Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: han0307
Eser Sıra Numarası: 160219eser13




ÇÜNKÜ
Çünkü ben hayatı kalbime küçük bir aptalmış gibi hissettirerek yaşamayı severim. Ben iyimserim çünkü kötü düşünce benim tüm vücudumu kaplarken ağlarıyla ve aldatırken ben yalnızca kalbimi aldatmayı seçiyorum.İyimserlik gerçekten uzaklaşmak veya acı gerçekleri görmemek değildir. İyimserlik, anını mutlu kılmaktır. İyimserlik kalbe bir fısıltıyla her şeyin yolunda olduğunu anlatır. İyimserlik bir vücut olsaydı ben olmazdım ama iyimserlik herhangi bir yapbozun parçası olsaydı o yapboz ben olurdum.
İyimserim çünkü nefes alışım bir umut kaynağı olduğunu düşünüyorum. İyimserim çünkü yaşamayı ve yaşatmayı severim. İyimserim çünkü geçmişimi ve geleceğimi karartmadan şu anımı değerlendirmeyi istiyorum. Her şeyi güzel, iyi ve dolu tarafından görmek varken niye boş tarafından bakıp o boşluğun derinliklerinde hapsolayım ki? İyimserlik benim için hiçliği değil varlığı düşünmektir. İyimserlik benim için bomboş bir cam bardağa bakarken hayatın ona yansıttığı renkleri görmektir. İyimserlik, yaşıyorsam bu hayatı, o doğuşumu bildiğim gibi ölümü de bilip varlığımı, tutkuyla yaşamaktır.Ağaç dalındaki yapraktır, iyimserlik. Sonbaharda sararıp solup ağacından düşeceğini bilmeyen o yaprağın ilkbaharda şuursuzca yeşermesidir. Ben belki tamamıyla iyi değilim ama içimdeki kötülüğü (Hepimizin içinde var itiraf edin!)  susturabilecek kadar iyimserim. İçimdeki kötülüğe gelince, yıllardır volümünü düşürüyorum. Ne derece kötü olduğundan haberim yok. Ne kadar kötü olduğu gerçeğiyle yüzleşemeyecek kadar iyimserim. Bu kadarı sizin de menfaatinize bence. En azından iyimser olabilme ihtimalim olabileceğini düşünüyorum. Belki bu yüzden iyimserimdir. Sizce de öyle mi bilmiyorum ama kötülüğümün dilsizliğinden dolayı mutluyum. Bu bile beni iyimser yapmak için katı bir sebep olsa gerek.
Bana sorarsanız siz de en azından iyimser olabilme ihtimalinizi düşünün. Hani belki içinizdeki kötülük size düşman bir ses çıkardığında siz ona:
-Gel, dilsiz olarak kal, dersiniz. 
 Ne dersiniz? Rüzgârların esmediği bir tepede, ağaçların kırılmadıkça yaprakları, meyve vermedikçe o dallar, o tepenin bir yeri yoktur haritada. O tepeye çıkan bir yol bulamaz insanlar. Kötülükler olmadıkça iyiliklerin değerini bilemezler. Çünkü insanlar bir rüzgâr çarpmadıkça sert bir şekilde, anlamıyorlar iyiliği, temizliği, sadece iyiliğin insanları bir noktaya götürebileceğini.
Şimdi kaçar olduk paylaşmaktan. Mutsuz olduğumuzda bir köşede ağlayınca atlatıyoruz sıkıntılarımız, dertlerimizi paylaşınca çoğalacakmış gibi çekiniyoruz. Korkar olduk paylaşmaktan. O kadar ihtiyacımız var iyiliğe, paylaşmaya, durup düşünmeye, dinlenmeye, ağlamaya, sevmeye sevilmeye.


önceki eser / sonraki eser