Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: hayalperest0906
Eser Sıra Numarası: 160220eser33




HAYALLERE İNANMAK
İyimserim çünkü hayallerim var. Çünkü hayallerin gerçekleşeceğine inanan bir kalbim var. Beni hayata bağlayan en temel bağ hayallerimdir. Yaşım olgun bir bireye göre küçük, haliyle hayatla henüz yüzleşmedim. Belki de bu yüzden bu denli kolay geliyordur hayal kurmak. İleride fikirlerim nasıl değişir bilemem lâkin şu yaşımda benimsediğim ilke ‘Hayal her yaşta kurulur!’. Eğer biri hayal kurmayı bırakmışsa ya ruhu ölmüştür ya da bedeni yahut da ikisi de… Hayallerin sınırı olmaz zaten, istersen beş dakika sonrasını hayal et; istersen elli sene sonrasını… İnsanlar her şeyine karışabilir ancak hayallerine dokunamazlar!
Okulumuzda konferans veren bir yazarın sözleri aklıma geliyor. Benim oldukça hoşuma gitmişti. Demişti ki “Hayallerinize dikkat edin, gerçek olabilirler…”. Hayal deyince aklıma gelen bir diğer nokta ise; Hz. Ömer’in (r.a) “Allah (c.c.), nasip etmeyeceği şeyin hayalini kurdurmaz!” sözüdür. Elbette bu sözleri bir papağan gibi tekrarlamak en kolay iş. Asıl mesele bu hayallerin peşinden koşabilmektir, yorulsan da hedefinden vazgeçmemektir. Zaten şu anda amacına ulaşmış, huzurlu hayat süren insanlar bunlar değiller mi? Şu anda sürdürdüğüm hayatın çekici olduğunu söyleyemem. Hatta gayet sıkıcı ve tekdüze bir hayat. Beni bu tekdüze hayattan boğulmaktan kurtaran şey ise kendi çapımda yaptığım ufak tefek aktiviteler ve ara sıra karaladığım 3-5 yazı… Geçirdiğim bir gün için tekrar yaşamak ister misin diye sorsalar ‘evet’ cevabını vereceğim gün nadirdir. Bundan şikâyetçi miyim diye sorulsa kısmen hayır cevabını veririm. Bunun sebebiyse hayatın iki safhadan oluştuğunu düşünmemdir. Bu safhalardan ilki hayal kurma dönemidir. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar diye boşuna dememiş yazar. Hayatın kalan kısmı ise kurulan hayalleri gerçekleştirmekle geçer. Şu anda ilk safhada olduğumu düşündüğüm için şikâyetçi değilim. Belki de sadece kendimi avutmak için seçtiğim bir yoldur… Yine de ben inanıyorum ki gün gelecek üzüntüden değil mutluluktan gözüm yaşaracak; gün gelecek ‘gerçekten kurulan hayaller gerçekleşiyormuş’ diyeceğim; en önemlisi de iyi bir yazar olduğum günler gelecek.
Sıkıntılarla boğuştuğum anlar da oluyor elbet -kendi çapımda sıkıntılar-. İnsan her saniyesini güzel düşüncelerle geçiremez ya! Kendimi karanlık bir odaya kapatıp saatlerce ağlamak istediğim anlar da oluyor; yağmurlu bir havada her şeyi bırakıp, öylecene yürümek, hasta olana kadar yürümek ve sonra boşluğun içinde kaybolmak istediğim anlar da oluyor. Ama bunlar problemleri çözmüyor. Günlerce ağlamak kaybolan umutları bulmuyor, gözyaşlarının kırılan kalbi eskisi gibi yapıştıramadığı gibi…
İşler biraz ters gitti mi hemen karamsarlığa düşmeye gerek yok. Bırak bazı şeyler ters gitsin, rayından çıksın, tepe taklak yuvarlansın… Hayatı mükemmel bir hale getirme görevi bize verilmedi. Ki hayat mükemmel bir şekilde, düz bir çizgi üzerinde, sabit hızla gitseydi yaşamamamızın bir anlamı olmazdı. Kalp atışlarımız gibi, eğer bir zikzak yoksa ölmüşüzdür. Belki de bizim ‘ters’ diye adlandırdığımız işler bir bakıma doğru ve düzdür “Her işte bir hayır vardır” misali… Çift şeritli yol gibi, eğer ışıkları ve kavşakları doğru yere yerleştirirsek kaza olmaz.
Herkes hayatta ayakta durabilmek için, geleceğe umutla bakabilmek için birtakım ilkeler belirler. Bu anlattıklarım da benim ilkelerim. Başta belirttiğim gibi, yaşım küçük olduğu için bazı şeyleri tozpembe görüyor olabilirim. Lâkin bu yaşta hayata küsmek koca bir ömrü mahvedecektir. Benim şu anda görevim geleceğimi en güzel bir şekilde inşa etmektir. Ve ben geleceğimi inşa ederken yorulduğum zaman hayal kurarım. Çünkü hayallerin gerçekleşeceğine inanan bir kalbim var…


önceki eser / sonraki eser