Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: bayan9472
Eser Sıra Numarası: 160218eser16



BİR GÜN MUTLAKA
Umutluyum, çünkü hürüm. Aklım, vicdanım, irfanım hür benim. Geleceğe dair hayallerim var benim. Ben daha ‘‘on sekiz’’im, kardelenim yani. Omuzlarımdaki yüke aldırmadan gözlerim ışıktan kamaşarak başımı göğe kaldırırım.
       Ben kardelenim, soğuk duvarlarla kaplı olsa da dört yanım; içimde baharı yaşarım, yaşatırım. Şimdilerde buz gibi ranzaya değse de başım elbet bir gün güneşi örtüneceğim, biliyorum. Burada gurbetteyim belki, ama yine de seni yaşıyorum, sende de sılayı. Gözlerimin önünde hayalin tütüyor, burnumda sakız ağaçlarının kokusu... Denizin mavisi gözlerinin aynası. Özledim... Çok uzaktayım, çok uzaktasın, çok uzağım… Yerlerimiz de ayrı kaderlerimiz de ve bundan payına düşeni almış ellerimiz de.
Biliyorum, ama hâlâ bekliyorum. Hürüm, hissediyorum. Mesafeler girse de aramıza umutluyum, çünkü önümde yıllar var benim. Bir gün yanına geleceğim. Boğazın kokusunu getireceğim saçlarımda ve ellerimde sarı laleler olacak, bekle beni. Ben umutluyum. Güzel günler göreceğiz, güneşli günler... Ben daha ölmedim. Zifiri karanlıkta kalsam da, göremesem de ışığı; gecemi aydınlatan yıldızlar var biliyorum... Aynı yıldıza bakamıyoruz belki, aynı havayı soluyamıyoruz ama, aynı dünyada ya bedenlerimiz buna da şükür.
Biz bir masalız. Umutluyum, çünkü masallar var hâlâ. Bana seni anlatan masallar. Her gece onlarla avunuyorum. Sen sanıyor musun ki tüm masalların ortak yanı, mutlu sonla bitmeleridir; değil, bir var, bir yok olmalarıdır bence. Bizim de senle özetimiz işte bu. Önceden vardık, şimdi ise savrulmuşuz farklı hayatlara. Her ne kadar soğuk iliğime işlese de güneş hâlâ yüzüme vurmakta ya ben nasıl umutsuz olayım? Sana geleceğim, bekle beni. Bu demir kokan koğuştan, rutubet dolu duvarları aşarak geleceğim. Ciğerlerime nüfuz ediyor rutubet kokusu. Kan kusuyorum çoğu geceler. Dayanmaya çalışarak hasretine anılara sığınıyorum. Sabrederek susuyorum, en sonunda ümidim muradına erecek biliyorum.
Yollar yolcusunu seçermiş. Kalbin pusulası bozulunca her yol yanlış, her yol yabancı, her yol çıkmaz sokak nasılsa. Aslında ben yolumu kaybetmedim, ben yollarda kayboldum. Şimdi, gönül hapishanemden sana yazmaktayım. Kalbimin pusulasını sana emanet ettim, ona iyi bak. Sen de umudunu kaybetme sakın, ben kaybetmedim ve biz kaybetmedik henüz.
       Yol bizi seçtiğine göre, bu masalın sonunda yol nereye varacaksa, işte bunu da yüreklerimiz, ellerimiz ve ümitlerimiz belirleyecek. Eller, ellerin, ellerimiz… Ellerimiz çatacak mutluluğun çatısını hayatın kıyıcığına. Tıpkı, tıpkı sakin bir gölün kıyısındaki mütevazı balıkçı kulübeleri gibi. Sonra biz ümitlerimizi yeşerteceğiz bahçesinde boy boy, renk renk… Ümitler meyveye durduğundaysa biz de elimizde sepetlerimizle, yüzümüzde aydınlık bir gülüşle ve yüreğimizde inancımızın gücüyle bekliyor olacağız tam orada ve bundan sonra güneşimiz hiç batmayacak, göreceksin.


önceki eser / sonraki eser