Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: güneş2896
Eser Sıra Numarası: 160222eser65




                          DÜNYA’YI DÖNDÜREN SEBEP
  Düşüncelerimizin birer aynası olan sözlerle ilgili duyduğum en ilginç haber bir kabile ile ilgiliydi. Günümüz teknolojisine sahip olmadıkları bir ağaç kesmek istediklerinde de ilginç bir yol izlerlermiş. Kabile ağacın etrafına toplanıp kötü sözler fısıldarmış. Çünkü ağacın bir ruhu olduğuna, söylediklerininse onu zehirleyeceğine inanırlarmış. Gerçekten kabil fısıldadıkça ağaç çürürmüş ve birkaç gün sonra devrilirmiş. Her çağda olduğu gibi insanların sözleriyle, düşünceleriyle bizleri zehirledikleri günümüzde hayatta kalabilmek için her şeyden önce iyimser olmaya ihtiyacımız var.
Zaman ilerler dünya değişir ve gelişirken bizler geçmişi yanlış anlamaya devam ediyoruz. Büyüklerimize saygı duymak, onlardan güç ve feyz almak yerine gericiliği benimsiyoruz. Bilmiyoruz ki “Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz onu geleceğimizden ödünç aldık.” Nazım Hikmet onu bizden ödünç aldı. “Umut edenler haklı, umut insanın hakkı.” dedi bize. Yunus Emre bir istila ve karmaşa ortasında tanış olma çağrısında bulunmuştur. Atatürk kendilerinin gelip geçici olduğunu ama uğrunda akıtılan kanlarla bu topraklarda nice yeni neslin yaşayacağını söylemiştir. Samed Behrengi çocuklara sevgiyi anlatan masallar yazmayı ihmal etmemiştir. Küçük Prens savaşı yaşamış Exupery’nin kaleminden doğmuştur. Ruhani lider Gandi’nin sınıf ayrımcılığına karşı halkına aşıladığı inanç ve gösterdikleri cesaret umutlarının bir göstergesidir. Aziz Nesin hapishanede bile yazmıştır. Sahi yazı odası mıydı hapishane onun? Onlar emanetlerine sahip çıktılar. Emanetlerini ışıkla aydınlattılar, büyüttüler, öğüt olarak verdiler bize. Öğütlerine kulak vermek onlara duyduğumuz saygı, iyimser olmak gelecek nesillere olan vazifemizdir.
Umutsuz olursak sorusunun cevabını düşünüyorum öte yandan. Behçet Necatigil gelip yanıma oturuveriyor bu sırada. Ve şu mısraları fısıldıyor kulağıma “Ya ümitsizsiniz ya ümit sizsiniz, ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz.”. Varlık ve yokluk böylesine ince bir çizgiyle ayrılıyor. Ümitsizliğe düşerken (bu yaşarken ölmek gibidir kendimiz için) başkası için ümit olmak da var. Yani senin için, onun için, bizim için. Gelecek için. Ki onlar da bu bulmacayı çözsün. Sırrı, kalemi güçlüyse gelecek için sarı defterlerde okunmak üzere saklasın. Renklerden anlıyorsa çizgilerde anlatsın. Yahut tınılara sığdırsın.  Öğretmenim olsun harflere sarsın.
  Dünyayı umut döndürmüş, umut döndürecek. Bir gün sokakta rastladığımız çocuğun gülüşü ikna edecek bizi buna. Nasıl ki “ördek ile gezen göle bülbül ile gezen güle” dünyayı iyimser düşüncelerle kuşatmak onu yörüngesinde döndürmeye devam ettirecek ve bizi iyiye, güzelliğe ve doğruluğa götürecektir. Mavi Gözlü Dev’in de dediği gibi “Akın var güneşe akın”.


önceki eser / sonraki eser