Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: bsbl1516
Eser Sıra Numarası:160128eser01


    ANILAR,SANAT VE SEVGİ                                                         
Dün, bugün, yarın…  İki bilinen bir bilinmeyen. Dün geçti, bugün geçiyor peki yarın… Tüm zamanların en muallâk sorusu: Yarın ne olacak?
Asırlardır medeniyetin her alanının bir cevap aradığı sorudur bu. İnsanlık, her gün biraz daha üstüne koyarak yüceleştiriyor medeniyetini. Her derdin çaresi, her sorunun cevabı bulanacak bir gün belki de. Fakat yarın ne olacağı asla bilinemeyecek, sadece yarın olması istenenler umut edilebilecek dün ve bugün olduğu gibi… Bugün 18 yaşında bir birey olarak benimde yarından beklentilerim var. Son nefesimi verene kadar da umutla yaşamaya devam edeceğim. Belirsizlikler, kaygılar, engeller her zaman olacak elbette. Hayallerim gerçekleşir mi bilemiyorum yalnız bildiğim bir şey var o da ben yarına umutla bakmayı ve sonuna kadar emek vermeyi sürdüreceğim. Neden mi?
Gelecekten umutluyum çünkü hayat umutla başlar…Bir çift göz açılır hemşirenin elinde parıltılı, sıcak ve samimi. Artık, güneş bir kişi için daha doğacaktır her sabah. O,  umut ettikçe güneş yükselecek, sevdikçe daha da aydınlatacak.  Çocuk; sevdikçe umut edecek, umut ettikçe sevecek. Bisiklet isteyecek önce, yokuş aşağı son sürat sürdüğünü hayal edecek bisikletini. Düşse de yeniden kalkıp, bir daha oturacak seleye. Şirinleri izlerken öğrenecek iyiyi, güzeli ve tabi kardeşliği. Masallarda görecek iyilerin mutlaka kazandığını. Güzel bir resim defteri olacak. Gülen güneş figürleri, mutlu aile tabloları, en güzel çiçekler, ağaçlar… Dün tattığımız mutluluklar, edindiğimiz değerler yarınlarımızı inşa edecektir. Benim yarına dair umudumu diri tutan etkenlerin başında çocukluğum gelir. Arkamda bıraktığım yaşamın hep en mutlu anlarını hatırlayarak yarına umut dolu gözlerle bakarım.
Nazım ve onun gibiler...
Sanat ve sanatçı umuttur. Yarına dair umudu taze tutmak, o ateşin sönmesini engellemek için sanata, şiire yönelmeli insan. En kötü anında, çıkmaza girdiğini düşündüğünde  hatırlayacağı iki dize olmalı en azından. Mesela Nazım'ı hatırlamalı ve ardından “Çocuklar inanın; güzel günler göreceğiz, güneşli günler göreceğiz” diye haykırmalı. Nikbinlik şiiri... Nikbinlik, iyimserlik anlamına gelir. Dinledikçe yarınlar, öyle büyülü bir hal alıyor ki zihnimde. İçinde bulunduğumuz bu belirsiz dönemde, biz genç nesile yarına umutla bakmayı düstur edinmemizi öğütleyen harikulade dizeler.  Nazım ve onun gibiler geçti bu diyarlardan. Onun açtığı yolu takip edenler, karanlıkları aydınlığa kavuşturmak için yananlar… Ömürlerinin bir kısmını sırf toplumu aydınlatmak için çabaladı diye zindanlarda geçirmiş, sürgün yemiş ama yılmadan üretmiş, savaşmış ve en önemlisi umudunu hiç kaybetmemiş bu koca yürekli insanları tanımak ve anlayabilmek kesinlikle yarına umutla bakmamızı sağlayacak etkenlerdendir.
Sevgi yarının pusulasıdır...
Sevgi bir insanın sahip olabileceği en değerli hazinedir. Sevmenin, sevilmenin verdiği mutluluk öyle bir yansır ki çehreye, karanlık yarınlar aydınlanır bu ışıkla. Sevgi, fenerdir bir bakıma yolumuzu aydınlatan. Sevgiyi bilmeyenler karanlığa küfretmeye, yarından kaygılanmaya mahkûmdurlar. Sevgi, geleceğe umutla bakabilmenin en temel etkenidir. İşini, arkadaşını, kendini ve tüm insanlığı sevmek; geleceğe doğru demir alan geminin pusulasıdır. Doğru limanı bulmak ancak sevmekle mümkün olacaktır. Öyleyse gelin, sevelim umutla. Kendi çevremizden başlayarak yayalım tüm dünya’ya zalimlere inat sevgiyi. Dünya’nın karanlık tarafı, güneşin ilk ışıklarını beklerken biz oraya sevgiyi ulaştıralım. Barışı ve kardeşliği, her daim mıh gibi sapasağlam eyleyelim dünyada. Yarına umutla bakabilmek için, mutlu yarınlar için…