Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: katre2518
Eser Sıra Numarası: 160221eser40



                                     UMUDUNU KAYBEDEN BENLİĞİNİ KAYBEDER

    İçimde boşluğu doldurulamayacak bir duygu ve bir türlü kafamdan atamadığım düşüncelerim. Bunlar yetmezmiş gibi ayaklarımın bedenimi daha fazla taşıyamayacağı hissi...Belki saatlerdir yürüyorum. Düşünüyorum ve o dinmez acılarım sarıyor bedenimi. Sonu yok mu bu hiçliğin? Beton yığınlarıyla dolu sokaklar ve tüm ömrünü bir yerlere yetişme savaşı vererek geçiren bu anlamsız kalabalık bana hiçbir şey ifade etmiyor. Kendimi, varlığı ve yokluğu anlaşılamayan, bundan bahtiyar olup, buna rağmen fark edilme çabasına giren biçare olarak görüyorum. Bu çaresizliğim yaşamım boyunca hiç değişmedi. Sadece bazı dönemler de arttı veya dindi. Aradığım şey uğruna yaşıyorum. Lakin ne arıyorum? 

   Düşünüyorum da herkesin uğruna yaşadığı bir şeyler var. Kimi alışkanlıkları, kimi idealleri, kimi de sevdikleri için yaşıyor. Yaşamın karşılarına çıkardığı tüm sorunlara rağmen geleceğe umutla bakabiliyorlar. Bu uğruna yaşadıkları şeyler sayesinde oluyor. Savaşta eşini kaybeden bir kadının iki çocuğu için yaşaması, umudu çocukları.Babası haksız yere suçlanan çocuğun amacı hakim olup adaleti sağlamak, umudu idealleri.Depremde bütün ailesini kaybeden küçücük çocuğun amacı mimar olup sağlam yapılar inşa etmek,umudu sevdikleri için güzel bir gelecek. Benimki inanmadığım bir şeyi bulma çabası. Yaşamımın bu kadar hiç olmasının sebebi, silikliğim. Başarısızlık, beceriksizlik, çevremdeki herkesle karşılaştırılmam daha çocukluğumdan başlayıp şimdiye dek süren amansız savaş.İnsanların madde muamelelerine alışmak, konuşunca anlaşılamamak, susunca yadırganmak. Bunlar herkesin yaşamının bir döneminde, benimse tüm yaşamımda boy gösteren sorunlar. İnsanların beni hor görmelerine ben de hak veriyorum. Oksijen israfı ve yer kaybından başka neyim? Faydasız, çaresiz, kimsesiz bir zavallıyım. 

   Düşüncelerim ayaklarımla beraber hareket ediyor. Durmuştum ve düşüncelerim de durdu. Şimdi neredeydim, ne kadar zamandır yürüyordum? Sadece benliğimle değil bedenimle de kaybolmuştum. Bir ses veyahut çığlık. İstemsizce sese yaklaştım. Bir kız belki on sekiz daha. Yolun sonunda. Sanki yaşayacak hiçbir sebebi kalmamış. Bir adım daha atsa son bulacak her şey. Usulca yanına yaklaştım. İkna etmek değildi amacım. Hiç tanımadığım biriyle aynı şeyleri hissediyorken birlikte son bulmaktı. Anlat dedim seni buna mecbur eden her şeyi ya da dur önce ben anlatayım yıllardır içimde biriktirdiklerimi. Sustuğum her şeyi tüm çıplaklığıyla, pervasızca serdim önüne. Ömrümün en uzun konuşmasının son konuşmam olacağı aklımın ucundan geçmezdi. Bir hafiflik sardı tüm bedenimi. Rahatlamanın verdiği engin huzur. Kalktım, yavaşça ilerledim. Şimdi tam vaktiydi. İçimi dökmüştüm. Arkamdan hıçkırıklarla dolu bir "Yapma!" işittim. Sen bütün bu yaşantına rağmen umudunu kaybetmeyip mücadele etmişsin. Oysa ben önüme çıkan en küçük engelde kendimi çıkmazlara atıp en kolay olanı seçiyorum. Savaşmaktan korkuyorum. Yapma! Çünkü küçük bir başlangıçla benim yeniden doğuşum oldun, izin verirsen bir ömür dost kalalım. Sana artık bir yaşam borçluyum. 

   Sonraki tüm yaşamımızda birbirimize destek olup güzel günler geçirdik. Artık geleceğe umutla bakabilmemiz için birçok sebebimiz vardı. Dostluğumuz hayatımız boyunca bizi tek bir an yalnız bırakmadı. Aslında o gün kurtardığım hiç tanımadığım bir insanın hayatı değil kendi yaşamımdı. Umut; tek bir insan, tek bir an ve tek bir olay olabilir. Umudunu kaybeden benliğini kaybeder. Çünkü umut, her şeye rağmen insanın içinde yeşerttiği ve büyüttüğü ona tüm yaşamı boyunca destek olan en degerli hazinedir.