Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: aley6925
Eser Sıra Numarası: 160207eser03


                                                    NARKOZ

"İyimserim çünkü" diye başlattığı cümleyi "ben benim" diye bitirmeli insan. Pollyanna kimliğine bürünüp iyimserliğin o eşsiz iksirinden tatmalı. İksirin etkisiyle gözlerinin önündeki perdeyi kaldırıp başka bir pencereden en küçük ayrıntıdaki en küçük iyimserlik kırıntısını görmeli. Narkoza benzetmeli insan bu iyimserlik denen olağanüstü şeyi. Narkoz gibi hissettirmez, kötü olan hiçbir şeyi. Bir nevi korur seni adeta bir kalkan gibi.
Evet ben iyimserim çünkü hastanenin "Kulak Burun Boğaz" bölümünden başka bir yer tanımıyorum.

Evet onlar iyimserler çünkü yoğun bakım ünitesinde hala atan kalpleri ve onları bekleyen milyonlarca kalp var.
Halbuki onlar daha çok iyimserler toprağın o eşsiz huzur kokusu altında...
Gözlerini aç ve dünyaya bak! Göz kapakların hala işlevini yerine getirebiliyor iken.
Dokun! İyimserliğin en güzel örneği olan çiçeklere. Neden çiçeklerdir bilir misin en güzel örnek ? Kışın hepten yok olurlar yazın tümden var olmak için. Bilirler ki sürekli yaz olsaydı, güneş yakıp kavururdu onları.

Hemen dışarı çık! Başını önüne eğ! Eğer altında seni iki tekerlekli bir yaşam beklemiyorsa bardağın boş olan tarafına bir sünger çekeceksin.

Bir psikiyatristin odasının önünde bulacaksın kendini. Duyguları karanlığa gömülmüş insanlara bakıp duygularına durmaksızın meşale tutanlar gelecek aklına ama meşalelerin yanmamış olabileceği gelmeyecek. Yüzüne kocaman bir gülümseme yayılacak ve dilinden şu sözcükler dökülecek:
-İyimserim çünkü.

Annene, sevgisine koşulsuz şartsız inanman gereken tek kişiye "Hayatıma karışma!" diye kükredin adeta. Hayatın, hayatına nasıl karışacaktı aklım almıyor hala. Odana çekildin taktın kulaklığı annenin sana seslenişlerini duymamak için oysa ismini annesinin ağzından duymamayı bırak annesinin ses tonunu bilmeyenler varken.
Bir gün hastanenin onkoloji bölümüne uğrayalım seninle. Evet! Evet! Şu her gün ölmek için yaşayanların, "Ertesi gün güneşi yine görebilirim umarım" diye masum dualarda bulunan, en ufak bir şeye kocaman bir umutla bağlanan  meleklerin yanına.

Soğuk bir kış gününden şikayet ederken aklına sokağın evlat edindiği  çocuklar gelecek, ellerinden daha sıcak olan gülümsemeleri...
Elini vicdanına koyacaksın ve hissedeceksinki senin buzlar ülkesine başkent olacak bir kalbin ve o çocukların ömür boyu ellerini birbirine sürterek elde edemeyeceği bir sıcaklık var bedeninde.
Ah tabi haklısın! Gözlerin mavi değil ve hayat gerçekten çok zor.
Ben burada size "Pollyannacılık oynayalım." demiyorum. "Pollyanna olalım" diyorum. Bardağı dolu-boş diye ayırmayalım. Bardağın tamamı dolu olsun biz sadece yudumlarımıza dikkat edelim.
Son olarak şunu unutmayalım:
"Ben benim" diyenler hep narkozlu bedenler.