Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: kişilik5050
Eser Sıra Numarası: 160220eser26



HAYAT KUMARINDA KIRIK BİR PUL
Büyük bir masanın tarafında dönüyor oyunumuz. Ben varım. Sen varsın. Biz varız. Bir takım. Masanın karşısı karanlık. Karşımızda kim var bilmiyorum. Yüzünü bazen görür gibi oluyorum. Her seferinde tipi değişmese belki anlardım kim olduğunu. En baştakini göremesek de adamlarını biliyoruz: Mutsuzluk, Kaos, Umutsuzluk...
Adamlarını ilk gördüğümde masaya yeni kabul edilmiştim. Biraz uzağımda New York oturuyordu. Kaos çocuk gibi kıkırdıyordu. Sıra bizdeydi. Kaos elindeki beyaz kağıdı büyük bir özenle katlıyordu. Karşı tarafın kağıtları siyahtır. Biz kalabalık bir grubuz. Karar vermemiz uzun sürüyordu. Kaos, yaptığı kağıttan uçakları New York’a attı.
Kağıttan uçakların ucu sivridir, batar. Kağıt keskindir, can yakar.
New York bir süre oyundan uzak kaldı.
Karşı tarafın beyaz kağıdı yoktu.
Oyun baştan hileli.
Yine de belki kazanırız, bilinmez.
New York geri geldiğinde daha iyiydi. Yaralarını sarmıştı. Gittiği o kısa sürede kağıtlar kimin bulmuştu. Pat! Çatapatlar. Bam! Afganistan grubu korkup ayaklarını yerden kaldırdı. Sandalyelerinde bağdaş kurarak oturdular. Bir daha ayaklarını sarkıtmadılar.
Ben varım. Sen varsın. Biz varız. Varız değil mi? Sen hala benimle misin?
Bir süre sonra patlama seslerine alışmamız gerekmez miydi? Her seferinde irkiliyorum. Pat! Kaos bağırıyor. Bam! Mutsuzluk gülüyor. Pat! Umutsuzluk büyüyor. Ben küçüğüm. Ben bunları duymamalıyım. Bu oyunun eğlenceli olması gerekmez miydi?
Oynuyorum yine de. Belki kazanırız. Kim bilir?
Arada bir Umutsuzluk yeterince büyüdüğünde aramızda dolaşıyor. Bizi izliyor. Takımımızdan birinin arkasına geliyor kulağına bir şeyler fısıldıyor. Gidiyorlar. Umutsuzluk insanlara oyunu bıraktırıyor.
Kural kitapçığında kimse bu durumlardan bahsetmemişti.
Adil bir oyun demişlerdi bizleri hazırlarken oyuna. Daima doğru ol.
Kuralları ezberlemişçesine oynuyorum.
Belki kazanırız.
Sıra bizde. Zarı atıyoruz. 5. Bir, iki, üç, dört, beş. Yeni yıla geldik. İlk Sydney görüyor zarı. Kutlamaya başlıyor. Onun sevinci bitmeye yakın Moskova başlıyor. O biterken de Brezilya grubu ayaklanıp dans ediyor. Afganistan grubunda bile bir mutluluk var. Ayaklarının altığında hala küçük patlamalar var ama gülüyorlar. İşte, biz bir takımız. Oyunda bu el öne geçtik. Kaos somurtuyor. Mutsuzluk adını layığıyla taşıyor. Umutsuzluk ise küçülmüş.
Ben mutluyum. Sen mutlusun. Biz mutluyuz.
Herkes sarılıyor.
Biz kazanacağız.
Oyun televizyonlarda görüldüğü gibi değil. Biz bir puan öne geçince karşısı daha sert vuruyor.
Kaos insanların kıyafetlerini ateşe veriyor. Evler yanıyor, çocuklar ağlıyor. Oda giderek ısınıyor. Bir an sonra ise başka bir grup oyuncunun arkasından üflüyor dikkat dağıtmak için. Meksika grubunun kağıtları uçuyor. Etrafa dağılıyor. Tekrar bütün kartlarını düzenlemek yıllar sürecek. Mutsuzluk kahkahalarla gülüyor.
Oyun televizyonlarda görüldüğü gibi değil. Kimse hep gülemez.
Kaos Ankara’nın arkasında kese kağıdı patlatıyor. Çıkan ses herkesi gafil avlıyor. Kulaklarım çınlıyor. Ankara oyundan çekiliyor kısa süreliğine. Yanımdaki sandalye boş kalıyor. Mutsuzluk adeta anırıyor.
Oyun televizyonlarda görüldüğü gibi değil. Galiba yenileceğiz.
Kaos bu sefer Paris’i vuruyor. Arkasından sinsice yaklaşıyor. Önce karnına vuruyor. Kollarına ve bacaklarına birer kere ve sonra gözler. Paris için oyun kısa süreliğine kararıyor.
Bu oyunun sistemi mahvolmuş.
Arkamdan ufak bir fısıltı geliyor.
İstediğin an bırakabilirsin oyunu. Kimse seni yargılamaz. Gördüğün, yaşadığı şeyler çok korkunç. Sen sağlamken neden çekilmiyorsun?
Umutsuzluk kulağımın dibinde... Masaya bakıyorum. Arkada hala patlamalar. Bazı sandalyeler boş ve belki de asla dolmayacak. Mutsuzluğun tiz sesi... Belki Paris asla eskisi gibi olmayacak. Kaos’un sinsi adımları... Belki Ankara’nın kulakları sonsuza kadar çınlayacak. Belki aynıları bana da olacak.
Teşekkürler ama ben oyunda kalacağım.
Umutsuzluk küçülüyor. Yaşadığımız şeyler kötü, evet. Oyun hileli, evet. Bir takımız biz ama. Oyunu bırakmam demek karşı tarafın kazanma şansının artması demek.
Hayır, Umutsuzluk. Sana teslim olmayacağım.
Oynamaya devam çünkü acılar olmasın diye birinin inanması, çabalaması gerek.
Umutsuzluk beni oyundan atamayacaksın.
Oyuna devam çünkü kazanabiliriz.
Karanlıktaki karşı tarafı aydınlatabiliriz.
Annem hep demiştir zaten.
Kaos ve mutsuzluk yenilince sen de yok olacaksın zaten.
Kazanabileceğim yarışları asla bırakmam.
Hadi yerine geç, Umutsuzluk. Oyun devam ediyor.
Ben inanıyorum. Kazanacağız.
Sıra bizde.
Zarı atıyorum. 



önceki eser / sonraki eser