Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: dipnot2235
Eser Sıra Numarası: 160220eser06



UMUTLARIM BÜYÜR İÇİMDE
İnsan kalbi hangi yaşta olursa olsun hep umutlarla doludur. Yedi yaşında bir çocuğun istekleri oyuncak ayılar ya da bir oda dolusu çikolatayken huzurlu bir emeklilik hayatı da altmış yaşlarında bir insanın hayallerini süsler. Elbette insan her yaşta hayattan bir şeyler umar ama gençken kurulan hayallerin sayısı saymakla bitmez. Aslında hayallerimiz ve umutlarımız, karanlık bir tünelde elimizde tuttuğumuz meşaleler gibidir. Önümüzü görmemizi sağlayarak ileriye doğru emin adımlar atmamıza yardım eder.
Hayat, hiçbir insan için kesin çizgilerden oluşmamıştır. Her insanın yaşamı bir saniyesini bile tahmin edemeyeceğimiz belirsizliklerden oluşur. Yine de hayat elli yaşlarında bir insana, yirmi yaşındaki bir gence olduğu kadar belirsiz değildir. Hiç değilse ailesini kurmuş veya belli bir meslek edinmiştir. Hâlbuki ben, henüz on beş yaşlarında tabir-i caiz ise “ilk gençlik yılları”nı yaşayan bir gencim. Öyle ki hayatımda olan en “belirli” şeylerden birisi, matematik dersinden çıktıktan sonra Türkçe dersine gireceğimi biliyor olmam. Ne ileride hangi mesleği yapacağımı biliyorum, ne de diş tellerimin ne zaman çıkacağını. Bir de bütün bu çıkmazların yanı sıra, hayatın yaş sınırı koymaksızın bizlere yüklediği sorumluluklar var. Özellikle on beş- on sekiz yaş aralığına hitap eden ve neredeyse tüm geleceğimizi bunlara bağladığımız sınavlar bir yana dursun, her gencin hayatının belli bir noktasında takılıp kalan sorunları vardır. Kiminin sorunu şımarık kardeşidir, kimininki ise her gün tartışan annesi ve babasıdır ama her gencin bu sorunlara karşı geliştirdiği birer savunma mekanizması olan hayalleri vardır. Evet, savunma mekanizması diyorum çünkü ne zaman sorunların kafanı kurcaladığında hayal kurmaya başlasan, bütün dertlerin yok olur, gider. Zaten ben hayalleri daima renkli, parlak kâğıtlı çikolatalara benzetmişimdir. Ne zaman ağzının tadı kaçsa bir tane ağzına atarsın ve o kötü tat yerini çok daha güzel bir tada bırakır. Üstelik ikisinin de işlevi aynıdır, mutluluk hissi verirler. Şimdi eğer kendimi “Hayat karşıma ne türlü zorluklarla ve belirsizliklerle gelirse gelsin, hayallerime tutunabilir miyim?” diye sorgularsam cevabım kocaman bir “Evet!” olur çünkü benim geleceğim bana verilmiş hediye paketiyle kaplı bir armağan ve ben hediyemin ne olduğunu çok merak ediyorum. O paketi açacak tek makasın da iyimserlik olduğunu düşünüyorum. Paketin içinden çıkacak hediyenin ne kadar kötü ya da ne kadar güzel olduğunu önemsemiyorum çünkü her hediye, ne kadar kötü olursa olsun, höşgörüyle karşılanmaya layıktır. Cevabım evet çünkü benim bekliyor olduğum bir geleceğim, biriktireceğim anılarım, kuracağım hayallerim, ders alıp büyüyeceğim hatalarım, edinecek arkadaşlarım, kazanacak sınavlarım var. Dahası, benim umutlarım var ve ben tüm bunları gerçekleştirebilmek için küçük bir Polyanna olmaya tüm kalbimle hazırım.
Dediğim gibi, her insanın karanlık bir tünel içindeyken elinde tuttuğu bir meşalesi vardır ve meşaleler ne kadar güçlü yanarsa, insan önünü o kadar rahat görür. Meşaleler bizim umutlarımız ve hayallerimizdir. Onları daha aydınlık yapacak şey ise kalbimizin bir köşesinde sakladığımız iyimserliğimizdir.