Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: gece2366
Eser Sıra Numarası: 160221eser12




IŞIK
  Daha küçücük yaşımızda yaşadığımız onca olumsuzluğa rağmen, anne - babamızla kavgalar, düşük sınav notları, arkadaş çevresiyle sorunlar gibi, daha önümüzde uzun fırsatlar olacağını düşünerek bir nevi kendimizi avuturuz. Olması gereken de bu değil mi zaten? Eğer şimdilerde iyi düşünmezsek, geleceğe umutla bakmazsak yaşamanın ne anlamı kalır ki? Haberlerde gördüğümüz genç kızlar, erkekler gibi intihar edelim o zaman? Sabredemeyip son verelim hayatımıza, elimizin tersiyle itelim gelecek tüm fırsatları? İnsan nankör olmamalı. Bu hayat bize verilmişse bunu kullanmamız, değerini bilmemiz gerekir. Şimdiden pes edersek birer yetişkin olunca hiçbir isteğimizi gerçekleştiremeyiz. Evet; yarına, hatta yalnız bir saat değil, bir dakika sonrasına bile çıkabileceğimiz kesin değil, ama bu durumda “tüm emeklerim boşa gidecek” diye düşünüp geleceğimizi mahvedersek neyimiz kalır sonraki nesillere, hangi özelliğimizi miras bırakırız? Hemen pes edişimizi mi? Yoksa ümitsizliğimizi mi? Biz demek yarınlar demektir. Yarının çocuklarını bizler yetiştiriyoruz. Bu yüzden terk etmemeliyiz onları. Güzel erdemlerimizi bırakmalıyız onlara, mağlubiyetimizi değil. Şimdilerde bu küçük dünyamızda kurduğumuz hayaller boşa gitmemeli. Anne - babamızın geldiği yere bakıp onlar gibi olmalıyız fikrimce. Geçmişlerinde kötü bir şey görüyorsak pay çıkarmalıyız kendimize. Yolumuzu buna göre bulmalıyız. Örneğin benim annem okuyamamış liseden sonra, hayalini kurduğu şeyleri yapamamış. Ama babam gerçekleştirebilmiş zor koşullara rağmen. Fakirlik zor çünkü bu zamanda en küçük şey için bile para gerekiyor. Yine de bunlar bile fazla iyi diyorum bazen. Hayallerini gerçekleştiremeyen çok kişi var. Kiminin annesi hiç okuyamamış ailesi yüzünden, kiminin babası işsiz kalmış… Bunlardan nasıl bir ders çıkarmak gerekiyor?
 Şöyle ki, onların fırsatları yoktu. Bizim var. Yapacağımız her şey için bize destek olan bir ailemiz var. Anne - babası olmayan insanlar da olabilir ama bu pes etmeleri için yeterli bir sebep değil. Onlar hayallerine yönelik atacakları her adımda ailelerinin onların yanında olduklarını bilmeliler.
 Ben psikolog olmak istiyorum. Belki olamayacağım, belki çabalamama rağmen emeklerim boşa gidecek, belki de ümitsizliğe kapılıp kitapların yanına bile yaklaşamayacağım. Ama hayat bu değil midir zaten? Tüm bu belirsizliklerin içinde, karanlığın ardındaki ışığı görebilmek değil midir? Etrafındaki herkesi yutan girdaptan kurtulmak için çabalamak? Yaşamak için savaş vermek? Ve körmüşçesine dolanırken zifiri karanlık bir kuyuda, çıkış yolu aramak? Ya sağ çıkacağız o kuyudan, ya da bizi hapsetmesine izin vereceğiz. Siz olsanız hangisini seçerdiniz? Bu hayatı hiçbir şey yaşamadan, güzel hayaller ve umutlarla süslemeden geçirmek gerçekten de nankörlük değil mi? Şartlarımız uygun veya değil, önemli olan istemek. İstemek ve çabalamak. “Çalışmak insanı üç şeyden kurtarır: Can sıkıntısı, kötü alışkanlıklar ve yoksulluk. İçinde çalışma olmayan bir hayat ise boşa geçirilmiştir.” Bu söz daha ipleri elime alamadığım bu genç yaşımda beni etkilemişti.
 Dediğim gibi belki bir dakika sonrasına çıkacağımız bile kesin değil, ama bu belirsizlik içinde tıkılı kalıp bunun hayatımızı yönlendirmesine izin veremeyiz.
 Atalarımız savaşlarda sayıca çok daha az olsalar bile pes etmemişler, düşmana mahal vermemişler. “Ya kazanamazsak” diye düşünmeden olanca güçleriyle savaşmışlar. Örnek istiyorsak bu bize en iyi örnektir.
 İtiraf ediyorum, ben de bu korkuyu duyuyordum hep, “ya yapamazsam, ya emeklerim boşa giderse” diye içim içimi yiyordu. Ama şuan bunları yazarken bile ne kadar yol kat ettiğimi fark ettim. On yıl sonra kendimizi nerede gördüğümüz değil, on yıl içinde ne kadar çalışacağımız, geleceğimizi kurmak için ne kadar çaba harcayacağımız önemli. Ve ben hepinizi bu çabaya davet ediyorum. Karanlıktaki ışığı bulacağız.


önceki eser / sonraki eser