Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: hayatağacı0001
Eser Sıra Numarası: 160215eser02


DENİZ YILDIZLARININ SONSUZLUĞU



  Hayat birçok şeye gebedir. Hüzün ve mutluluk, aydınlık ve karanlık, umut ve çaresizlik... Her biri hayatımızın bir yerinde, herhangi bir zaman diliminde ortaya çıkar. Aslında hepsi hayatımızın en vazgeçilmez ve unutulmaz anlarıdır. İyide olsa kötü de olsa hayatımızın en değerli anılarıdır. Her düşüşte ya da her kalkışta öğrendiklerimizdir bu anıları bizim için değerli kılan.
 Her insan geçmiş ve geleceğin arasında sıkışıp kalmıştır. Ne geçmişe dönebilir ne de geleceği görebilir. Yapılan her türlü hatanın da kaynağı budur zaten. Ama her şeye rağmen insan yine de yaşamının bir yolunu bulur. Tekrar ayağa kalkabilmenin yolunu bulur. Geçenlerde bir söz duymuştum. Kimin söylediği belli değil, anonim, ama çok anlamlı bir söz. "Yaşamak, karanlık geceye rağmen, buğulanmış pencere camına güneşi çizebilmektir"" demiş birisi. Şimdi düşünüyorum da o kadar haklı ki. Yaşamak her şeye rağmen yeniden ayağa kalkmak değil midir? Ama yaşamaktan kastım nefes almakta da değil. Dolu dolu geçirmek hayatını, zevk almaktır hayattan. Nefes alan ölüler, nefes almadan yaşayanlarda vardır bu dünyada. Nefes alan ölülerin ya da yaşayan ölülerin tek vasfı nefes almaktır. 
 Hayattan hiçbir beklentisi kalmamış insanlardır. Geleceğe merakla bakmaz, geçmişe saygı duymazlar. Yaşamanın güzelliğinin farkına varmazlar. Peki hayatın güzelliğinin farkına varanlar yok mudur? Elbet vardır. Hayattan tüm beklentilerini gerçekleştirmiş, onu dolu dolu yaşamış insanlardır onlar. Nefes almamaları onları unuttuğumuz anlamına gelmez ama. Biz onları yaşatırız. Şarkılarımızda, yazılarımızda ya da kalbimizde... En azından hayattan keyif almışlardır. Önemli olan da budur. Hayatınızın ne kadar uzun olduğu değil, ondan ne kadar keyif aldığınızdır. Yaşadığınız her bir an da kendine özeldir. Bir başka eşini bulamazsınız. Tıpkı Honera de Balzac'ın da dediği gibi, "Bir ağaçtaki yapraklar arasında nasıl birbirinin eşi olan iki tane bile yaprağa rastlayamazsak, bir insanın hayatında da hiçbir zevk anı, öbürünün eşi değildir.". İşte bu yüzden yaşadığımız hayatın her anının kıymetini bilmemiz gerekir. İyi de olsa kötü de olsa o an bile bizim için çok değerlidir ve bizim için önemli olan tek şey bir küçük umut kırıntısıdır. Gözlerimizdeki kaygıya inat kalbimizin derinliklerinde çağlayan bir nehir... Kulaklarımızdaki bir fısıltı... Siz de içinizdeki o nehre kapılmaz, o fısıltıyı dinlemez misiniz? Biz insanlar tam da bunu yaparız işte. Her insan aslında bir umut canlısıdır. Her ne koşulda olursak olalım kulağımızdaki o fısıltıyı her daim dinleriz çünkü. Tıpkı deniz yıldızları gibi. Sahile vuran bir deniz yıldızı yalnızca bir gün yaşayabilir. Denize ulaşamadıkları her an biraz daha ölseler de beklerler. Size bir sır vereyim. Deniz yıldızlarının, bizden sakladıklarını söyleyeyim. Hepimizin bildiği gibi deniz yıldızlarının kopan bir parçasından yeni bir canlı daha oluşur. Onların sırları da bu. Ölselerde bir parçaları denize kavuşur; o kavuşan parçanın da bir parçası, diğerinin de bir parçası ve diğerinin de... Bu böyle devam eder. Böylece yaşamaya devam ederler. 
Deniz yıldızları, aslında bir güne bir sürü sonsuzluk sığdırırlar. Umutla, ona doğru giderler. Bir gün alıcı bir gözle bakın onlara. Hepsi birbirinin aynıdır. Nedeni de bu büyük sırdır. Hepsi birbirinin bir parçasını taşır aslında. Özünde birdirler çünkü. Beraber umuda ve sonsuzluğa giderler. İnsanların ömrü bir gün olmasa da yarın ne olacağını kim bilebilir ki? Kalplerimizdeki karanlık ve aydınlık da bunun bir sonucu değil midir? Her insan zaman zaman düşünmüştür bunu. Hayattaki netlik kavramı karanlık ve aydınlıktan doğar. Büyüdükçe hayatın gerçeklerini görür insan. Belki de bundandır çocukluğa duyulan özlem. Belki de buna verilebilecek en iyi örnektir Özdemir Asaf. "İnsanın büyüdükçe mi artıyor dertleri? Yoksa insan, büyüdükçe mi anlıyor gerçekleri?" İnsanlar büyüdükçe görürler yapmacıklıkları, sahte sevgileri. Bu yüzden çocuk kalmak ister her insan. Tozpembe hayaller siyaha boyanır çünkü. Oysa pembe ne güzel bir renktir. Gerçek olamayacak kadar saf ve güzel. İnsanlar büyüdükçe saflık kirlenir, güzellik bozulur. Peri masallarındaki prensesler elmayı başkasına yedirecek kadar kurnaz, prensler ise beyaz atlı değil "beyaz spor arabalı" olurlar. Peki insanlık için umut var mıdır? Daha öncede söylediğim gibi o hep vardır ve hep içinizdedir. Çıkarıp çıkarmamak size kalmış. Ya onu bulup çıkarır ölseniz bile yaşarsınız ya da onu orda bırakır ölürsünüz ama nefes alırsınız.
   Sonsuzluk kaç saniyedir? Deniz yıldızları sizce bu sorunun cevabını biliyorlar mıdır? Bir güne kaç sonsuzluk sığdırıyorlardır kim bilir? Umudunuzu bir an bile kaybedecek olursanız, deniz yıldızlarının sırlarını hatırlayın. Onların sırrı, sizin sırrınız olsun. Eğer hala cevabı merak ediyorsanız kendinize sorun. Çünkü o deniz yıldızı artık sizsiniz. Kendi sonsuzluğunuzu yazmak istiyorsanız iş başına minik deniz yıldızları. Sonsuzluğa ve umuda...



önceki eser / sonraki eser