Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: günce1829
Eser Sıra Numarası: 160220eser35




                                                           BEN BİR MARTIYIM

        İhtiyar bir amca tanıdım yanlışlarıyla güzelleşen ve her yanlış yaptığında hatasını anlayıp bir daha  doğrudan şaşmam diyen. Otururdu sandalyesinde geleni geçeni izler herkese gülümserdi.Zamanla öğrenmişti ki gülümsemek insanların kalplerine değen bir dokunuştu.Bu ihtiyar amcanın kimsesi yoktu kendinden başka.Yapayalnızdı ama yine de dimdik durur, çektiğim acılara rağmen, böylesi daha hayırlıymış, der ve gülümserdi.Gülümserken yaşlı yüzünün çizgilerinde saklanırdı acılar,kederler .Sonra ufka bakıp, bugün dünden daha güzel olacak,derdi. Bense daha genç yaşta hayattan sıkılıp pes etmiştim.Sadece karanlığı görüp ışığa düşman olmuştum.Dünüm kayıp,bugünüm şaşkın, yarınım meçhul.Üç bilinmeyenli bu denklemin içinde bir “z” gibiyim.Bir türlü bulamıyorum kendimi. 

   Dünyada o kadar sorun, dert varken ben kendi içimdeki  savaşla meşguldüm. Oysa dünyaya baktığımda kıyıya vuran insanlık,haberlerde gördüğüm katliamlar,bir hiç uğruna öldürülen çocuklar vardı.Hayatın zorluğunu sekiz yaşında mendil satarak tadan çocuklar vardı.Bense fizik sınavından düşük almayı dert eden zavallı bir öğrenciydim.

   Artık uyandım ve  farkındayım en büyük kararımı verdim. “Denizin olmadığı yerde umut adına martı olacaktım”.Bu herkesi öldüren,üzen dünyadan çocukların şen kahkahasının yükseldiği bir dünyaya geçecektim.Artık çocukların kafasına silah dayanmayacaktı.Yaşatacaktık çocukları ,yaşatacaktık insanlığı. Çünkü ben bir martıydım , cesurdum ve kararlıydım.Başaracaktım. Bir kez olsun ben de tutacaktım insanlığın elinden. Bir kez olsun ben de martı olacaktım. Bir kez olsun bende kendi dertlerimi bırakıp koşacaktım feryat edenlerin imdadına  .Yaşamanın yanında yaşatmanın mutluluğunu da  tadacaktım. 

    Düşündüm de yarına umutla bakmaktan başka çarem olmadığı için geleceğe umutla bakıyorum.Belki o zaman bu karanlık dünyadan kurtulabiliriz çocukları , belki içimizdeki inançla etrafı ışıkla doldurabiliriz . Bu kanlı gökyüzünün altından sonsuz maviliğe yelken açabiliriz. Eğer umutla bakarsak iyiliği dünyanın dört bir tarafına götürebiliriz . Afrika’da bir çocuğa su uzatıp, Suriye’de bir annenin elinden tutabiliriz.Bizim için şehadete koşan,cesurca savaşan askerlerimizin önünde siper olsak, daha güzel günlerin geleceği umuduyla mutlu olsak. İşte bu yüzden ileriye  umutla bakmam gerek. Umudum olursa bazı yanlışları düzeltebilme şansım, karanlığı yarıp güneşi getirebilme ihtimalim olur. Hayat dediğimiz bu yer  her ne kadar dönemeçli bir yol olsa da elbette bir çıkışı var sonuçta.Bu yüzden  ileriye umutla bakacağım .Hayat bizden bir şeyler çalsa da kalanlar için yaşama umudu bırakıyor içimize. “İyimser bir insan ayakkabılarım çalınınca ayaklarım var ya, diyebilen bir insandır” der bir filozof. Benden çalınanlara üzülmek yerine kalanlarla mutlu olmayı öğrendim.Ayakkabımı her giydiğimde bu sözü hatırladım ,şükür ki ayaklarım var ,diyebildim.

   Her zaman bocaladım.Yıkılsamda yeniden üst üste kiremitleri koyup inşa etmeyi bildim kendimi .Ne kadar çok direnirsem o kadar güçlü olurum sandım hep.Gülümsedim.Hayattaki en büyük direnişim gülümsemekti.Benim bir gülüşüm birde umuda olan inancım vardı.
   
       
Hayata nasıl bakarsan öyle görürsün derdi babam.Ben hayata küçük bir çocuğun gözlerinden bakmaya karar verdim.O gözlerde her şeye rağmen tüm acıların geçeceği ve hepsinin birer oyun olduğu görülüyordu .Oyun bitince acılar da bitecekti .O gözlerde kardeşlik,insanlık,kocaman bir umut vardı.Gözlerini her saniye kapatıp açtıkça büyüyen bir heyecan ,sonsuz iyilik vardı. Herkese, her şeye karşı “İnsan ışığı göremez ,ışıkla görür” edası vardı.Ben hayata her zaman bir çocuğun gözlerinden bakacağım, ışıkla göreceğim! Karanlık kelimesini lügatimden çıkarıp âmâ olmayacağım artık.