Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: klavye2916
Eser Sıra Numarası:160217eser14


                                                            LABİRENTİN ÇIKIŞI

İyimserim çünkü bulutların arasındaki ışığı görebiliyorum. Bir günü nasıl geçireceğinizi gökyüzünün belirlediğine inanıyorum. Eğer havada pırıl pırıl bir aydınlık varsa içiniz de o derece aydınlıktır.
İnsanın aklının en karışık olduğu çağın ilk gençlik çağı olduğunu düşünüyorum. Gençliğimin bu yaşlarında bedenimdeki değişiklikler kafamı karıştırabilir, stres veya yeni korkular yaratabilir, kötü alışkanlıklara beni sürükleyebilir hatta beni yolumdan saptırabilir ama ben de bunlara karşı bağışıklık kazanıyorum. Önüme çıkan her engele ilacım olarak bakıyorum. Eğer o ilacı yutabilirsem o zaman işe yarıyor. Boğazıma takılırsa bana acı veriyor ama suyla yutarsam acım diniyor.

Çocukken merak ediyordum annem ve babam neden benim gibi panik yapmıyorlar veya korkmuyorlar diye, sonra anladım ki onlar bunları yaşaya yaşaya kontrol altına alabilmişler. İşte, içinde bulunduğum bu çağda kontrol altına alabildiğim ve alamadığım bir sürü şey var. Bu ikisi arasında sıkışıp kalmış olanlardan bir tanesi de gelecek kaygısıdır. Ne kadar uğraşsanız da bir türlü aklınızdan atamadığınız, size zamanı akışa bıraktırmayan, içinize korku salan ve kâbuslarınız olan bir lanet. Bununla başa çıkmış kişiler, ki bu kişilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez, tam anlamıyla özgür diyebileceğimiz kişilerdir.

Bazı olayların isyan başlatmaması için saklandığı, bazılarının ise bize ibret olsun diye gözümüze sokacak derecede gösterildiği bu zamanda herkesin hatta en sakinimizin bile iç dünyası karmakarışıktır.
Okumaya başlamış olduğunuz kitabı sizi sarmayınca bir kenarına attığınız, aynı şeyden yüzlerce alıp bir köşesine fırlatıp sonra bir türlü bulamadığınız, eskiyenleri çöpe atmak yerine içine attığınız, kapısına kadar bir hevesle gelip “Boş ver, yarın toparlarız, hem yarında yapacak işim yoktu.” gibi yalanlarla kendinizi kandırarak hiç toplamadığınız dağınık bir odanız vardır ya, işte o oda bu zamanki iç dünyamızın yansımasıdır. Böyle bir ortamdan en iyi sıyrılabilmenin yolu da içimizdeki yaşamamızı sağlayan yaşam sevincidir. Her şeye rağmen pes etmememizi sağlayan ve “Benden bu kadar!” dedirtmeyen, en kapalı ve karanlık günlerde bize ışığı gösteren, iç dünyamızdaki yüksek duvarlı labirentte kaybolmuşken bizi havaya kaldırıp labirentin çıkışını gösteren, dudak kenarlarımızı yukarı çeken içimizdeki yaşam sevincidir.

“Sosyalleşmek” olarak algılatıp sizi benliğinizin en kuytu köşelerine kadar bilen ve böylelikle size fark ettirmeden sizi uzaktan istedikleri yöne yönlendiren, hemen cebinizde yer alan bir cihazın olduğu zamanda yaşıyoruz. Biri de bu olayın farkına varıp sesini çıkarttığı zaman anında uygulanan müdahalelerle susturuluyor. Bu devire bir de göze çekici kulağa hoş gelen bir isim koymuşlar: “Bilgi Çağı”. Sizin kendinizi bilmediğiniz kadar sizi bilen komşularınızın olduğu, size “Aa! Ben öyle mi yapmışım! Yok artık!” dedirten bir çağ…
Özgürleşmek adı altında bizi kısıtlayan bu çağ, bir sürü pisliğin biriktiği bir borudur. Sonunda tıkanıp, musluğu açtığınız anda her tarafa su sıçratacak bir boru.

Gelecekten umutluyum çünkü her çağın sonunda olduğu gibi biz insanlar ne kadar sıkıştırılırsak, ne kadar korkutulursak, ne kadar sömürülürsek o kadar hızlı temeli özgürlük olan özümüze döneriz ve gerçek bağımsızlığımız için tam bir birlik olup savaşırız. 

önceki eser / sonraki eser