Konusu

Genç yaşınızın tüm belirsizliklerine rağmen, ileriye umutla bakmanızı sağlayan etkenleri bizlerle paylaşınız. İyimserim çünkü...


26 Şubat 2016 Cuma

Yazar Rumuzu: abıhayat0825
Eser Sıra Numarası: 160218eser09



UMUT ÇİÇEKLERİ
      İyimserlikten bahsederek başlamak isterdim sözlerime. Ben de büyütmek isterdim huzur kokan topraklarda umut çiçeklerini... Sevgi ikliminde yağdırmak isterdim çiçeklerin üzerine insanların hayallerini... Her mevsimin barış olmasını dilerdim. Sanırım yaşadığım dünyadan çok şey istedim. Çünkü umut çiçeklerini soldurdular iklimi ise soğuttular. Çiçekler, susuz ve açlıktan ölen çocukları gördüğü için soldu. Çünkü onların adı umut çiçekleriydi. Çocukların umutlarını temsil ediyorlardı. Sevgi iklimini ise masum insanları öldüren o kalpsiz ve zavallı insanlar soğuttu. Anlam veremiyorum bu insanlara. Birlikte kardeşçe, huzur kokan topraklarda yaşamak varken nedir bu bitmeyen kavga? Bir avuç toprak için mi insanlar ölüyor? Çocuklar kimin için babasız kalıyor? Hayvanları öldürerek, doğayı kirleterek ellerine ne geçiyor? Haberlerde her gün günahsız çocukların ölümünü izlerken "ben iyimserim." demek bana bencilikmiş gibi geliyor.
Bunlara rağmen bir gün ülkem bütün olmayı başaracak. Güneşin doğduğu yerle battığı yer arasında bir fark kalmayacak. Bunu da Doğu-Batı ayrımı arasında sıkışmış fakat içlerindeki umut çiçeklerini soldurmamış çocuklar yapacak. O büyük yangının küllerinin arasında bir çiçek gibi filizlenen, görmezlikten gelinen, ayakkabısı yırtık, pantolonu yamalı diye hor görülen, soğuk savaşların arasında minicik elleriyle tutuğu defteriyle okula koşan, temiz ve sıcak kalpli o çocuklar başaracaklar. O minik eller bir gün büyüyecek ve başka minik ellere kalem tutmayı, Doğu-Batı ayrımının sadece coğrafi bir özellik taşıdığını öğretecek. O çocuklar, beyinlerini yıkamaya, eline kalem yerine silah tutturmaya çalışan o insanlara inat başaracaklar, daha doğrusu, başaracağız bunu. İşte ben bu yüzden iyimserim.
Umutla bakıyorum geleceğe çünkü bir gün kanunlarda yazdığı gibi insanların zihniyetindeki terazide de kadın-erkek eşit olacak. Memleketimin bir köşesinde on bir yaşındaki çocuk Gelin Ayşe'nin kardeşi, Mehmet sağlayacak eşitliği. Çünkü Mehmet yaşının sekiz olmasına rağmen biliyordur ablasının elinden kırk beş yaşındaki akıl yoksulu o adam yerine kendisinin tutması gerektiğini... Gözleri önünde babasının annesini öldürdüğünü gören Merve sağlayacak eşitliği. Çünkü Merve biliyordur erkekliğin güçle değil saygıyla ölçüldüğünü... Ve bunu sadece Mehmet ve Merve değil hep birlikte başaracağız. İşte o gün geldiğinde minibüse korkmadan tek başımıza binebileceğiz, özgürce sokağa çıkabilecek ve istediğimiz gibi giyinebileceğiz. Biz bunu Ayşeler, Cansular, Merveler, Özgecanlar için yapacağız. İşte ben bu yüzden iyimserim.
İnanıyorum bir gün savaşlar son bulacak. İnsanlar sebepsizce birbirini öldürmekten vazgeçecek. Bu savaşları durduracak olan ise savaşlar arasında unutulmuş, kendisine doğrultulan namlu karşısında buğulu masum gözleriyle etrafa anlamsızca bakan, kara bulutların arasında güneş gibi aydınlık olan o çocuk başaracak ve o çocuk bunları yaparken tek bir amaç için çabalayacak. Nazım Hikmet, o çocuğun amacını bir dizesinde özetlemiş ve şöyle bahsetmiştir: "Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler." İşte ben bu çocukların şeker yiyebileceği günleri göreceğim için iyimserim.
Bir gün tüm dünyada dil, din ve ırk ayrımı yapılmayacak. İnsanların teninin rengine değil de kalbinin rengine bakılacak. Bunu başaracak olan ise dili, dini, ırkı aynı olmayan iki çocuk arasındaki arkadaşlık bağıdır. Çünkü o çocuklar biliyorlardır birbirlerinden farklı olmadıklarını. Sevinçleri, üzüntüleri aynıdır. İkisi de her gece uyumadan önce bulutların üzerindeki şekerden evlerinin içinde hiç bitmeyecek kadar çikolatalarının hayallerini kurarlar mesela. Her şeyleri bu kadar aynı olduğuna göre farklılık neye, kime göre? İşte bu iki çocuğun dostluğu benim geleceğe umutla bakmamı sağlıyor. İşte ben bu yüzden iyimserim.
İnsanlar bir gün bencilce davranmaktan vazgeçip, dünyada tek başına yaşamadıklarının farkına varacaklar. Hayvanseverlikten bahsederken kürklerinin içinde dolaşmanın ne kadar anlamsız olduğunu anlayacaklar. "Doğayı koruyalım!" diye haykırırken bir yandan da ağaçları kesmenin ne kadar çelişkili bir durum olduğunun farkına varacaklar. Kendi sonlarını, kendi sonları olmasa bile gelecek nesillerin sonunu getirdiklerini idrak edecekler. Sahip olduğumuz oksijenin bazı şeylerden daha değerli olduğunu anlayacaklar. İşte ben bu yüzden iyimserim.
       İyimserim çünkü yarınlarda yaşıyorum. Geçmişteki ve bugünümdeki acılarımı, üzüntülerimi vanilya kokan defterlerimde saklıyorum. Her tozlu sarı sayfasında hayallerim umutlarım yatıyor. İşte o hayaller deniz kokusunu içime sindiriyor. Bir de o defterin içinde kocaman bir dünyam var benim ve o dünyada herkes çok mutludur. Çünkü oradaki insanlar kardeşçe, birlik beraberlik içinde yaşamayı öğrenmişlerdir ve umut çiçeklerini birlikte yetiştiriyorlardır. Kadın- erkek eşitliği vardır o dünyada. Tabi ki bu eşitlik kağıtlarda değil vicdanlarda. İnsan canı ucuz değildir orada. Çocuklar silah kullanmak yerine oyuncaklarla oynarlar. Ve oradaki insanlar, dünyadan başka yaşam alanımız olmadığını bilirler. İşte ben bu yüzden iyimserim. Şimdi olmasa bile biz olduğumuz sürece bugünleri görmemiz yakındır. Çünkü hayaller bizi gerçeklere yaklaştırır...


önceki eser / sonraki eser