Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: fidan5918
Eser Sıra Numarası: 160221eser38
                             


                                                                İNANMANIN GÜCÜ
 
      Anahtar kelime inanmaktır. İnanarak, kendine güvenerek hayatta büyük işleri başarırsın. İnanarak başlamak, işin yarısı. Sonrası bir çorap söküğü gibi gelir.
İnanmak benim için hayatın ışığı. Bana yol gösteren ve her durumda elini uzatan beni hayata bağlayan bir dost. Ona ne kadar sarılırsam onun da beni hiçbir zaman bırakmadığı bir dost. Önümde birçok örnek olduğuna ve onlarda bulmam gereken umutların, aramam gereken cevapların gizli olduğuna inanıyorum. Bizler de onlardan feyz almalıyız ki başarma duygusunu tadalım ve yaşayalım. Zaman kısıtlı, hayat bu kadar değerliyken ileriye umutla bakmamak imksansızdır.

      Atatürk belirsizliklere bir umut değil miydi? Osmanlı İmparatorluğu için hasta adam diyorlardı. Bir savaşla bütün Osmanlı topraklarını ele geçirebileceklerini ve kendi topraklarına katacaklarını düşünüyorlardı. Peki ya ne oldu? Evdeki hesap çarşıya uymadı. Hasta adamdan koca bir yiğit çıktı meydana. Hiç kurtulma umudu yokken bir bir hesapladı Mustafa Kemal. Başardı ve kurtardı bizi. Böyle bir adam nasıl olur da ileriye umutla bakmamda bir etken olmaz?

Sımsıcak bir güneşin içimize işleyişi bize neşe verir, mutluluk verir, umudumuzu tazeler. Kar yağdığında kartopu arkadaşlarla vazgeçilmez bir eğlencedir. Bir yağmur damlasının teninizdeki ferahlığı ve sonbaharda yaprak dökümünün verdiği o ruh hali ömrümüzdeki dört mevsimin ayrı zevkleridir, ayrı ayrı umut kaynaklarıdır. Ya küçücük bir bebeğin dokunuşu? O da sımsıcak bir iz bırakmaz mı üzerimizde? Gözyaşlarımıza hakim olabilir miyiz? Dünyada böyle güzel tatlar varken ben neden zevk almayayım hayattan? Neden umudum olmasın? Yaşanması gereken  bu kadar çok zevk ve duygunun her parçası birleştirildiğinde bir umut olmaz mı?

Herkes bir su gibi kendi yolunu çizer. Biz de yolumuzu kendimiz çizmeliyiz ; başkası değil. Yolumuzu kendimiz kontrol etmeliyiz. Yoksa su akıntısında savrulup gideriz.
Umut bizler için bir çekiç olmalı. Kafamızdaki belirsizlikleri kırabileceğimiz bir çekiç. İnanmayı yitirmedikçe elimde bir anahtar ve umudumu yitirmedikçe de elimde bir çekiç olacak. Önüme çıkan duvarları çekicimle kıracağım ve önüme çıkan kapıları da anahtarımla açacağım. Bunları sımsıkı elimde tuttuğumda kimsenin benden çalamayacağı bir hazinedir. Bu gücü korudukça ve kullandıkça kafamdaki belirsizlikler ve soru işaretlerinin kaybolduğunu, yeni ufuklar açıldığını da göreceğim.

İşte insanları inceliyorum. Önceki ve şimdiki durumlarını, fiziksel özelliklerini, tecrübelerini ve değişik konulardaki hakimiyetlerini. İnsanların sıfırdan kurdukları işleri, inanarak nasıl büyütüp muazzam yerlere getirdiklerini  görüyorum.  Her yeni insandan cesaret topluyorum. Hedefler buluyorum kendime. Birazını başardım bile. İmrendiğim insanlara dönüşüyorum. Kendi benliğimi kazanıyorum. İnanıyorum ki bir gün insanlar da bana imrenecek. İnanıyorum ki insanlar da arayış içinde olacaklar. Ve inanıyorum ki onlar da kendi benliklerini bulacaklar.

Çağdaş yarınlara nice başarılara inanan, umudunu yitirmeyen bizlerle ulaşılacak. Buna tüm kalbimle inanıyorum.