Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: agbn0109
Eser Sıra Numarası: 160220eser11




     OYUN HAMURU
Hayatı sorgulamak: doğduktan yıllar sonra aklıma gelen iki kelime. Eskiden hiç düşünmeden kabullendiğim, yönlendirilebildiğim düşünceler, olaylar... Benim için kurulan düzen... Önüme sürülmüş hayat... Artık o kadar da kabul edilesi gelmiyor. Sebebine gelince;  aklımdaki deli sorular. Bu sorular, içinde bulunduğum durumun tuhaflığını fark etmem sonucu beni farklı açılardan bakmaya zorluyor. O açıların en esaslısına gelecek olursak ‘ben’ kelimesi aslında içi doldurulmamış, şekli olmayan bir kalıp; kelimenin yeni yeni kazanmaya başladığı anlam ise paketinden henüz çıkarılmış bir oyun hamuru olarak nitelendirilebilir. Ancak bu oyun hamurunun şekil alması gerektiği, hiçbir ‘ben’ tarafından kolaylıkla kabul edilemediği gibi de ayrı bir gerçektir.
Nasıl geçip gittiğini anlayamadığım oyun, şamata ve okulla geçen çocukluk yıllarım süresince paketinden çıkmaya hazır kaliteli bir hamurdum. Diğer hamurlara saygım sonsuz ama ben birkaç tık önde olduğumu düşünüyorum. Kaliteli diyorum çünkü beni ailem yoğurdu. Bakmaktan çok görmeyi anlamaktan çok hissetmeyi öğrendim. Önümde her ne kadar tozpembe bir ambalaj olsa da farkındaydım. Birçok gerçeğin farkındaydım. İnsani değerlerin, kuralların, insan olmanın beraberinde getirdiği meziyetlerin… Geriye kalan ise uygulamaya geçirmek, pratik kazanmaktı. Görüş açımın tozpembe filtresi kalktığında, eskiden sessizlikle sükût bulan düşüncelerim eline megafon almış bir aslan misali kükremeye başladı. Önceden dikkat edilmesi dahi gereksiz olan şeyler, asıl dikkat etmezsem gereksiz biri olurum düşüncesiyle yer değiştirdi. Detaylar, gözlemler önem kazandı. Öncelik sıralamamdaki maddelerim yerlerini şaşırdı. Bazen sesim benden çok, bazen de düşüncelerim sesimden çok çıktı. Benimle ve bu bir türlü sonu gelmeyen sorunlarımla ise şüphesiz annem başa çıktı. O benim ilk öğretmenim, aşçım, psikoloğum, doktorum... Zihnimdeki mantığın kurucusuydu. Aristoteles’imdi. Sonu gelmeyen sorunlarıma, belirsizliklerime ve beraberinde getirdiği özgüvensizliklerime, hiç bitmeyen emekle ve özveriyle destek verdi. Güvenini ne olursa olsun eksik etmedi. Kimi zaman derin düşünce denizlerine, kimi zaman da başarılı olmak için çıktığım yolda defalarca düşünce, her seferinde elimi kavrayan şefkatli elin sıcaklığı hiç gitmedi elimden. Çünkü düştükten sonra kalkma çabasının verdiği acı, tekrar düşmeye iten en büyük etkendi. O acıya merhem olan ise yine annemdi. Tam her şeyin bir sonu olduğunu ya da hiçbir şeyin bir sonu olmadığını düşündüğümde moralimi yerine getirmek ve görüş açımı değiştirebilmek için sarf ettiği cümleler zincirini ne benim anlatmaya ne de sizin dinlemeye gücünüz yeterdi. Ve inanın bana o cümlelerle Nobel ödülüne layık bir roman yazılabilirdi…
İnsan bazen gerçekten esaslıca oturup düşünmeli, sorgulamalı. ‘Anne’ diyoruz. Saniyeler içinde telaffuzunu gerçekleştirip bitiriyoruz kelimeyi. Ancak fark edemiyoruz ki biz defalarca bu kelimeyi bitirirken anneliği üstlenmiş, seçilmiş insanlar ‘anne’ kelimesini taşıyabilmek için defalarca kendilerini bitiriyorlar. Sahip oldukları özgürlüklerden, haklardan, taşıdıkları sıfatlardan tek tek vazgeçiyorlar. Çünkü biliyorlar ki sevginin yıllardır tanımlanamayan gizli formülünü, çocuklarına gün be gün işlemenin anneliğin yapı taşı olduğunu. Çünkü biliyorlar ki kendilerini parçalamalarının; kendi parçalarının, kendilerini tamamlamalarına yardımcı olacağını. Çünkü biliyorlar ki anneliğin doğumlarından ölümlerine kadar, hesapsızca sevmek olduğunu… Ve ben iyimserim çünkü nefesinin yettiği yere kadar beni sevecek olan ruh-u bercestemin elimi hiç bırakmayacağının bilincindeyim. İyimserim çünkü kardeşimi ve beni her şeyden çok önemseyen bu insan, yaş gözetmeden bize olan sevgisini iliklerimize kadar işleyecek. İyimserim çünkü geleceğe umutla bakmamı sağlayan bu insanın gözlerine her baktığımda, şefkatini sonuna kadar hissettirecek. Ve diyorum ki umutla bakmamı sağlayan bu insan, bir gün beni gururla izleyecek…


önceki eser / sonraki eser