Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: bal0013
Eser Sıra Numarası: 160215eser08



KELEBEK
  Kozamızdan yavaş yavaş çıkıyoruz. Kanatlarımız uçabilecek kadar güçlü fakat bir o kadar da kırılgan ve tecrübesiz. Dünyada yeni olsak da her şeyin tozpembe olmadığının farkındayız. Belki huzurevine terk edilmiş yaşlı bir annenin yalnızlığını hiç hissetmedik, müebbet yiyen bir adamın beyazlamış sakallarını pis bir hapishane aynasında görmesi kadar çaresiz bir duruma da düşmedik, ama bilirsiniz herkesin derdi kendine ağır.
  Okul, sınavlar, bize dayatılan kötü eğitim sistemi hayatımızın en güzel yıllarını en kötü şekilde harcadığımızı düşündürüyor. Yeni bir şeyler öğrenmenin hazzını alamayacak kadar stres altındayız. Enerjimizin en yüksek olduğu dönemde masa başında saatlerce oturup ders çalışmak bir hayli zor. Üstelik hazırlandığımız büyük sınavlar bütün bir hayat boyunca yapacağımız mesleği belirleyecek. Ve tabii hiç kimse “kobay faresi” veya “yarış atı” olmayı istemez.
    Değinilmesi kaçınılmaz diğer bir sorun ise kuşkusuz sosyal medya. Hepimiz aktif sosyal medya kullanan “sosyal” bireyleriz(!). Bir arkadaşınızı hayatınızdan çıkarmak engelle butonu kadar yakın. Yok eğer yeni bir dost edinmek istiyorsanız fotoğraflarını beğenip, kalp öpücük ve övgü dolu yorumlarla en geç on dakika içerisinde yeni dostunuzla mesajlaşmaya başlayabilirsiniz. Bir geri kafalılık yapıp arkadaşlarımızla çay içmeye çıksak bile birbirimizin yüzüne bakmadan telefonlarımızla vakit geçiyoruz. Teknoloji geliştikçe köreliyoruz. O telefonların programlarını yazabilecek kadar zekiyiz, fakat kendimizi ve boşa geçen zamanı kontrol edemeyecek kadar eksiğiz. Demem o ki sosyal medya yeni nesil için büyük bir engel, ne yazık ki çoğumuzun aşamadığı kadar. Büyük koltuklarında oturan büyük adamlar dakikada milyonları saydıklarından önlem alınmaya da çalışılmıyor. Dünyada atılan yeni adımlardan geri kalmamalıyız elbette, fakat kendimizi frenlemezsek bize sunulan renkli paketlerde ancak düşündüğümüz gibi masum olmayan internette boş saatler geçirmeye devam ederiz.
Acımasız bir yüzyılda yaşıyoruz. Çoğu zaman katlanmanın ve kendine hakim olmanın zor olduğu bir zamanda. Ancak kozadan yeni çıkmış bir kelebek olduğumuzu anımsarsak yaşayacak iki günümüz olduğunu hesaba katmamız gerekir. Uçacağımız yolda büyük fırtınalar bizi istemediğimiz yerlere sürükleyebilir. Düşüp kalkabiliriz, hatta bazen çok sert düşebiliriz ama kalkmaya yetecek gücümüz, güçlü umutlarımız var. Geleceğe dair hedeflere, beklentilere ve bizi biz yapan düşüncelerimize sahibiz. Hissetmeyi iyi biliyoruz bir kere. Sevgimizi, nefretimizi, sevincimizi, üzüntümüzü doruklarda yaşıyoruz. Bir gün sonra ne olacağını bilmiyoruz. Belirsizlik bazen zorlayıcı olsa da yaşamanın tadı tuzu. 10 yıl sonra nerede olacağımızı bilmiyoruz, bilsek hayal kuramayacak kadar zevksiz bir  dünya olurdu.
  Daha da önemlisi bağımsızlığı için toprağa yüzbinlerce şehit vermiş bir memleketin gençleriyiz. Kurtuluş Savaşı’nı onca yoksulluğa rağmen zaferle sonlandırdık. Azmimizi bütün dünyaya duyurduk. Pes etmek, umutsuzluğa düşmek yakışmaz bu millete. Atatürk’ün gençlere   emanet ettiği vatana karşı sorumluluklarımız var.
   İşte sırf bunlar sayesinde iyimseriz, gözlerimizde ışık var, geleceğe umutla bakıyoruz. Eğer bu hayatta kanat çırpacaksak bir iz bırakmalıyız; çünkü ömrümüzü boş geçirirsek, kanatlarımız hiç çırpılmamış gibi unutulur.


önceki eser / sonraki eser