Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: dora0001
Eser Sıra Numarası: 160118eser05


BİR AVUÇ GELECEK
Gelecek; ne hayaller, ne umutlar barındırır içinde. Belki de bu yüzden hep sıcak bir gülümseme bırakıyor yüzümüzde. Hayatımızın her anında, aklımızın bir ucunda kendine yer etmiştir her zaman. Hayatımıza yön verir genellikle. Karşımıza neleri çıkaracağını bilmediğimiz bu hayatta attığımız her adım onun içindir aslında. Peki, bize verilen bu hayatı tam anlamıyla hiç düşündünüz mü? Nasıl başladığımızı, şu an da ne yaptığımızı, ileride neler yapacağımızı…
Hayatın amacını hep bir şeyleri kazanmaya bağlamışız. Kimimiz aşkı, kimimiz parayı, kimimiz mutluluğu… Aslında verilen cevaplardaki ortak nokta beni her zaman korkutmuştur. Biz insanlar verdiğimiz bu cevapların altında yatan gizli kelime için yaşıyoruz: “ KAZANMAK!” Geleceğimiz hakkındaki planlara da bu düşüncemiz yön veriyor çoğu zaman.
Kazanmanın verdiği mutluluktan söz ediyoruz. Peki, neyi kazanıyoruz? Neyin mutluluğunu dile getiriyoruz?   Hem de bize ait olmayan bunca şeyin arasında. Kendi bedenimizi bile burada bırakırken bu gereksiz yarış ne için? Mükemmel olmak için mi? Kaybetmemek için mi? Kaybetmenin içindekileri neden göremiyoruz? Bize kattığı onca şey varken neden kaybetmeyi istemiyoruz? Bana göre bazen kaybetmek de gerekir. Çünkü bir tek o zaman neyi yanlış yaptığımızı düşünüyoruz. Yerine oturmayan taşlarla bir tek o zaman mücadele ediyoruz. Bu hayatta her şeyi yaşamalı bir insan.  O zaman hayatı tanıma fırsatı bulur.  Anca o zaman geçmişindeki ve geleceğindeki kendini tam anlamıyla tanır.
Etrafıma baktığımda korkularıyla ilerleyen birçok insan görüyorum. Dünyanın karmaşık seslerine aldanmış, kendini bu koskoca evrende kaybetmiş insanlar. Aslında hepimiz sürekli bir şeylerden korkuyoruz.  Hayatlarına, korkularının yön vermesine izin verenlerle dolu etrafımız. Benim de her canlı gibi korkularım var. Diğerleri gibi ben de savaşıyorum onlarla. İşte bir tek bu savaşta kaybetmeyi istemiyorum. Eğer onlara yenik düşersek ne anlamımız kalır ki şu dünyada. Bugünümüzden bile bu kadar korkarsak geleceğimizle nasıl başa çıkarız?
   İçimizde gizlenmiş olan cesarete neden mahkûmmuş gibi davranıyoruz?  İçimizdeki deliliği serbest bırakmak hep bu kadar zor olmamalı bence. Ânı yaşamalıyız. Anlardan ibaret olan bu hayatta bu kadar korkak olmamalıyız. Eğer hep patikayı takip edersek zarar görmeyiz belki.  Ama bu seferde ormanın içindeki güzellikleri keşfedemeyiz.  Arada kaybolmak da lazım, keşfedilmeyi bekleyen  uçsuz bucaksız gökyüzünde. Gelecekteki güzellikleri yaşamak istiyorsak bazen yoldan çıkmamız gerekebilir.
Hayatımıza bu kadar müdahaleye izin vermemiz doğru değil. Bırakalım da bu upuzun gibi görünen kısacık yolda, olmak istediğimiz kişi olalım. En ufak bir şeyde pes edersek yolu kısaltmış olmaz mıyız sizce de? Dünya o kadar güzel bir yerken hem de.  Sahi siz de dünyanın adaletsiz, acımasız, geleceğini yutan bir hortumdan başka bir şey olmayan, berbat bir yer  olduğunu düşünenlerden misiniz? Eğer öyleyseniz gerçekten çok yazık. Çünkü dünya asla böyle bir yer değil. Onu güzel kılmak hep bizim elimizde. Unutmayalım ki,  küçük bir iyilik tohumunu bile en güzel saksıdan daha iyi yeşertebilecek bir güce sahiptir insan. Dünümüz bizi üzdü diye geleceğimize haksızlık etmek büyük bir hata bana göre.  Bu yüzden seçimlerimizi doğruluğuna inandığımız taraftan yana kullanmalıyız.
Bu hayattaki güzellikleri görmek sandığınız kadar zor değil. En basitinden  güneşin doğuşunu hatırlatmak isterim sizlere. Yaşadığımız kötü olaylara benzetiyoruz geceyi. O koskoca karanlığın bile yıldızları ve ayı varken neden umutsuzluğa kapılalım ki? Gökyüzüne baktığımızda her güne farklı bir tabloyla uyandığımızı görmek bir işaret değil midir? İşte böyle düşünürsek o zaman beklentilerimize ulaşmamız kolaylaşır.
Küçüklüğünü hatırlamayan yoktur sanırım. Hani şu dünyaya masum gözlerle bakabilen yaşlarını. Ben hep o günlerde takılı kalmış biriyim özümde. Bugünümün içinde geçmişimi barındırırım. Geçmişimi bir kutuda, bir defterde, bir fotoğrafta biriktiririm her zaman. Bu sayede çoğunuzun istediği zaman makinesine ihtiyaç duymam. Zamanda yolculuk yapabilirim istediğim zaman. Annemin yardımıyla yaptığım ilk kurabiyelerimi tekrar tekrar yiyebilirim mesela. Babamın hediyesi olan ilk bisikletimle dolaşabilirim defalarca. Kardeşimi ilk gördüğümdeki heyecanı yine yaşayabilirim. Annemin, düşüp dizimi kanattığım zamanki tatlı,  bir o kadar da abartılı telaşını izleyebilirim. Babamın beni havaya atıp tutmasıyla dünyadaki en güçlü babaya sahip olduğumu kendime hatırlatabilirim. Kardeşimin bana ilk gülümseyişinin kalbimde bıraktığı sıcaklığı hissedebilirim. Birbirinden eğlenceli oyunlarımızda attığımız kahkahaları, çığlıkları duyabilirim. Geçmişimizin geleceğimize kattıklarını görebilmek çok önemlidir bana göre. İşte sırf bu yüzden bile diğer insanlardan farklıyım.
İnsanlar hep doğum günlerini düşünürler. Peki ya, hiç düşündünüz mü? Ya şu an son gününüzse? Ya da bugün ölüm yıldönümünüzse?  Nasıl geçmesini isterdiniz bugünün? Kendim için şunu söyleyebilirim. Bu kocaman handan çekip gittiğimde geride bıraktıklarımla anılmak isterim. Evet, belki de başucumda yazacak olan sadece iki sayı. Doğumum ve ölümüm. Bana göre önemli olan o yılların uzunluğu değil, parantezin içine sığdırdıklarım. Benim gelecekle ilgili en büyük hayalim yazar olmak bu yüzden.  Hissettiklerimi, yaşadıklarımı, düşündüklerimi insanlara aktarmak,  bu dünyada benim de yaşadığımı onlara hatırlatmak bu hayattan beklentilerim arasında.
Ben ölümün sandığımızdan daha yakın olduğunu biliyorum. Çağırmasam hiç gelmeyecekmiş gibi hissetsem bile başucumda oturduğunu görebiliyorum. Zamanın hızına şaşırmıyorum. En başından beri bizi sürüklemesine kırılmıyorum. Bize her şeyi öğrettiği için hayranım hatta ona. Hani demiştim ya hayatın anlamının çoğu insan için kazanmaktan geçtiğini.  Ben hiçbir konuda o çoğunluğun içinde yer almadım ve almayacağım. Çünkü zamanın, bana hayatın anlamını bu kadar kısa bir sürede öğrettiğini görebiliyorum. Hayatın anlamını; geçmişine üzülenler, bu gününü yaşayamayanlar veya geleceğinden korkanlar hiçbir zaman anlayamayacaklar ne yazık ki. Benim gördüğüm daha doğrusu görmek istediklerimden ibaret bu hayat. Anlamı ise sadece özgür olmak. Özgürlüğün kadar varsın bu hayatta. Özgür olduğun kadar hayattasın.
 Benim gelecekten en büyük beklentim kendim olmak. Gelecek eğer buna izin verirse sanki her şeyi başarabilirmişim gibi hissediyorum. Korkularımın, kırgınlıklarımın, mutluluklarımın, gülümsemelerimin,  gözyaşlarımın ve birçok şeyin beni tamamladığını biliyorum. Onları kamburdan çok beni ben yapan parçalar olarak görüyorum. Geleceğin bende uyandırdığı en güzel his umut etmek ve umarım gelecek denilen şey herkese beklentilerinin karşılığını en güzel şekilde verir. 


önceki eser / sonraki eser