Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: engelyoktur3131
Eser Sıra Numarası: 160221eser06



      BİR ÇİFT GÖZ İÇİN
      Mecbur bırakılmış bir hayatın son damlaları bence iymser olabilmek.Güneşin sıcaklığını teninde hissedebilmek, ayın sakinliğini duyabilmek, yüzdeki her kırışıklığın altındaki tebessümü görebilmek, her yaşlının ihtiyaçları olduğunu bilip onlar için çırpınmak, ellerini her semaya kaldırdığında sadece kendini değil tüm ecdadını düşünmektir iyimserlik…
       Düşünüyorum da duymasaydım, görmeseydim, gülmeseydim herşeyin bittiğini, ölümden hiçbir farkı olmadığını sanırdım. Meğer benim düşüncelerim hayata tezatmış. Ölümden bir farkı varmış. Kalp tüm gücüyle atmaya devam ediyormuş. İyimserliğin her zerresi yüreklere hapsedilmiş meğer.İşte iyimserliğimin hikayesi ve mimarı. Onun gözleri, görmese de yüzündeki gülümsemeden hiçbir şey kaybetmeyen  çevresine pozitif enerji veren bir insan gülüşündeki masumiyet ile kalpleri fethedip göz yaşlarının akmadığı bir dünyaya götürüyordu bizi. İnsan bile bile kendini çıkmaza atar mıydı? Benimkisi de dostluğun çıkmaz sokağıydı. Sınıfımıza gelişinin ardından pek zaman geçmemişti, ama ben onu görmezden gelip dışlamıştım. Nedense ondan uzak durmuştum ya da nefsime ağır gelmişti. Onunla arkadaş olup onun gezi rehberi gibi olmak, ihtiyaçlarını karşılamak benlik iş değildi sanırım.
        O güne dek onunla hiç konuşmamıştım. Sıra arkadaşı kendine yeni arkadaşlar edinmiş onu yok saymaya başlamıştı. Öylece, yapayanlız oturuyordu.Belki de ihtiyaçları vardı, ona benimle kantine gelmesini teklif etmiştim. Onu ilk kez yanımda hissetmiştim, bana dokunuyordu, öyle sıcak bir histi ki hep yanımda olmasını istemiştim Rabbimden. Açtığı konular ile kalbimde taht kurmuştu. Güzelliği ve iyimserliği bana aşıladı. En güzel anlarımı onunla yaşadım, ben hep onunla güldüm, üzüldüğümde sarıldı, güldüğümde sorgusuz sualsiz o da güldü. Şüphesiz ki en iyi dostu, arkadaşı bulmuştum. Bana iyimserliği sesindeki ton, yüzündeki tebessüm, yüreğindeki sıcaklık anlatıvermişti, tüm ön yargılarımı bir köşeye atmış vücudumdan ve kafamdan silmiştim.O, bu haldeyken bile mutluysa ve hayata gülerek bakabiliyorsa biz milyonlarca insanoğlu olarak ne demeye karamsarlığa bürünürüp alabildiğine suçu atıyorduk hayatın üzerine. İşte, asıl suçlu bizdik. Güzeli göremeyen ya da güzeli görmek için sadece gören gözler gerektiğini düşünen insanoğlu.Şimdi ben iyimserim çünkü; güneşin sıcaklığını hissedebiliyorum tenimde, ayın sakinliğini duyabiliyorum, yüzdeki her kırışklığın altındaki tebessümü görebiliyorum.En önemlisi de ben bir insanım ve  nefes alabiliyorum.Bu da  bir lütuf deyip yaşıyorum “çok şükür” der gibi.
Şu an da yüreğimin diğer yarısı ile ayrıyız ama o bana hala bir kalp kadar yakın bir nefes gibi heybemde ve iyimserlik de onun için hep çantamda.



önceki eser / sonraki eser