır Pollyanna. O, gerçek hayatta yaşayamayacak kadar saf, kolay kandırılacak türden bir hayal ürünüdür. Yine de diyelim ki onun, gerçek hayatın tüm olumsuzluklarına rağmen canı yanmamış olsun. Fakat hiçbir varlık bu kadar vurdumduymaz, bu kadar mutlu, bu kadar aptal olmaz, olamaz, olmamalıdır! Dünya’nın düzenine aykırıdır bu. Her şey iyi yönünden tutulmaz efendim; tutulmaz, tutulamaz, tutulmamalıdır! 


Bu insanın canını yakar bir müddet sonra . Bazen alınmalısınız, hata yapmalı, kötü düşünmeli, itilip kakılmalı, yere düşmelisiniz. En dibi görmelisiniz. O en dipte bir müddet yalnızca kendiniz kalmalı, tüm çaresizliği, tüm yalnızlığı hissetmelisiniz. Bir çare bulmamalısınız. En son o dehlizde kalmalı ve bunu zamana bırakmalısınız. Uslu uslu beklemez, saf ayaklarına yatıp iyiye yorarsanız, bazen o çare gelmez. Size düşen uslu uslu beklemektir. Saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca, evet bazen yıllarca… İşte sonra o ışık, karanlık dehlizin ucundan parlayıverir size. Nefes aldığınızı hisseder, dayanıp bu galibiyet anını gördüğünüze şükredersiniz. Yaralarınız ağırdır fakat zaferden mestsinizdir o zaman. Artık dehliziniz aydınlanıverir. Parlak yıldızlarla bezeli yahut masmavi bir gökyüzü sizi kolunuzdan tutup çıkarır. Artık o ağır yük, bacağınızdaki zincir yoktur. Bu zincir yahut ağır yük korkudur. En dibin nasıl olduğu korkusunu, eğer her daim iyimser olursan asla yaşayamazsın çünkü iyimserlik kırıntısı bulunmayan bir insan her daim umutsuzluk dehlizindedir. Bu dehlizde uzun süreler kalmak tehlikelidir. Aklınızı yitirir, çıldırır, saçınızı başınızı yolarsınız. Fakat bu dehlize düşmezseniz her daim o dehlizin korkusuyla yaşarsınız, umut var gibi görünse de yoktur, mutluluğun bir gölge gibi düşer üzerine, bu korku âdeta. Yani bu dehliz sizin unutamayacağınız hayat dersinizdir aslında. Bu dehlize bir kere düşmeniz ikincisinin kötü olacağı anlamına gelmez. 

Her canınız sıkılınca, ruhunuz bunalınca -tabiri caizse hayattan bezince- düşün bu dehlize, canınız sıkıldıkça düşün. Kendi adıma konuşayım. Ben her ay bu karanlık dehlizime bir kere -özellikle son hafta- düşerim çünkü ailem yoktur yanımda, arkadaşlık ilişkilerim sıkmış, dersler yormuştur. Dostlarımla kavga edecek hale gelmişimdir. Üstünüze ölü toprağı serpilmiş gibi hissedeceksiniz. En küçük sinir ucunuza kadar canınız yanacak, bacaklarınız sizi taşıyamayacak, zaman sizin için yavaş evren için hızlı geçecek. Özellikle yemekhane, sınıf, büro, otobüs gibi kalabalık ve halka açık yerlerde garipten sesler duyacaksınız. Bu sesleri duyunca hemen uzaklaşın çünkü bu son raddedir. Yaşadığınız çevreyi değiştirin iki günlüğüne bu size tavsiyemdir. O ışık eninde sonunda gelecektir. Ben derhal evime giderim. Kendimi soyutlar sadece çevremle ilgilenirim. İşte bu, bitmiştir! Artık eski hayatıma geri dönecek enerjiye, mutluluğa, nefese en önemlisi de umuda sahibimdir. 

Her şeyin iyi olacağı umudu: İyimserlik! İyimser olmalısınız. Zira bu sizi insan yapar. Fakat o dehlize düşmek hayat dersi ya da benim tabirimle nefes alma vaktidir. Buna bazıları depresyon da der. Fakat aslında ya da sadece bence bu, insanın kendini yenileme anıdır. O ışık eninde sonunda gelecektir!   


önceki eser / sonraki eser