Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: birey8375
Eser Sıra Numarası: 160219eser25



BİR(EY!)im
     Yaşam kargaşası içinde cevabı bulunamayan soruların doğurduğu karmaşık hisler… Onlarla baş etmeye çalışanlar…
     Çocukluk ve yetişkinlik sınıflarına dahil olamayan gençlerin yaşadığı duygu değişimleri…Sevdiği işi yapsa hayatı boyunca çalışmayacağını bilmeyenlerin; mahalle baskısı altında kalıp seçtikleri meslekler yüzünden ömür boyu çalışmak zorunda kalması…Ortalama altmış yıllık hayatın, on sekizinden sonrasının iki saatlik bir sınavla belirlenmesi… Gençlik adı verilen dönemde; toplumda kendine yer arayan gençlerin küçük telaş ve kaygılarının yanına geleceğe dair bir kaygı daha eklemesi...
Çocukluk döneminin sonları… Daha dünyayla tanışmadan; kendinden önce yapılmış planların içine düşen birey, bunlarla tanışmaya başlayınca bir şeylerin ters gittiğini hissine kapılır. Yaşam onun hayal etiği gibi devam etmezken rakipleriyle karşılaşılır...Kendini tanımak on beş yaşına geldikten sonra “Ben ne olmalıyım?”sorusu ile ne kadar mümkün olur, tartışılabilir. Kendini tanımak aile ile başlar! Birey, ne olmalıyım sorusunu gelecek kaygısıyla tanıştığında soruyorsa; toplumun sosyal yapısı olumsuz yönde ilerliyordur.  
Geleceğe dönük yaşamaya çalışırken içinde bulunduğu anı kaçırmak, geleceğe ne kadar katkı sağlayabilir? Kendini tanıma fırsatı yakalamış olanlar bu konuda daha şanslıdır. Genç yaşın tüm belirsizliklerine rağmen geleceğine dair bir umut yakalamak için bireyin kendini tanıması onu bir adım öne taşıyacaktır.      
     Fikirlerini dile getirmek isteyen birey, toplum tarafından “yarış atı” psikolojisine büründürüldüğünde her şeyden şikâyetçi olmaya başlar. Bu durum hal ve hareketlerine yansıdığında psikolojik tedavi görmesi gerekir. Sonrası… Mutsuz bir toplum.Farklı fikir topluluklarının birbirini kırmasını normalleştirip; kendi karanlıklarına çocukları da alet eden bir dünyada nasıl iyimser olabilirim? Geleceğin tüm belirsizlikleri benim için meslek seçim derdi, daha çok para kazanma kaygısı iken aynı gezegen üzerinde yaşadığım diğer çocukların “savaş çocukları” olduğunu bilip nasıl iyimser olabilirim? Çikolata fabrikasında çalışıp çikolatanın tadını bilmeyen çocuğun sosyal medyada " beğeni" unsuru olduğunu göre göre nasıl iyimser olabilirim? İşin en korkunç tarafı da insanların o çocuğun çikolata yememesine üzülüp, çocuğun iç dünyasını hiç hesaba katmamalarıdır. O çocuğun en büyük hayalinin aslında çikolata yemek değil; hiç sevmediğimiz pazartesi sabahları erkenden kalkıp hiç eksilmeyen heyecanla okula gitmek olduğunu düşünmek istememeleridir.
     Elindekinin değerini bilmeyen nesil; bugün hırs uğruna öldürülen çocuğun başına gelenin kendi başına da gelebileceğini düşünmüyor. Çünkü başkaları tarafından kurgulanmış yaşamın bir parçası ve sorgulamadan yaşamak onun yaşam tarzı. Onların istediği oyunları, onların istediği telefonlardan oynuyor; onların kurguladığı oyunlarda onların istediği hamleleri yapıyor ve bunun zamanla gerçek hayatına yansıdığının farkında olmadan köle olmaya elverişli bir birey olarak karşımıza çıkıyor. Sonrası mı? Sonrası... Umutsuz bir toplum.Birey kendi hayatını yaşamadığının farkında olmuyor. Aldığı eğitim ilerleyen dönemlerde aslında onu istediği kariyere değil de büyüklerin “hayatını kurtarmak” adını verdiği mecburi kariyere götüreceğini sınav puanını öğrendiğinde anlıyor. Kendi okulumda, Meslek Seçim-Kariyer Seminerlerinde dinlediğim konuşmacının, okuduğu bölümün, kendine göre olmadığını anladığında kendini gerçek hayata bıraktığına dair yaptığı konuşması gördüğüm en canlı örnektir(Kendi şirketlerini kurmuştur.).
     Geçtiğimiz yaz katıldığım TÜBİTAK Kriptoloji Yaz Okulu’nda edindiğim arkadaşlarım, okudukları okullarda kendilerine sunulan fırsatları dile getirdiklerinde yaşadığım telaş; hayata karşı beslediğim bir parça umudumu da benden koparmaya çalışmıştır. Tam olarak koparıp alamamış olsa da biraz zedelemiş olabilir. Hayatımızı aynı sınavlara girerek kuruyor olmamıza rağmen Fizik dersini İngilizce gören arkadaşımla, Fizik terimlerinin bile Türkçe açıklamalarını not almak zorunda olan ben karşılaştırıldığımızda ortaya mutsuz ve umutsuz bir tablo çıkması şaşırtıcı değildir.
     Zedelenmiş de olsa, kalan umudumla, iyimserim çünkü; yürüdüğüm yolu istediğim gibi şekillendiremediğimde yaşayacağım çöküntünün bilinçaltımı ele geçirmesine izin vermiyorum.
     İyimserim çünkü; öğrendiklerime körü körüne inanmaktansa sorgulama gücümü kullanıp çelişki denizinde kendimi geliştirmeyi yeğliyorum.
     İyimserim çünkü; sorunlarımı umudumla karşılayıp sevgi meyveleri ektiğim saygı bahçesinde misafir edebiliyorum.
     Ben iyimserim çünkü; “genç yaş” aralığında karşılaştığım bütün belirsizliklerin beraberinde getirdiği toplumsal sorunların hepsi benim.
     Ben toplumum! Yaşayanlarımın yanı sıra ölülerim var benim. Gelecek kaygısı ağır bastığı için, akıp giden zamanın farkına varamamış ölülerim…

     Ben toplumum! Benim için umut yitirmek can yitirmekten daha vahimdir. 


önceki eser / sonraki eser