Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: adıgüzel5445
Eser Sıra Numarası: 160221eser44



                                                            ARTAN YAŞIM  

     Belirsizlik genç yaşımda değil, belirsizlik artan yaşımda. Bu, bilinçlenmek ile ilgili bir süreç. Çocukken, ailenin kanatları altında; yaşam, bulutların üzerinde uyumak gibidir. Yarının kötü şeyler de getirebileceğini büyüdükçe öğrenirsin. Anlamsız bir eksiklik duygusu eşliğinde beyninde yüzlerce karınca dolaşır.-Hangi üniversiteye gideceğim? Ben kimim ve bu hayatta neyim? Para kazanmalıyım ve çok çalışmalıyım gibi… Bunlar yetişkinleşmenin ve biraz da yaşanılan çağın bize getirdikleri.

    Upuzun lafların kısası; büyümekle başladı, hayatı anlamlandırma serüvenim. Sancılı bir süreçti çünkü muhakeme yapmaya başlamamla önceleri bütün benliğimi oluşturan ve sevgiyle bağlı olduğum pek çok düşüncede yanıldığımı kabul etmem gerekti. Sevgiyi, merhameti, iyiliği; kendimle beraber tüm insanlığı sorguladım. Gidişat içime sinmiyordu, aslına bakarsak bu keşmekeşten memnun olan birini de henüz tanımadım. Esasında çoktan kabullenmiştim hep şenlik olmayacağını. Ve biliyorum, acılar mutlulukları besler biraz da. Ama bizim bahçemizde sadece elem çiçekleri büyüyor. En büyük felaketleri bile durduracak kudrete sahip olmamıza rağmen, televizyonun karşısında “ Vah, vah!” demenin ötesine geçmiyoruz. Bu hiçbir şey yapmadan her şeyin karşısında koruduğumuz kaskatı tavrı nasıl içime sindirebilirdim ki zaten? Biliyorum, herkes ekmeğini yarıya bölse bitecek açlık. Ya da el ele tutuşsak son bulacak tüm savaşlar. Hepimizi yok edemezler ya; zaten kaç kurşun vardır ki, düşer mi bir tane hepimizin payına? Sanki Sabahattin Ali romanı gibiyiz; eksik, buruk, tepkisiz.

Büyümek bu kadar korkunç mu? Bu durumu geceden, kuşluk vaktine doğru bir yolculuk olarak görüyorum. İyimserlik ve umut konulu bir yazıda belki de bu yüzden bu kadar kötümserlik geçti. Yine de zaman her şeye rağmen akmaya devam etti; yeni bir pencereden bakmam gerektiğini ve küçük şeylerle de mutlu olunabileceğini artan yaşımla öğrendim. Mesela hayvanlara kürkü için işkence eden insanlar da var ama başka bir pencerede, canı pahasına sel sularına atlayıp yavru bir kediyi boğulmaktan kurtaran adam, onu nasıl görmezden gelirim? Yaşlı bir amca, okyanusa sızan kimyasal atıklar penguenlerin derisine yapışıp onları öldürüyor diye yüzlerce penguen kazağı örmüş. Bir fotoğraf var, ayakkabısı olmayan fakir bir kıza kendi ayakkabılarını çıkarıp veren turist hakkında. Benim aklıma iyilik denilince bu insanlar geliyor. Belki kökünden değiştirmiyor yaşamı ama hayata inancımı geri kazandırıyor.  Nazan Bekiroğlu’nun da dediği gibi: ”Dünya dönüyorsa hala, güzel insanların hatırına dönüyor. Ve güneş kızarıp battığı halde güzel insanların hatırı için sapsarı doğuyor. “


     Kötüyle kötü olmak, zorlukların karşısında yılmak kolay. Nitekim hayatın eğlencesi, mücadele edip güçlenmekte saklı; inandığın şeylerin peşinde, saçını dağıtarak koşmakta….  İyimserim çünkü hayata karşı isyanım bu! Kışın ortasında açan çiçekler kadar, gökyüzünün çılgın mavisi kadar, hayallerim kadar iyimserim. Beylik bir deyişle, elim ayağım tutuğu kadar. Geceyi süsleyen yıldızlar kadar. Küçük mutluluklar kadar. Bir yüzünün yaralı olduğunu bildiğim, düzeni bozuk dünyaya inadımdan iyimserim ! Umudumu, ufka uçan kuşların rüzgârına saldım. Ben büyüyorum ve yarını beklemekten korkmuyorum. Pencerelerim açık, ne var ne yoksa dolsun içeri !